Bir Sofra, Bir Usta, Bir Ömür: Selim Nazlıcan

İbrahim Ateşoğlu

Nam-ı diğer Kaburgacı Selim Amca

Her şehir bir tatla hatırlanır…

Diyarbakır’da bir sabah…
Henüz sokaklar tam uyanmamışken
bir dükkânın kapısı usulca açılır.

Selim Amca içeri girer.
Etraf sessizdir…
Ama onun günü çoktan başlamıştır.

Ocağın başına geçer…
Ateşi yakar…
Ellerini ete dokundurur.

Yılların alışkanlığıyla
hiç acele etmez.
Çünkü bilir…
iyi bir yemek, sabır ister.

Selim Nazlıcan…
1936 yılında Diyarbakır’ın Lice ilçesinde doğdu.

Hayatı erken yaşta tanıdı.
Çalışmayı…
emek vermeyi…
beklemeyi…

Ama onun hikâyesi
sadece geçim derdiyle yazılmadı.
O, bir lezzetin peşine düştü.
Bir geleneğin…

Yıllar sonra…
1982’de
Diyarbakır’da küçük bir kapı açıldı:

Selim Amca’nın Sofra Salonu…

İlk günlerde birkaç masa…
Birkaç tabak…
Ama büyük bir emek…

Zamanla o kapıdan içeri girenler
sadece yemek yemeye gelmedi.

Bir ustanın emeğine,
bir şehrin mutfağına
tanıklık etmeye geldi.

Kaburga dolması…

Her yerde yapılır belki…
Ama her elde aynı olmaz.

Selim Amca’nın elinde
o yemek başka bir şeye dönüşürdü.

Et, sabırla hazırlanır…
Saatlerce pişer…
Ve sofraya geldiğinde
sadece karın doyurmazdı.

İnsana memleketi hatırlatırdı.

Yıllar geçti…

O küçük dükkân
bir şehrin en bilinen sofralarından biri oldu.

Sadece Diyarbakır’da değil…
Türkiye’nin dört bir yanından insanlar,
bu lezzeti tatmak için yola çıktı.

Ama Selim Amca için değişen bir şey yoktu.

O hâlâ sabah erkenden gelir…
ocağını yakar…
ve aynı titizlikle çalışırdı.

Çünkü onun yaptığı iş
bir meslekten fazlasıydı.

Bir emanetti…
ustadan ustaya geçen bir sabırdı.

Zamanla çocukları büyüdü.

Beş erkek evlat…

Onlar da o dükkânda yetişti.
O sofranın etrafında…

Ve gün geldi,
o bayrak el değiştirdi.

Ama değişen sadece nesildi.

Lezzet aynı kaldı.
Usul aynı kaldı.
Emek aynı kaldı.

Bugün o sofraya oturan biri
sadece bir yemek yemez.

Bir ustanın yıllarını…
bir şehrin kültürünü…
bir ailenin emeğini paylaşır.

Selim Amca…

Belki kendini hiçbir zaman
“bir marka” olarak görmedi.

Ama o, farkında olmadan
bir şehrin lezzetini
dünyaya tanıtan isimlerden biri oldu.

Ve bazı hayatlar vardır…

Sessiz yaşanır…
Ama derin iz bırakır.

Bir dükkânın kapısında…
Bir sofranın etrafında…
Bir ustanın elinde…

Devam eder.

Ve o sofrada aslında
hâlâ Selim Amca’nın eli vardır.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.