1950’li yıllar… Diyarbakır…
Henüz Diyarbakırspor yok…
Ama Diyarbakır futbolu var.
Hem de bütün heybetiyle…
Bugün elimizde bulunan iki fotoğraf, yalnızca birer futbol karesi değildir.
Aslında bir şehrin hafızasıdır.
Bir dönemin ruhudur.
Ve Diyarbakır futbolunun nasıl bir kültür üzerine inşa edildiğinin en güzel belgeleridir.
İlk fotoğrafa bakalım…
Diyarbakır futbol tarihinin iki unutulmaz ismi…
Yıldız Gençliksporlu Gompo Cahit…
Dicle Gençliksporlu Hut Nezir…
Maç başlamadan önce orta sahada tokalaşıyorlar.
Arkalarında ise tıklım tıklım dolu tribünler…
Belki o gün binlerce insan o maçı izlemek için stadyuma gelmişti.
Ama bugün o fotoğrafa baktığımızda gördüğümüz şey yalnızca bir futbol maçı değildir.
Bir karakterdir.
Bir terbiyedir.
Bir futbol ahlakıdır.
Çünkü o yıllarda futbol yalnızca kazanmak anlamına gelmiyordu.
Rakibe saygı vardı.
Centilmenlik vardı.
Nezaket vardı.
Sahada kıran kırana mücadele edilir,
ama maç bittikten sonra herkes birbirinin yüzüne bakabilirdi.
Yıldız Gençlikspor ile Dicle Gençlikspor arasında büyük rekabet vardı.
Belki de Diyarbakır futbol tarihinin en büyük rekabetlerinden biriydi.
Ama bu rekabet hiçbir zaman düşmanlığa dönüşmedi.
Çünkü herkes aynı şehrin evladıydı.
Aynı sokaklarda büyümüştü.
Aynı havayı solumuştu.
İşte Gompo Cahit ile Hut Nezir’in o tokalaşması,
yalnızca iki futbolcunun el sıkışması değil,
bir dönemin spor anlayışının özeti gibiydi.
Şimdi ikinci fotoğrafa bakalım…
Yer Diyarbakır Şehir Stadyumu.
Yine Yıldız Gençlikspor ile Dicle Gençlikspor karşı karşıya.
Fotoğrafta Yıldız Gençliksporlu futbolcular devre arasında dinleniyor.
Takımın teknik sorumlularından Nihat Önder,
oyuncularına ikinci yarı öncesi son taktikleri veriyor.
Ama fotoğrafın asıl kahramanları yalnızca futbolcular değil.
Tel örgülerin arkasındaki insan seli…
O kalabalık…
O heyecan…
İşte orada Diyarbakır futbolunun gerçek hikâyesi yatıyor.
Kadim şehir Diyarbakır, tarih boyunca çağının gerisinde kalmamış;
sanatta,
edebiyatta,
musikide,
ticarette
ve sporda yetiştirdiği değerlerle her dönemde adından söz ettirmiştir.
Futbol da bu şehrin ortak tutkularından biriydi.
Henüz Diyarbakırspor kurulmamıştı.
Ama Diyarbakırspor’un temelleri çoktan atılıyordu.
Yıldız Gençlikspor…
Dicle Gençlikspor…
Ayspor…
Karacadağspor…
Güneşspor…
Dağkapıspor…
Ve dönemin diğer köklü kulüpleri…
Diyarbakır futbolunun temel taşlarını oluşturuyordu.
Yıllar sonra Diyarbakırspor’u doğuracak futbol kültürü,
işte bu sahalarda filizleniyordu.
O yıllarda futbol bugünkü gibi değildi.
Transfer ücretleri yoktu.
Primler yoktu.
Menajerler yoktu.
Birçok futbolcu maçtan sonra formasını çıkarır,
işinin başına dönerdi.
Kimi öğretmendi…
Kimi memur…
Kimi mühendis…
Kimi marangoz…
Kimi kasap…
Kimi demirci…
Ama hepsinin ortak bir amacı vardı:
Mahallesini,
kulübünü
ve şehrini en iyi şekilde temsil etmek.
Futbol onlar için bir meslek değil,
bir gönül işiydi.
Belki ceplerinde para yoktu.
Ama yüreklerinde büyük bir aidiyet vardı.
Yıldız Gençlikspor daha çok şehrin okumuş kesiminden oluşurdu.
Mühendisler…
Mimarlar…
Öğretmenler…
Memurlar…
Dicle Gençlikspor ise daha çok Diyarbakır esnafının takımı olarak bilinirdi.
Marangozlar…
Kasaplar…
Demirciler…
Lokantacılar…
Bu yüzden iki takım arasında oynanan maçlar yalnızca bir spor müsabakası değildi.
Bir şehrin heyecanıydı.
Bir mahallenin gururuydu.
Bir dönemin ortak hafızasıydı.
Bugün bu fotoğraflara baktığımızda yalnızca futbolu görmüyoruz.
Bir dönemin ahlakını görüyoruz.
Bir dönemin zarafetini görüyoruz.
Bir dönemin dayanışmasını görüyoruz.
Ve belki de en önemlisi,
Diyarbakırspor’u doğuran ruhu görüyoruz.
Bugün bu fotoğraflarda gördüğümüz isimlerin birçoğu artık aramızda değil.
Ancak onların sahada ortaya koyduğu mücadele,
centilmenlik
ve aidiyet duygusu,
Diyarbakır futbolunun temel değerleri olarak yaşamaya devam ediyor.
Çünkü bir şehrin futbol tarihi yalnızca kupalarla yazılmaz.
O tarihi asıl yazanlar,
formalarını terleriyle ıslatan futbolcular,
tribünleri dolduran taraftarlar
ve yıllar geçse de unutulmayan güzel hatıralardır.
Çünkü Diyarbakır futbolunun mayasında yalnızca rekabet yoktu.
Dostluk vardı.
Vefa vardı.
Saygı vardı.
İşte bu yüzden aradan geçen bunca yıla rağmen,
Gompo Cahit’in uzattığı el de,
Hut Nezir’in sıktığı el de,
Nihat Önder’in verdiği taktik de,
tel örgülerin arkasındaki o mahşeri kalabalık da,
bugün hâlâ Diyarbakır futbol tarihinin en güzel hatıraları arasında yaşamaya devam ediyor.
???? Fotoğraflar: İbrahim Ateşoğlu Arşivi