Salonun ışıkları söndü…
Kırmızı perde aralandı…
Sahneye ilk oyuncu çıktı.
O an, salondaki bir çocuk kendi kendine şu soruyu sordu:
“Ben niye burada değilim?”
O çocuk, yıllar sonra Diyarbakır’ın yetiştirdiği önemli oyun yazarlarından biri olacak olan Cuma Boynukara’ydı.
1964 yılında Diyarbakır’ın Ergani ilçesinde dünyaya geldi.
Ortaokul yıllarında tiyatroyla tanıştı.
1970’li yılların sonunda Ergani’ye turneyle gelen bir tiyatro oyunu, hayatının yönünü değiştirdi.
O günden sonra tiyatro, hayatının merkezine yerleşen büyük bir tutku oldu.
1979 yılında Diyarbakır Halk Eğitim Merkezi’nde başlayan yolculuğu, onu Türkiye tiyatrosunun dikkat çeken oyun yazarlarından biri hâline getirdi.
Yazdı…
Oynadı…
Yönetti…
Ve hayatını tiyatroya adadı.
1980’li yıllarda Diyarbakır tiyatrosunun öncü isimleri arasında yer aldı.
Diyarbakır Orhan Asena Belediye Tiyatrosu’nun kuruluşunda görev aldı, ardından Diyarbakır Sanat Tiyatrosu’nu kurdu.
Çünkü ona göre tiyatro yalnızca büyük şehirlerde yapılan bir sanat değildi.
Diyarbakır’da da sahne kurulabilir,
oyun yazılabilir,
tiyatro yapılabilirdi.
Kimi zaman bir traktör römorkunda…
Kimi zaman eski bir sinema salonunda…
Ama hep aynı tutkuyla tiyatro yaptı.
Oyunlarında insanı, toplumu ve yaşadığı coğrafyayı anlattı.
“Çok Geç Olmadan”,
“Muhtaro”,
“Ölüm Uykudaydı”
ve “O’nun Saltanatı” gibi eserleriyle tiyatro dünyasında kendine özgü bir yer edindi.
1995 yılında Ahmedê Xanî’nin ölümsüz eseri Mem û Zîn’i tiyatroya uyarladı.
Bu eser, Diyarbakır’ın kültürel hafızasını sahneye taşıdı.
Nerede yaşarsa yaşasın,
Diyarbakır onun hafızasında da,
eserlerinde de hep var oldu.
Çünkü tiyatro onun için yalnızca sahne değil;
İnsanı anlatmanın…
Toplumu anlamanın…
Ve yaşadığı coğrafyanın hikâyesini geleceğe taşımanın bir yoluydu.
Bir oyun yazarı…
Bir tiyatro emekçisi…
Bir kültür insanı…
Ve Diyarbakır’ın yetiştirdiği önemli sanat insanlarından biri…
Sahne ışıklarına duyduğu o ilk heyecanı hiç kaybetmeden;
Yazmaya, üretmeye ve tiyatroya katkı sunmaya devam ediyor.