Bir Esnaf, Bir Sofra, Bir Şehir Hafızası: Mustafa Avcılar

İbrahim Ateşoğlu

Nam-ı diğer Kahvaltıcı Mustafa

Diyarbakır’da bazı mekânlar vardır; insanın yolu oradan bir kez geçse bile hafızasında bir iz bırakır.

Yıllar sonra bir koku, bir ses ya da eski bir dostun adı, insanı yeniden o günlere götürür.

Çünkü bazı yerler yalnızca taş duvarlardan ibaret değildir; bir şehrin geçmişini, sohbetlerini ve hatıralarını içinde taşır.

Hasanpaşa Hanı da Diyarbakır’ın hafızasında böyle bir yerdir.

Sabahın ilk saatlerinde hanın avlusuna bambaşka bir hava çöker.

Siyah bazalt taşların arasında kaçak çayın buharı yükselir, Meçit Ağa Fırını’ndan çıkan sıcak ekmeğin kokusu avluya yayılır.

Masalar kuruldukça sesler çoğalır; daha gün yeni başlamışken bir köşede eski Diyarbakır’dan söz açılır.

İşte o avlunun yıllardır tanıdığı isimlerden biri de Mustafa Avcılar’dır.

Nam-ı diğer…

Kahvaltıcı Mustafa.

1964 yılında Diyarbakır’da dünyaya geldi.

Çocukluğu Hançepek’te, Dört Ayaklı Minare çevresinde, Ulu Cami’de ve Çarşıya Şevitî’de geçti.

Sokağı, çarşıyı, esnafı, mahallenin sesini çocuk yaşta tanıdı.

Kısacası…

Halis muhlis bir şehir çocuğuydu Mustafa Avcılar.

Onun hikâyesi Hasanpaşa Hanı’ndan çok daha önce başlar.

Henüz 7 yaşındaydı.

Babası Hacı Mehmet Usta’nın yanında çıraklığa başladı.

Diyarbakır’da Turşucu Hacı Baba olarak tanınan babası; peyniri, turşusu, yerli pastırması, kavurması, baklavası ve böreğiyle nam salmış eski esnaflardandı.

Mustafa Usta çocukluğunu o tezgâhın arkasında geçirdi.

İnsanları seyretti.

Sohbetleri dinledi.

Lezzetin inceliklerini öğrendi.

Ama babasından aldığı miras yalnızca meslek değildi.

Bir damak hafızası ve esnaflık terbiyesiydi.

Yıllar sonra bu mirası Hasanpaşa Hanı’na taşıdı.

Burada Mustafa’nın Kahvaltı Dünyası’nı kurdu.

Diyarbakır’dan Hakkâri’ye, Şırnak’tan Siirt’e, Bitlis’ten Van’a uzanan farklı tatları aynı sofrada buluşturdu.

Peynirler…

Derik’ten gelen zeytinler…

Taze yoğurt…

Yumurtalı kavurma…

Pastırma…

Ve elbette demli bir kaçak çay…

Ama Mustafa Usta’nın dükkânında insanın aklında kalan yalnızca sofradaki lezzetler değildir.

Oraya oturduğunuzda, zaman biraz yavaşlar sanki.

Bir bardak kaçak çayın buharına eski günler karışır.

Söz dönüp dolaşır, yine eski Diyarbakır’a gelir.

Mahalleler konuşulur.

Sokaklar…

Eski esnaflar…

Çocukluk arkadaşları…

Bir zamanlar Diyarbakır’ın nasıl olduğu…

Bir isim geçer masada.

Birinin yüzünde tebessüm belirir.

“Hatırlıyor musun?” diye başlayan bir cümle, insanı yıllar öncesine götürür.

Bir hatıra başka bir hatırayı çağırır.

Kaçak çay soğur belki…

Sohbet soğumaz.

Belki de Mustafa Usta’nın sofrasını özel yapan budur.

İnsanlar oraya yalnızca kahvaltı etmeye gelmez.

Biraz da geçmişlerine uğrar.

Yıllar içinde o sofraya Diyarbakır’dan, Türkiye’nin farklı şehirlerinden ve dünyanın başka ülkelerinden insanlar oturdu.

Kim gelirse gelsin, karşılaştığı şey yalnızca zengin bir kahvaltı değil…

Diyarbakır’ın misafirperverliğiydi.

Bugün Mustafa Avcılar’ın hikâyesine baktığımızda karşımızda yalnızca Hasanpaşa Hanı’nda kahvaltı hazırlayan bir esnaf yok.

Hançepek sokaklarında büyüyen bir çocuk…

Yedi yaşında babasının yanında çıraklığa başlayan bir evlat…

Turşucu Hacı Baba’dan kalan bir gelenek…

Babadan oğula geçen bir damak tadı…

Ve Hasanpaşa Hanı’nın taş avlusunda yaşamaya devam eden eski Diyarbakır var.

Yolunuz Balıkçılarbaşı’na düşerse, bir uğrayın Mustafa’nın yanına.

Bir kaçak çayını için.

Sonra biraz eski şehirden konuşursunuz.

Belki Hançepek’ten…

Belki Ulu Cami’den…

Belki artık yerinde olmayan bir dükkândan, çoktan aramızdan ayrılmış bir dosttan…

Ve kalkarken fark edersiniz:

Bir bardak çay içmeye gelmişsinizdir, yanınıza bir Diyarbakır hatırası alıp gidiyorsunuzdur.

Belki yıllar değişir.

İnsanlar değişir.

Şehir de değişir.

Ama bazı sabahlar hafızada hep aynı kalır:

Hasanpaşa Hanı’nın taş avlusu…

Sıcak ekmek kokusu…

Bir bardak demli kaçak çay…

Ve masaların arasında dolaşan tanıdık bir isim:

Kahvaltıcı Mustafa.

Çünkü bazı esnaflar yalnızca bir dükkân işletmez.

Bir şehrin lezzetini ve hatıralarını yaşatır.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.