Bir Öğretmen, Bir Hafıza, Bir Şehir: Mevlüde Tütenk

İbrahim Ateşoğlu

Diyarbakır Ziya Gökalp Lisesi’nden bir Mevlüde Tütenk gelip geçti…
Ama izi hâlâ silinmedi.

Celal Güzelses’in türküsünde dediği gibi:
“Geldi geçti… şimdi yalana benzer.”

O, sadece bir okulun öğretmeni değildi…
bir şehrin hafızasında iz bırakan bir öğretmendi.

Bazı öğretmenler vardır…
sadece ders anlatmaz.
Bir şehrin hafızasına dokunur.

Ve bazı isimler vardır…
okulun kapısından çıkınca bile
insanın hayatından çıkmaz.

Mevlüde Tütenk.

1938 yılında
Diyarbakır Suriçi’nde, İbrahim Bey Mahallesi’nde dünyaya geldi.

Kökleri bir eğitim geleneğine dayanıyordu.
Dedesi Mustafa Âkif Tütenk…
sadece bir öğretmen değil,
aynı zamanda bu şehrin kültürel hafızasına katkı sunmuş bir isimdi.

O mirasın içinden büyüdü.

İlk ve orta öğrenimini Lice’de tamamladı.
Ziya Gökalp Lisesi’nden mezun oldu.
Ardından Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi…

Yakın Çağ Tarihi…

Ama asıl hikâye…
okulu bitirdiği yerde başladı.

Yine Diyarbakır…
Yine Ziya Gökalp Lisesi…

Yaklaşık 38 yıl boyunca
aynı okulun sınıflarında
binlerce öğrenci yetiştirdi.

O, sadece bir tarih öğretmeni değildi.

Tarihi anlatırken
insanı anlatırdı.
Geçmişi değil…
bugünü düşündürürdü.

Dersleri…
sadece bilgi değildi.
Bir tavırdı…
bir duruştu…
bir karakter dersiydi.

Öğrencileri ona bir isim verdi:
“Deli Mevlo”

Ama bu, bir lakaptan çok
bir karakter tarifiydi.

Dobra…
keskin…
kıvrak zekâlı…
ve asla eğilip bükülmeyen…

Kimi zaman sertti…
kimi zaman sınırları zorlayan bir dili vardı…

Ama o dilin arkasında
yapaylık yoktu.

Samimiyet vardı.

Ve belki de bu yüzden…
ondan sert sözler işiten öğrenciler bile
onu unutamadı.

Çünkü o…
rol yapan bir öğretmen değildi.
Gerçekti.

Öğrencileri arasında
bakanlar, milletvekilleri, bürokratlar, akademisyenler, sanatçılar yetişti.

Ama o hiçbirini mesleğiyle ölçmedi.
Onun terazisi başkaydı.
O, insan tartardı.

Hayatı kolay değildi.
Genç yaşta yaşadığı kırılmalar,
onu daha sert…
ama aynı zamanda daha sahici yaptı.

Bir daha evlenmedi.
Hayatını mesleğine ve öğrencilerine adadı.

Onun evi…
bir öğretmenin evi değil…
bir hafızanın mekânıydı.

Kitaplar…
anılar…
ve susmayan bir zihin…

1 Şubat 2020…
Bir beyin kanaması…

Ve ardından
bir şehrin hafızasından
bir ses daha eksildi.

Ama bazı insanlar vardır…
ölmez.

Çünkü onlar…
bir neslin içinde yaşamaya devam eder.

Ve Mevlüde Tütenk…
öyle bir isimdi.

Onu son yolculuğunda
öğrencileri omuzladı.

Bir öğretmen için
bundan daha büyük bir veda yoktur.

Mevlüde Tütenk…
Bir öğretmen değil…
bir karakterdi.
Bir ömür değil…
bir neslin hafızasına kazınmış bir izdi.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.