Diyarbakır sokaklarında simit satan küçük bir çocuk…
Bir gün sakız sattı.
Marangoz ve terzi çıraklığı yaptı.
Yaz tatillerinde inşaatlarda çalıştı.
Tütün depolarında hamallık etti.
Belki de o günlerde kimse bilmiyordu…
O küçük çocuk, yıllar sonra binlerce yazarın hayatını yazacaktı.
Ekmeğini alın teriyle kazanan o çocuk, yıllar sonra ömrünü Türk kültürüne adayacaktı.
1952 yılında Diyarbakır’da dünyaya geldi.
Beş çocuklu bir ailenin en büyüğüydü.
Kitaplara tutkuyla bağlandı.
Harçlıklarını biriktirerek kitap aldı, bulduğu her kitabı ve dergiyi büyük bir merakla okudu.
Henüz on yedi yaşındayken arkadaşlarıyla Özlem adlı okul gazetesini çıkardı.
İlk şiirleri ve yazıları burada yayımlandı.
Üniversite eğitimi için önce İzmir’e, ardından Erzurum’a gitti.
Okuyabilmek için çalıştı.
1976 yılında Atatürk Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nden mezun oldu.
Öğretmenlik yaptı.
Başbakanlık Danışmanlığı ile Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğü görevlerinde bulundu.
1997 yılını “Sokak Çocuklarına Şefkat Yılı” ilan ederek rehabilitasyon merkezlerinin kurulmasına öncülük etti.
Ancak onu farklı kılan makamları değil, kültüre adadığı ömrüydü.
Tek başına…
Adeta bir enstitü gibi çalıştı.
Binlerce şairi, yazarı ve bilim insanını araştırdı.
Türkiye Yazarlar Ansiklopedisi, Türkiye Edebiyatçılar ve Kültür Adamları Ansiklopedisi başta olmak üzere toplam 35 ciltlik büyük bir kültür mirası ortaya koydu.
Bu birikimi Biyografya ile dijital dünyaya taşıdı.
2024 yılında aramızdan ayrıldı.
Arkasında yalnızca kitaplar değil…
Bir milletin kültürel hafızasını bıraktı.
İhsan Işık, ömrünü Türk kültürünün hafızasını yazmaya adayan Diyarbakırlı bir kültür adamıydı.