Nam-ı diğer Kadayıfçı Saim Usta
1949’dan bu yana…
bir tat değişmeden kalır mı?
Diyarbakır’da kalır.
Ve o lezzetin adı:
Kadayıfçı Saim Usta.
Kadayıf…
sadece bir tatlı değil…
bir ustalık işidir.
Tel tel açılan hamur…
kararında kızaran ateş…
ne eksik ne fazla verilen şerbet…
Hepsi bir dengedir.
Ve bu dengeyi bilen ustalardan biri
Saim Usta’dır.
Diyarbakır’da sabahın beşi…
Henüz sokaklar tam aydınlanmamışken,
Suriçi’ndeki dükkânın kapısı usulca açılır.
Saim Usta içeri girer.
Etraf sessizdir…
Ama onun günü çoktan başlamıştır.
Sabah namazını kılar…
ocağın başına geçer.
Ateşi yakar…
Hiç acele etmez.
Çünkü bilir…
iyi bir tatlı, sabır ister.
Saim Usta…
saygın bir beyefendi,
bir Diyarbakır sevdalısı.
Memleketine hizmet etmeyi
bir görev bilen bir isim.
1949’da başlayan bu yolculuk…
yarım asrı aşan bir emeğe dönüştü.
Burma kadayıf denince
akla gelen ilk isimlerden biri oldu.
Cevizli…
fıstıklı…
düz ya da burma…
Her biri aynı titizlikle hazırlandı.
Ve o tepsiler…
Diyarbakır’dan çıkıp
Türkiye’nin ve dünyanın dört bir yanına ulaştı.
Ama değişmeyen tek şey vardı:
Lezzet.
Diyarbakır Burma Kadayıfı…
Un ve suyla başlar…
incecik tellere dönüşür…
İçine ceviz ya da fıstık konur…
sadeyağla buluşur…
Üzüm pekmezinin verdiği o renk…
pişerken oluşan o kıvam…
Ve şerbetle tamamlanan bir ustalık.
Bu sadece bir tatlı değil…
bir geleneğin devamıdır.
Kadayıfçı Saim Usta…
Bir lezzeti yaşattı.
Bir geleneği sürdürdü.
Bir şehrin damak hafızasına dönüştü.
Ve bugün…
çocukları ve torunlarıyla birlikte
yarım asrı aşan bu emeği
aynı anlayışla yaşatmaya devam ediyorlar.
Çünkü bazı tatlar…
zamanla değil,
ustayla yaşar.