Belediye, 65 yaşımı test etti

NACİ SAPAN
Diyarbakır’da da, Ankara’da da tercihim toplu aşıma araçları. Ankara için otobüs kartım var, yıllar öncesinden almıştım, zaman zaman tazeliyorum. Diyarbakır’dan almak hiç aklıma gelmemişti. Genelde yürüyüşü tercih ettiğim için, yorulduğum yerden de minibüse biniyorum.
Eskiden sarı basın kartı, şimdi ise Turkuaz basın kartı üzerinden alınıyor ücretsiz otobüs kartı.
Öyle avantacı gibi sanmayın, yurttaşlık ve mesleki haklarımızdan kaynaklı bir durum bu. Yurttaş olmanın bütün gereklerini yerine getirince haklarımızı da kullanmak gerektiğine inanıyorum.
Bütün mesele bu kadar açık, net, şeffaf!
Sabah Ofise yürüdüm, hindici Zahit ustanın hindi suyuyla yapılmış çorbasını içtim.
Belediye konuk evinin önünden geçerken kart dolum ve basım merkezinin mesaiye başladığını görünce aklıma ‘ücretsiz otobüs kart’ almak geldi. Girdim, danışmadan sordum, ‘Kimlik fotokopilerini çek, getir, kartını al’ dediler. Öyle yaptım.
Köşedeki büfeden fotokopi çektirdim, ücret sordum, ‘3 TL ‘ dedi.
Çok az dedim, büfeci yanlış anladı beni, ‘İstersen hiç verme’ dedi.
Gerilimi hissettim, durumu yumuşatmak gerekiyordu.
‘Yanlış anladın dedim, çok ucuz gerçekten, bu sabah bile her şeye zam geldi, harçlar arttı, pasaport, noter harçları, bedelli askerlik, tepeden tırnağa zam furyası var, sen 3 TL diyorsun’ ..
Durum yumuşadı, o beni ben de onu anladım.
Karşılıklı konuşunca ortaya şehir çocuğu jargonu da çıktı, gerilim sıfır noktaya düştü.
Yine de 5 TL uzattım, ‘tamamdır’ dedim.
Esnaf namuslu, ‘olur mu, hakkımız neyse o’ dedi, 2 TL’yi geri saydı avucuma.
Şehir çocuğu, gözü de tok, ‘ekmek parası çıksın yeter’ diyen yiğitlerden.
Neyse asıl mesele buradan sonra başladı. Otobüs kartı için evrakları uzattım, bankodaki hanımefendi, ‘Emekli misiniz’ diye sordu, ‘Evet’ dedim. Niye 65 yaş kartı almıyorsunuz da basın kartı alıyorsunuz’ diye sordu.
Şok oldum, 65 yaş hiç aklımda olmayan bir durum, farkında dahi değilim, gayri ihtiyari sordum, ’65 yaşım dolmuş mu?’ ‘Evet’ dedi. Olsun, ben mesleğimle ilgili işlem yapmak istiyorum, gazeteci kartı alayım’ dedim.
Olmadı, ‘emekliyseniz bu kart olmayabilir, amirime sorayım’ dedi. Emekli olduğum için gazetecilik yapamayacağıma, bu nedenle basın kartımın olmaması gerektiğine kanaat getirdiğini anladım, ‘Bu sürekli basın kartı, benim gibi uzun yıllar gazetecilik yapana veriliyor’ diye izahatta bulundum, olmadı, yine de amirinden onay almaya gitti. Bir süre sonra beni amirin odasına çağırdı, gitti yerine.
Yetkili arkadaşta ısrarlı, ‘emeklisin, emekli kartı al’ diyor. Neyse uzatmayayım, ‘Arkadaş, gazeteciyim, mesleğimle ilgili kart almak istiyorum. Emekliyim, ancak gazetecilikten henüz emekli olmadım, yazıp, çiziyorum. Bu şekilde kart veriyorsanız verin, yoksa almayayım, çekip gideyim’ dedim.
Şekerimi de kontrol altında tutuyorum, basit kart yüzünden hadise çıkmasın, yanlış anlaşılmalara mahal vermeyelim.
‘Kayyum yönetimi beni iyi tanır, gazetecilikten emekli olmam, edemezsiniz, daha yapacak, çok işimiz var’ da diyemedim, desem iş çok uzardı. Yetkili, kâğıtları uzattı, ‘Tamam’ dedi. Döndüm, bankodaki hanım efendiden kartımı rica ettim ve aldım. Bu arada, Ankara EGO’dan aldığım kartı da gösterdim, ikna olmuş gibi göründüler, ancak olmadıklarından eminim.
Ama, 65 yaşımı belediye aracılığıyla dün test etmiş oldum. Evet, 65 yaşındayım, gazetecilik pratiğinden emekli olmayı da hiç düşünmüyorum, çünkü yapacak çok işimiz var.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.