ANILARDA KALAN ŞEHİR

Mümin Ağcakaya

Sur’u gezdiğimizde öncesi ve sonrası diye iki ayrı zaman dilimine ayırarak görmek gerekiyor. Yıkımdan önce gezdiğimizde veya başka illerden ziyaretimize gelen bir dostumuzu dolaştırdığımızda; eski evleri, daracık sokakları, tarihi yapıları anlata anlata bitiremezdik. Biraz da  bilgimiz varsa tarihin derinliklerine dalarak, bu yapıların geçmişine ait misafirimize bilgiler vermeye çalışırdık.

 

Öncesinde capcanlı bir yaşamın olduğu sokakların, evlerin bulunduğu yerler artık dümdüz tarlaya dönmüş durumda. Gelecekte bu alanlar beton binalarla dolacak. Artık daracık sokakları, bazalttan yapılma avlulu taş binaları olmayacak. Sonradan bitme beton binalar bu boşlukları dolduracak. Burada yaşayanların artık dedelerinin, babalarını, analarının; hatta kendi çocukluklarının geçtiği; anılarının yaşandığı; gelecek hayallerinin kurulduğu evlerden, avlulardan, sokaklardan hiçbir iz kalmayacak. Çünkü enkazlar kamyonlara yüklenip götürüldüğü Hevsel Bahçelerinin yamaçlarına döküldü. Sur’un ara sokaklarını dolaşırken rastladığımız, kaç bin sene önce yapıldığını bilemediğimiz tarihi eserlere, bazalttan yapılmış konakların taşlarına dokunduğumuzda kendimizi şanslı ve mutlu hissediyorduk. Şanslı sayılırdık çünkü neredeyse insanlığın en eski yerleşim yerlerinde dolaşıyorduk. Buraları görmek için insanlar dünyanın bir ucundan kalkıp geliyorken bizler her an, her istediğimizde görebileceğimiz, adeta avucumuzun içinde duran tarihle iç içeydik. Kaç kuşaktır bu evlerde yaşayan, türkülere hatta öykülere konu olmuş birçok hayat hikâyesinin anlatıldığı bu mekânlar artık yok. Yok, olan bu tarihin yerine; onlara benzetilmeye çalışılan ancak onlar gibi olamayacak, tarihinden ve yaşamından koparılmış yeni yapılar alacaktır. Yeni yapıların sakinleri kimler olacak henüz belli değil. Sur Toledo olacak deniliyordu. Ancak görülen o ki, yeni Sur ne Toledo olmaktan oldukça uzak. Görülen o ki, Sur artık tarihin kalbine gömüldü. 

Gelecekte birileri, tarih olmuş bu mekânlardan bahsederken; büyüklerin çocuklarını uyutmak için anlattığı masallardaki gibi; bir varmış bir yokmuş la başlayacaklar. Öncesi gibi içten gelen coşku ve övünçle değil; insanın içini kaplayan acı ve hüzünle.

Sur kaç bin yıllık tarihin derinliklerine uzanan bir yapıya sahipken; bu tarihi yer, artık anılarda yaşayacak.

 

 

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.