Bir zamanlar futbolun kurallarını çok yakından takip etmeyen kadınlarımız da vardı.
Ofsayt nedir, faul ne zaman olur, hakem neden düdük çalar… Herkesin futbola ilgisi aynı değildi elbette.
Ama Amedspor’la birlikte tribünlerde güzel bir değişim yaşandı. Kadınlar tribünleri doldurdu, takımlarına sahip çıktı, futbolun heyecanını doyasıya yaşamaya başladı.
Diyarbakır’da annesiyle maça gelen kız çocuğu da vardı, arkadaşlarıyla tribüne koşan genç kadın da…
Hepsi aynı heyecanda buluştu.
Amedspor belki kadınlara ofsaytı da öğretti ama mesele bundan çok daha büyüktü.
Amedspor, kadınların da futbolun ayrılmaz bir parçası olduğunu gösterdi.
Yıllarca futbol daha çok erkeklerin ilgi alanı olarak görüldü. Oysa top yuvarlak, heyecan ortak, sevda ortak…
Kadın da sever, kadın da takım tutar, kadın da maçın en kritik pozisyonunu tartışır.
Bugün tribünde tezahürat yapan kadınlar, sadece takımlarına destek vermiyor; aynı zamanda kendilerine ait bir alan oluşturuyor. Sevinçlerini, üzüntülerini ve heyecanlarını binlerce insanla paylaşıyor.
İşin güzelliği de burada!
Amedspor’un tribünlerinde kadınların çoğalması, futbolun herkesi bir araya getirebildiğinin güzel bir örneği.
Bir zamanlar futbola uzak duranlar bugün maçın heyecanına ortak oluyorsa ne mutlu!
Çünkü mesele kimin ofsaytı bildiği değil, kimin bu sevdayı yüreğinde taşıdığıdır.
Amedspor kadınlara ofsaytı öğretti belki ama bize asıl şunu gösterdi: Kadınlar hayatın neresinde olmak istiyorsa orada olmalı; tribünde de, sahada da, yönetimde de!
Futbolun da hayatın da yarısı kadınsa, onların sesi her yerde duyulmalı.
Ve unutmayalım: Bazen bir futbol takımı, insanları bir araya getirmekle kalmaz; yıllardır aramızda duran duvarların da yıkılmasına vesile olur.
Amedspor’un kadınlarla büyüyen tribünleri de bunun en güzel örneklerinden biri değil mi?