Birileri için zamanı durdurmak!

NACİ SAPAN

Zaman çok süratli ilerliyor, durdurmak diye bir şey yoktur, elimizde değil, müdahil olma şansımız hiç yoktur. Doğanın gerçekliğine aykırı bir durumu ne diye tartışıyoruz, diyebilirsiniz.

Tartışmıyorum aslında, konuşuyorum bu zaman durdurma meselesini.

Yani, sembolik durdurma meselesidir, anlatmak istediğim.

Hikâyesi olanlar içindir, onlar için sembolik durdurmalar söz konusu olabilir, oluyor da…

Yılmaz Büyükerşen hoca için öğrencileri böyle bir sembolik durdurma işlemi gerçekleştirmiş.

Halk TV’de Görkemli hatıralarda kendisi anlattı öğrencilerinin ona yakıştırdıkları ‘Zamanı durdurma’ hikâyesini. Sadece bir belediye başkan hikâyesi değil, ilim ve bilim insanı hikâyesi de var Büyükerşen’in.

Aslında topyekûn bir Eskişehir hikâyesi var. Üniversite yaratıcısı, aynı zamanda belediyecilik konusunda obdusman.

Eskişehir denilince akla gelen ilk isimdir Yılmaz Büyükerşen.

Böyle olunca da öğrencileri doğal olarak onun için zamanı durdurma hikâyesi yaratmış.

O da hak etmiş.

Kıskanılacak, imrenilecek, örnek alınacak bir hikâye.

Doğum gününde serkisof saat hediye etmiş öğrencileri.

Hoca saati kendi zamanına göre ayarlamak istemiş, ancak öğrencileri uyarmış; ‘Çalışmaz’ demişler.

Nedenini sorunca.

‘Çalışıyordu, saatçiye götürdük, bir vidasını çıkardık, sizin için zamanı durdurduk’ demişler.

Halk adamı olmak, yüreklerde yer edinmek, görevleri bırakırken sevenlerini ağlatan bir şahsiyet olmak, birilerinin zamanı sizin için durdurması ne kadar önemli, değil mi?

İnsan yaşamında başka ne ister.

O, ‘Çalıyor ama çalışıyor’ denilen yönetici, belediye başkanı profili hiç olmadı.

Halktan, milletten, devletten çalanlardan olmadı.

Yılmaz hoca, kendi deyimiyle ‘Sadece ailemin ve çocuklarımın zamanını çaldım’ dediğimiz şahsiyetlerden. Para, servet, şan, şöhret için görev yapmadı. Ülkeye, millete, devlete, halka karşı sorumluluklarını yerine getirdi.

İşte; bunun için birileri sembolikte olsa zamanı durduruyor.

*

Neden yazdım bunu;

Ülkede Yılmaz hoca gibi şahsiyetlerin olması ve çoğalması gerektiğini düşündüğüm için.

Özelde de Diyarbakır için olmasını düşündüğüm için.

Ama olmadı.

Beceremedik, yaratamadık, olmadı, gelmedi.

Olabilecek kapasitede, anlayışta kimse yok muydu?

Vardı, ama rantçıların, hırsızların, kap-kaççıların olduğu alanlarda onların hep önü tıkandı.

Sadece Diyarbakır değil, ülkenin büyük çoğunluğunda durum böyle.

Böyle olunca da, şimdi yaşadığımız bataklığı yaşamaktan başka da yolumuz olmaz.

Dinledim, izledim Yılmaz hocayı.

Sonra Diyarbakır’a üzüldüm.

Yaratamadık böyle bir şahsiyet.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.