Bir Emanet, Bir Usta, Aynı Lezzet: Çetin Nazlıcan

İbrahim Ateşoğlu

Kaburgacı Selim Amca’nın ortanca Oğlu

Çetin Usta…
babası gibi hergün sabahın erken vaktinde,
henüz şehir uyanmamışken
dükkânın kapısını açar.

O gün yapılacak kaburga dolmasını hazırlar…
ocağa koyar…
ve saatlerce başından ayrılmaz.

Babasından öğrendiklerini
bir bir yerine getirir.

Ocağın başında geçen saatler…

Hiç acele etmez.
Çünkü bilir…
iyi bir yemek, sabır ister.

1973 yılında Diyarbakır’da doğdu.

Çocukluğu…
okul ve geri kalan zamanlarda
babasının ekmek teknesinde geçti.

O ocakta…
sadece meslek öğrenmedi.

Bir ustanın sabrını…
bir emeğin kıymetini öğrendi.

Kaburga dolmasının nasıl yapıldığını değil…
nasıl “olduğunu” gördü.

Selim Usta…
çocuklarına sadece bir meslek değil,
bir miras bıraktı.

Beş erkek evlat yetiştirdi:
Ramazan…
Halim…
Çetin…
Uğur…
Mahir…

Ve o evlatların her biri
o sofranın etrafında büyüdü.

Yıllar geçti…

Ve bir gün…
ocağın başında duran el değişti.

Ama ateş aynıydı.
Usul aynıydı.
Lezzet aynıydı.

Çetin Nazlıcan…
babasından kalan o emaneti
hiç değiştirmeden devraldı.

Bugün Kaburgacı Selim Amca’da
yemek yiyen biri…

Hâlâ aynı tadı alıyorsa…
bunun bir sebebi var.

Çünkü o sofrada
sadece tarifler korunmadı.

Bir anlayış korundu.

Sabır…
titizlik…
ve ustaya saygı…

Çetin Usta…

Sadece bir işletmeci olmadı.
Bir geleneği sürdürdü.

Bir ocağı söndürmedi.
Bir lezzeti eksiltmedi.

Ve en önemlisi…
babasından kalan emaneti
olduğu gibi yaşattı.

Bugün o sofraya oturanlar…
sadece yemek yemiyor.

Bir ustadan diğerine geçen
o görünmeyen bağı hissediyor.

Çünkü bazı lezzetler…
tarifle değil…
emanetle yaşar.

O sofrada bugün Çetin usta var…
ama lezzette hâlâ Selim Amca’nın eli var.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.