REMZİ BUDANCİR
Demokratik İslam Kongresi hazırlık komisyonu üyesi Ayhan Bilgen, “Türk İslam anlayışına tepki olarak Kürt İslam anlayışı ile hareket etmek son derece risklidir” dedi. Öcalan’ın 2013 Newroz mesajında öne çıkan dini söylemin Alevilerde yarattığı rahatsızlığı, “tarihsel travmalardan kaynaklı kaygı” olarak nitelendirdi. Bunun özellikle Alevilerle Kürtlerin arasını açmak isteyen çevrelerin sistematik kampanyaları üzerinden de okumak gerektiğini savunan Bilgen, “İslami çevrelerin kendi içinden “öteki” sayılanlara yönelik bir söz üretilmelidir. İslami çevrelerin, Alevilerin kaygılarını önemsedikleri ve taleplerini desteklediklerinin mesajını vermeleri beklenir” dedi.
PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın önerisi ile gündeme gelen ‘Demokratik İslam Kongresi’ alt yapı çalışması tamamlandı ve kongrenin gerçekleşme tarihi 10-11 Mayıs tarihi olarak belirlendi. Ulusal Kürt çevreleri kongrenin ‘Kürdistani’ olmamasını eleştirirken, sol ve sosyalist çevreler ise Kürt siyasal hareketinin dini çizgiye kaydığına yönelik kaygılarını dile getiriyor. Öcalan’ın 2013 Newrozundaki dini vurgu Alevilerde kaygı oluşmasına neden oldu. Son iki yılda gelişen muhafazakâr söylem, ‘Türk İslam sentezi gibi, ‘Kürt İslam sentezi ‘mi oluşuyor sorusuna akıllara getirdi. Diğer bir eleştiri konusu ise çok farklı inanç guruplarının yaşadığı coğrafyada, ‘Dinler kongresi yerine, sadece İslam Kongresinin yapılması oldu. Demokratik İslam Kongresi çağrıcısı ve hazırlık komisyonu üyesi Ayhan Bilgen, kongrenin yapılma amacını ve neden böyle bir kongreye ihtiyaç duyulduğuna ilişkin sorularımızı yanıtladı.
Tigrishaber: “Demokratik İslam Kongresi’ne den ihtiyaç duyuldu?
Ayhan Bilgen: -Öncelikle ifade etmeliyiz ki daha önce farklı grupların birlikte katıldığı inanç çalıştayı ve her inanç grubunun ayrı ayrı yaptığı Ezidi, Alevi ve İslam konferansları, önümüzdeki hafta gerçekleşecek olan Demokratik İslam kongresinin alt yapısını oluşturmaktadır.
Ortadoğu’da yaşanan şiddet ve bunun inançsal arka planı ile nihayet Türkiye’de din-iktidar ilişkisinin çarpıklığından kaynaklı sorunlar bu kongrenin temel motivasyonunu oluşturmaktadır. Din adına, İslam adına yapılanlarla yüzleşmek ve Ortadoğu’da özgürlük, adalet ve barışın inşasında İslam düşüncesinin nasıl bir katkı sunabileceğini tartışmak, son derece doğal bir arayıştır.
‘Neden Kürt İslam Kongresi’ değil de, sadece ‘Demokratik İslam Kongresi’. ‘Kürdistan’ ifadesinin olmamasına yönelik itirazı nasıl değerlendiriyorsunuz?
-Geçtiğimiz yıllarda Kürdistan İslam konferansı yapılmış ama Kürt bölgesi dışından da katılım ile daha çok evrensel mesajın ele alınacağı bir kongre hedefleniyor. Türkiye’nin demokratikleşmesi ve İslam’ın bir bölge yada ulusal kimliği aşan boyutları ile ele alınması öngörülüyor. Elbette Kürtler yada Kürdistan ile sınırlı etkinlik de düşünülebilir ama düzenlenecek olan Demokratik İslam Kongresinin bunu aşan bir rol üstlenmesi gerekmektedir. Kaldı ki genel olarak İslami çevrelerdeki ayrışma Kürdistanlı yada Kürt olup olmamanın ötesinde demokrasi, barış, özgürlük gibi değerlerle kurduğu ilişki üzerinden şekillenmektedir.
Kürtler İslami çizgiye mi kayıyor? Öcalan'ın geçtiğimiz yıl Diyarbakır Newrozundaki mektubunda Alevilerden bahsetmemesi ciddi tepkilere neden olmuştu. Alevilerin İslam ile ilgili yorumları ışığında, yani bir kısmının kendilerini İslam içi yada dışı görmelerinin, bu kongreye nasıl yansıyacağını ya da nasıl yansıması gerektiğini düşünüyorsunuz?
-Bir önceki Newroz mesajı üzerinden dillendirilen tedirginlik ve Kürt sorununun çözümü için sürdürülen diyalog, özellikle Alevi çevrelerde tarihsel travmalardan kaynaklı kaygıların gündemleşmesine neden oluşturmaktadır. Gayet tabi bunu özellikle Alevilerle Kürtlerin arasını açmak isteyen çevrelerin sistematik kampanyaları üzerinden de okumak gerekir. Ortadoğu’da din gerçeğini görmezlikten gelerek bir toplumsal dönüşüm ve siyasal mücadele yürütmek kolay değildir. Kaygı duyulan dini bağnazlık ise Kürt siyaseti ve toplumunun kendi iç çoğulculuğunun güçlü mekanizmaları olduğu göz ardı edilmemelidir.
Aleviler bu kongrede kendilerine yer bulacak mı?
-Alevilerin nerede duracağı, İslam’ın içinde mi dışında mı oldukları tartışması, tümüyle Alevilerin kararını vereceği, tercihini kendilerinin yapacağı bir konudur. Bizim onları iç kırılmalara zorlayacak dayatmalarda bulunma hakkımız olamaz. Kendini içinde gören sözünü o eksende söyleyebilir yada tersini düşünen de son derece özgür biçimde kendi konumunu tarif edebilmelidir.
Biz kongre hazırlığında bu konuyu Alevilerle tartıştık ve tercihin kendilerine ait olduğunu ifade ettik. Ancak şüphesiz İslami çevrelerin kendi içinden “öteki” sayılanlara yönelik bir söz üretilmelidir. Başta Rojava’da Suriye’de yaşanan gelişmeler olmak üzere bir çok konu, İslami çevrelerin, Alevilerin kaygılarını önemsedikleri ve taleplerini desteklediklerinin mesajını vermeleri beklenir.
Türk İslam sentezi anlayışı tartışma konusuyken, Kürt siyasetinin dini vurgular yapması ‘Kürt İslam sentezi mi’ gelişiyor sorularını akıllara getiriyor. Sizce Kürt İslam Sentezi mi geliştiriliyor?-Toplumsal muhalefet hareketlerinin eleştirdikleri iktidarın tarzını yeniden tekraren üretmeleri doğru bir tepki değildir. Türk İslam anlayışına tepki olarak Kürt İslam anlayışı ile hareket etmek son derece risklidir. Kürtlük ve İslam sentezlenecek iki unsur değildir. Elbette bazı kesimler kendini kimlik olarak böyle tanımlayabilir ama iktidarın bir kötü taklidi olmak Kürtlerin arayışını geriye götürür.
Üç yüz delege katılacak
Katılım için hangi kuruluşlar davet edildi. Davet görülürken hangi kriter esas alındı?
-Elbette İslam inancının farklı yorumları ile birlikte ele alınması gerekir. Kongrede muhtemelen Şafi katılımı çok daha yoğun olacaktır. Biz bir teoloji tartışması yapmayacağımız gibi İslam’ın teknik iç yorum ayrışmalarını ana günden yapmayacağız. Bir ibadet fıkhı tartışması yapmak değil bu kongrenin buluşma nedeni. İslam düşüncesi içinde gelişen farklı yorumları görünür kılmak belki bir İslam tarihi toplantısında uzun uzun değerlendirilebilir. Bu anlamda bazılarının iddia ettiği gibi İslam’da reform yapma hevesi de söz konusu değildir.
Kongre delege sistemi üzerinden çalışacaktır. Dolayısı ile katılım daha çok yerel forumlardan seçilen delegeler üzerinden şekillenmiştir. Üç yüz civarındaki delegeler arasında Irak, İran, Suriye ve Avrupa’dan gelenler yanında, farklı vakıf ve dernek mensupları, medrese yada tasavvuf çevreleri ile bu konulara kafa yoran akademi ve basın mensupları yer alacaktır.
Kutu
Bilgen: Türk İslam anlayışına tepki olarak Kürt İslam anlayışı ile hareket etmek son derece risklidir. Kürtlük ve İslam sentezlenecek iki unsur değildir.
Ortadoğu’da din gerçeğini görmezlikten gelerek bir toplumsal dönüşüm ve siyasal mücadele yürütmek kolay değildir. Kaygı duyulan dini bağnazlık ise Kürt siyaseti ve toplumunun kendi iç çoğulculuğunun güçlü mekanizmaları olduğu göz ardı edilmemelidir
“İslami çevrelerin kendi içinden “öteki” sayılanlara yönelik bir söz üretilmelidir. İslami çevrelerin, Alevilerin kaygılarını önemsedikleri ve taleplerini desteklediklerinin mesajını vermeleri beklenir”