Artık ‘Sayın Başkan’ diyelim

Süleyman ÇİFTÇİOĞLU

Şimon Perez neymiş de haberimiz yokmuş! Biz kendisini eli kanlı bir terör devletinin eli yüzü kanlı bir cumhurbaşkanı olarak bilirdik. Böylesi bir terör devletinin başında bulunan bir şahsın da ancak öldürmeyi iyi bildiğini zannederdik. Halt etmişiz ! adamcağızın günahını almışız.meğer başka ne çok şey  biliyormuş. Biri öyle söylüyor. Çünkü kim o biri ? yok…yok  Samuel Chelsuk isimli bir İsrailli yetkili değil. Bizim eski Yargıtay başkanımız, Sami Selçuk !

Kendisi daha önceleri demokrasi ve insan hakları konularında toplumu aydınlattığı gibi bu sefer de STV’de katıldığı bir programda Erdoğan’ın Davos’taki tarihi ‘One Minute’ çıkışının altındaki psikolojiyi deşifre ederek, bizleri aydınlattı meğersem…

Bu Şimon Perez denilen adam çok dolu birikimli, deneyimli, özellikle de (Filistinlilere karşı ) son derece kibar bir devlet adamıymış. Tayyip Erdoğan bu kültür abidesi ile başa çıkamayacağını anlayınca, hırçınlaşmış ve o malum çıkışını yapmıştı ! Davos’taki çıkışın psikolojik alt yapısının tartışılmasının bile abes olduğunu çok iyi bildiği halde Pensilvanyalı zatın direktifi ile malum kanalda (Dilipak’ın deyişi ile) harakiri yapması; işte asıl incelenmesi ve tartışılması gereken patolojik durum Sami Selçuk’un içinde bulunduğu durum olsa gerek.Anlaşılan o ki Recep Tayyip Erdoğan’ın köşke çıkma ihtimali Pensilvanya ve arkasındaki dünya derin devletini paniğe sokmuş durumda. Dün Haşim Kılıç, bugün Sami Selçuk; yarın kim bilir daha kimler neler yumurtlayacaklar.

Söz buraya gelmişken,Cumhurbaşkanlığı meselesine değinmekte yarar var. Bir süredir Ağustos ayındaki Cumhurbaşkanlığı seçimi gündemi işgal etmeye başladı. Görüldüğü kadarıyla Erdoğan, köşke çıkma eğiliminde. Fakat bu hali ile köşk onun hayalini kurduğu yeni Türkiye’yi inşa etme yolunda yeterli bir enstruman değil. Başkanlık yada yarı başkanlık sistemi için bir takım yasal düzenlemeleri yapıp yetiştirmek de pek mümkün görünmüyor neredeyse. O takdirde ne olacak? Sanıyorum Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanlığı dönemindeki bazı uygulamaları ve son paralel yapıya karşı verilen mücadelede isteksiz tavırları Erdoğan’ın köşke çıkmasını zaruri hale getirdi. Abdullah Gül’ün bilerek olmasa bile paralel yapının devlet içinde yuvalanmasına katkıda bulunan uygulamaları oldu maalesef. Sadece Dicle üniversitesine yaptığı rektör ataması bile bu durumu açıklamaya yeter de artar bile. Prof.Dr. Fazıl Hüsnü Erdem hocayı ataması hakkaniyete daha uygun olduğu halde, sanırım paralel yapının yönlendirmesi ile Jale Saraç’ı rektör olarak atadı. Sonuçta 5 yılda üniversiteye 500 paralel yapı elemanı yerleştirilmiş, kuvvetle muhtemeldir ki, bir çok atama da bu şekilde yapıldı. Ve paralelin değirmenine su taşındı. Bu durumda Erdoğan’ın köşke çıkması da farz oldu. İlk defa halk tarafından seçilen bir cumhurbaşkanı olacağı için de klasik davranmak mecburiyetinde olmayacaktır. Ayrıca Ak Parti ile bağını koparmadan hatta partiyi yönlendiren, yöneten bir konumda olması da yadırganmayacaktır. Şahsımca sayın başbakan’ın böyle bir köşke çıkmasında hiçbir mahsur bulunmamaktadır.

 Siz ne dersiniz ???  

 

 

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.