Başörtüsü yasağıyla başlayan tartışmanın siyasi suçlamalara ve medya üzerinden karşılıklı mesajlara dönüşmesi, Türkiye ve Azerbaycan arasındaki gerilimi tırmandırmaya devam ediyor. Türkiye’nin itidal çağrıları yapmasına karşı Azerbaycan tarafında iktidara yakın medya ajansları ve akademisyenler her gün durumu daha da tırmandıracak beyanatlar veriyor. Gerilim, 21 Eylül 2026 da Azerbaycan hükümetinin bakanlar kurulu kararıyla kılık kıyafet kanunu ve ilk okul ve ortaokullarda başörtüsüne yönelik yasak kararının ardından Türkiye'de yükselen tepkilerle başladı. İki ülke arasındaki anlaşmazlık, eğitim ve dini özgürlükler konusundaki tartışmaların ötesine geçerek siyasi nüfuz, egemenlik ve bölgesel liderlik meselelerine uzandı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'ndaki konuşmasında Müslüman kız çocuklarının eğitimine engel çıkaran ülkeleri eleştirmesi, durum adeta diplomatik bir krize dönüştürdü. Peki bu kriz olağan hayatın akışında organik kendiliğinden reesen mi gelişti, yoksa bu kaosu biri organize mi etti, meselenin can alıcı noktası burası. Azerbaycan İsrail ilişkileri özellikle son 10 yıldır çok farklı bir boyutta ulaştı. İsrail petrol demir çelik ve petro kimya ürünlerinin hemen hemen her kaleminin ham maddesini Azerbaycan’dan tedarik ediyor, ve burum Azerbaycan ekonomisine devasa bir ivme kazandırıyor. Şöyle ki Azerbaycan İsrail ilişkileri bu boyuta ulaşmadan bir Manat 1.5 lira iken son on yılda Manat nerdeyse 30 dolarla yarışır hale gelmeye başladı. Şu an Azerbaycan para uluslarası paritede dolarla denk iken Türk lirası karşılığı 30 lira. Bu ekonomik değerin bu küresel alım gücünün arkadaşında şüphesiz yahudi lobisi var. Bu durum Azerbaycan’ın İsrail dış politası güdümünde pozisyon almasını beraberinde getiriyor. İsrail’in Türkiye’nin dış politikada ortadoğuya neoislamcılığı ihraç ederek yayılımcı bir strateji gütmesine karşı Azerbaycan’a bu kararı aldırması, bu gerilimin organik değil planlı olduğunun çoklu olasılıklarından en ağır basanı. İsrail, eskiden bütün dış politikasını İran üzerinden kurgular, İran’a göre pozisyon alırdı, burum 2026 İran savaşı sonrasında değişti. İsrail artık İran’ı bir bölgesel ve kürsel güç olarak görmüyor, İsrail artık Türkiyeyi bölgesel ve küresel güç olarak görüyor, bu yüzden sık sık Türkiye’nin yakın ilişkileri olan ülkeler üzerinden kaos organize etmesi önümüzdeki dönem daha sık karşılaşacağımız bir durum olacaktır.
Perde arkasında organize edilen bu kaosun son perdesi önümüzdeki günlerde Ankara’da yapılacak olanTürk Devletleri Teşkilatı Zirvesi'nde açılacak. Şu an Türk tarafı (KÜRŞAT ZORLU) Aliyev’in zirveye katılacağını deklare etti ama Azerbaycan hükümeti henüz Ekim sonunda Aliyev’in Ankara’daki zirveye katılıp katılmayacağı konusunda net bir tarih beyan ya da açıklama yapmadı.