Bütün rüyaları iptal ettim!

NACİ SAPAN

Dün, gördüğüm, ya da gördüğümü zannettiğim bütün rüyaları iptal ettim.

Onlar o sıralar, yani uyurken geçerliydi.

Uyandım, iptal ettim.

Kendi kendime dedim ki;

Ne olduğu belli olmayan hayallerdi, rüyaydı, kötüydüler.

Onlar geceye aitti.

Şimdi aydınlık bir sabah var, kontrol bende, onları yok hükmünde sayıyorum.

Doğrusu ne gördüm, neler oldu, kim ya da kimler vardı, bilmiyorum.

Ne kadar felaketti, iç karartıcı tarafı neydi, nasıldı?

Hiç bilemedim.

Çok fluydu, hatta karanlıktı.

Emin olamadım herhalde.

Gün ışığını gördüğüm an, ‘Bütün rüyalar iptal’ dedim kendi kendime ve telefonuma da unutmayayım diye not düştüm. Sonra iyi bir yazı başlığı olmasını arzu ettim. Rüya, belki de toplum yararına değildi. Sabah uyanır uyanmaz da öyle hissettim aslında. İşin doğrusu, rüyalara anlam yükleyen, yâda oradan çıkarsamalar yapan biri de değilim.

Rüyalarımızdaki karanlıkları iptal edebiliyorsak, günlük yaşamımızdaki bize ait olmayan karanlık noktaları da iptal edebiliriz diye düşündüm.

Çok devrimci bir eylem olur aslında.

Yani bizi/Bizleri sıkan, üzen, düşündüren, strese sokan olay, kişi, siyaset, ticaret, ev, mal-mülk, yönetici, idareci, karanlıklara hitap eden, hayatı flulaştıran ne varsa, rüya sayıp iptal edebilir, hayatımızdan çıkarabiliriz, yok hükmünde sayabiliriz. Dün rüya iptalinden sonra çok özgürdüm, relaks vaziyette, aklıma gelen ne kadar kötülük var ise hepsine toptan küfrettim.

*

Yaşam dediğimiz aslında rüya gibi bir şey, göz açıp kapama mesafesi gibi bir durum.

‘Uyudun uyanamadın’ başlıklı bir tiyatro repliği de sayılabilir.

Cahit Sıtkı’nın 35 yaş şiirinde söz ettiği gibi, sonuç musalla taşında saltanat olduğuna göre.

O zaman, toplumsal olmayan bütün rüyalar iptal.

Geceye ve gündüze dair ne kadar rüya var ise, bize ait olan olmayan, tamamı iptal.

Görmekte ısrarlı olanlara bir diyeceğimiz yok, rüyaları şahsi olsun.

Toplumsal rüyalar zaten onların işi değil.

*

Nereden taktım, takıldım bu rüya işine arkadaş anlayamadım, yazı akşama kadar sürdü. Madem başladık, sonunu da adam gibi bağlayayım istedim. Tam oldu mu, olmadı mı, ondan da pek emin değilim. Ancak, ana temanın; bütün karanlık noktaların tıkanması olduğu konusunda netim.

Bugün, yarın, her zaman; toplumsal rüyalar olsun!

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.