Bir Kadın, Bir Şair, Bir Ağıt: Sırrî Hanım

 Şarkın Yıldızları
Bir Kadın, Bir Şair, Bir Ağıt: Sırrî Hanım

“Felek vermedi gönlümün istediğini, altüst olan dünyamdır.
Nazik endamlı tazemden, yavrumdan uzakta hâlim perişandır.”

Bu dizelerin ardında bir annenin evlat acısı vardı.

Sırrî Hanım’ın sekiz yaşındaki oğlu Rifat’ı kaybetmesi, ona yıllar sonra da adıyla birlikte anılacak o meşhur mersiyeyi, yani ağıtı yazdırdı.

Asıl adı Rahile olan Sırrî Hanım, 1814 yılında Diyarbakır’da dünyaya geldi.

Babası Ahmet Bey, annesi Fatma Hanım’dı.

Kültürlü bir ailede yetişti; özel dersler aldı, Arapça ve Farsça öğrendi, Türk, Arap ve İran edebiyatlarını tanıdı.

Şiir, zamanla onun hayatını ve duygularını taşıdığı en güçlü dile dönüştü.

Tahir Ağazâde Bekir Bey ile evlendi. Muhammed Emin, Rifat ve Nihal adlarında üç çocuğu oldu.

Rifat henüz sekiz yaşındayken hayatını kaybetti.

1870 yılında Bağdat’a gitti.

Daha sonra yolu İstanbul’a uzandı.

Şiirleri, dönemin önemli devlet adamlarından Yusuf Kâmil Paşa’nın dikkatini çekti.

Edebiyat çevrelerinde tanındı.

Şairliği artık yalnızca Diyarbakır’da değil, Bağdat ve İstanbul’da da biliniyordu.

Sırrî Hanım…

Evlat acısını şiire dönüştüren, Diyarbakır’dan Bağdat’a ve İstanbul’a uzanan bir edebiyat yolculuğu yaşayan Divan şairi.

1877 yılında İstanbul’da hayatını kaybetti.

Edirnekapı Otakçılar’daki Kadirî Dergâhı mezarlığına defnedildi.

Geride kaybolan divanların hüznünü;

ama yüzyılı aşarak bugüne ulaşan bir şiir sesi bıraktı.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Güncel Haberleri