“İnsanın Talihi Dönecekse, Biti Bile İşe Yarar”
Hayatımızı değiştiren şeyler, çoğu zaman o an gözümüze hayatı değiştirecek kadar büyük görünmez. Bazen hiç önemsemediğimiz küçük bir ayrıntı, tüm geleceğimizin yönünü çizer.
Tarih, tek bir insanın yaptığı küçücük bir refleksle koca bir çağın kapısını kapatıp açtığına defalarca şahit olmuştur.
1914 yılında Avusturya-Macaristan İmparatorluğu Veliahtı Franz Ferdinand'a bir suikast düzenlendi ve başarısız oldu. Ferdinand, saldırıda yaralananları hastanede ziyaret etmek isteyince şoförü yeni güzergâh yerine yanlışlıkla eski yola saptı. Hatasını fark edip aracı geri çevirmeye çalıştığı o birkaç saniyelik duraksama sırasında, tam orada bekleyen Gavrilo Princip silahını çekti. İki el ateş edildi. Franz Ferdinand hayatını kaybetti. Yanlış bir sokak dönüşü, Birinci Dünya Savaşı'nı tetikleyen o devasa kelebek etkisini yarattı.
Benzer bir hikâyeyi kendi tarihimizde de görürüz. Kanûnî Sultan Süleyman döneminde Rüstem Paşa'nın Mihrimah Sultan ile evlendirilmesi gündeme geldiğinde, muhalifleri Paşa'nın cüzzamlı olduğu yönünde bir şayia çıkardı. Durumu araştırmak üzere gönderilen hekim, Paşanın gömleğinde bir bit gördü. Dönemin tıp anlayışına göre cüzzamlı bedene bit gelmezdi. Hekimin bu tespitiyle "İnsanın talihi dönecekse biti bile işe yarar" sözü tarihe geçti ve Rüstem Paşa’na sadrazamlığa kadar uzanan kapılar açıldı.
Peki, geçmişin bu küçük ayrıntıları bize bugün ne söylüyor?
Küçük tercihler, zamanla devasa kurumsal sonuçlar doğurur. Bir makam, yalnızca ahşap bir koltuktan ibaret değildir; arkasında binlerce insanın hayatına dokunan bir sorumluluk taşır. Bir kuruma yapılan atama veya seçilen bir yönetici, sadece o günü değil, o kurumun yıllarını şekillendirir.
Ne yazık ki tercihlerde aidiyet duygusu ve sadakat, liyakat ilkesinin önüne geçtiğinde bunun bedeli tek bir kişinin kariyer sınırlarını aşar. Kurumsal hafıza zayıflar, çalışanların adalet duygusu örselenir ve liyakatsizlikle başlayan o "küçük" imtiyazlar, zamanla koca bir kurumun çöküşüne dönüşür.
Tarih bize öğretir ki; küçük bir ihmal büyük savaşlar çıkarabileceği gibi, liyakatten verilen küçük bir taviz de koskoca yapıları temelinden sarsabilir.