Diyarbakır’dan ayrıldığında henüz sekiz yaşındaydı.
O yaşta, evinden ve memleketinden neden ayrıldığını tam anlayamamıştı.
Sadece kapının kapandığını, yolun uzadığını ve geride bıraktığı şehrin giderek küçüldüğünü görmüştü.
Çocukluk hafızasına, Diyarbakır’dan uzaklaşmanın sessizliği ve acısı yerleşti.
1936’da ailesiyle birlikte sürgüne gönderildi. Ailenin yolu Ordu’ya düştü.
1928’de Diyarbakır’da doğmuştu.
Ordu’da okudu; ardından İstanbul’da Haydarpaşa Lisesi ve Yüksek Ekonomi ve Ticaret Okulu’nu bitirdi.
Yıllar geçti, şehirler değişti.
Ama insan bazen çocukken koparıldığı yere, büyüdükçe daha çok bağlanırdı.
Onun için o yer Diyarbakır’dı.
1948’de memleketine döndüğünde bıraktığı hayatı yerinde bulamadı. Ailenin topraklarının bir bölümüne başkaları yerleşmişti.
Yine de kaldığı yerden değil, yeniden başladı.
Tarım ve ticaretle uğraştı. Zamanla Diyarbakır iş dünyasının saygın isimlerinden biri oldu.
Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası Başkanlığı yaptı, TOBB yönetiminde görev aldı.
Fakat hayatın ağır sayfaları bitmemişti.
12 Eylül döneminde Diyarbakır Askerî Cezaevi’ne konuldu.
Yaklaşık sekiz ay…
Özgürlüğünden, ailesinden, alıştığı hayattan uzakta.
Sonunda beraat etti.
Ama bazı yaraların beraati olmuyordu.
Haksızlıklara uğradı. Çok acılar çekti.
Yine de ne memleketinden uzaklaştı ne de Diyarbakır’ın meselelerine sırtını döndü.
Zor yıllarda bölgenin sorunlarını dile getirdi; Diyarbakır’ın sesini Ankara’ya taşıdı.
Felat Cemiloğlu…
Çocukken sürgünü, yetişkinken cezaevini gören; defalarca sınanan ama her defasında yeniden ayağa kalkan bir Diyarbakırlı.
2003’te aramızdan ayrıldı.
Geride
uğradığı haksızlıklara rağmen koruduğu vakarını,
Diyarbakır’a bağlılığını,
iş dünyasında bıraktığı saygınlığı
ve onu tanıyanların dilinde kalan bir Diyarbakır beyefendiliğini bıraktı.