TİGRİS HABER - Dünya uygarlık tarihine ışık tutan Çayönü Tepesi, göçebelikten yerleşik yaşama, avcılık ve toplayıcılıktan üreticiliğe geçilip tarıma ilk başlanılan yerler arasında bulunuyor.
Ergani Ovası'nda, Dicle Nehri'nin kenarında, milattan önce 10 binden başlayan yerleşim evreleri bulunan ve 1963'te yüzey araştırmaları sırasında keşfedilen Çayönü'nde ilk kazılar, Dr. Halet Çambel ve Prof. Dr. Robert J. Braidwood tarafından 1964'te başlatıldı.
Sadece bölge değil dünya uygarlık tarihi için de büyük önem taşıyan, Çayönü'ndeki kazı çalışmalarıyla kesintisiz yaşamın tüm aşama ve detayları ortaya çıkarılıyor.
Dünya uygarlık tarihine ışık tutan, tarıma geçiş ile hayvanların evcilleştirilmesinin bütün aşama ve detaylarına ulaşılan Diyarbakır'ın Çayönü Tepesi'nde bu yıl 29 kişilik ekiple kazı ve araştırma çalışmaları yürütülüyor.
"ALANDA O DÖNEMDEKİ KAZILARIN VERİLERİNİ YENİDEN GÖZDEN GEÇİRMEK İSTİYORUZ"
Doç. Dr. Sarıaltun, daha önce yerleşmenin doğu kesiminde kazı çalışmalarına başladıklarını, doğu kesiminde Neolitik yerleşmenin farklı evrelerini belirlediklerini, buradaki kazılara bu sene itibarıyla ara verdiklerini söyledi.
Çayönü Tepesi'nin Türkiye'deki sistematik bilimsel kazıların yürütüldüğü ilk yerleşmelerden biri olduğunu kaydeden Sarıaltun, Çayönü'nde yerleşik yaşamın başlangıcının ve ilk Neolitik yerleşmelerin burada olduğuna dair önemli ipuçları bulunduğunu belirtti.
Çayönü Tepesi'nde yeni dönem kazı çalışmalarının, bahar yağmurlarının ardından gerçekleştirilen yoğun çevre temizliğiyle başladığını ifade eden Sarıaltun, mayıs ayının başı itibarıyla 20 işçi ile arkeolog, mimar, mühendis ve restoratörlerden oluşan 9 kişilik uzman ekibin koordinasyonunda kazı çalışmalarına başladıklarını bildirdi.
Önceki yıllarda Çayönü Tepesi'nin doğu bölümünde kazı çalışması yürütüldüğünü anlatan Sarıaltun, şunları kaydetti:
"Bu yıl yerleşmenin batı alanında kazıları yoğunlaştırdık. Geçen yıllarda doğu alanda kazılarımızı yapmıştık. Yaklaşık 3 bin 200 metrekarelik alanda yoğun bir şekilde çalışmıştık. O alanda bulduğumuz konutlar, işlik evleri, atölyeler, birbirinin üzerine binmiş dönemler tanımladıktan sonra yaklaşık 50 yıl sonra Çayönü Tepesi'nde batı alanında da kazılara dönmemiz gerektiğini düşündük. İlk defa 1965 yılında kazılmaya başlamış ama bir süre sonra kazıları sonlandırılmış bir alan. Bu alanda o dönemdeki kazıların verilerini yeniden gözden geçirmek istiyoruz. Alanı biraz daha genişleterek bugünkü bilimsel ve teknolojik verilerimizle bu alandaki verileri daha iyi anlamak istiyoruz. Yeniden bu alana döndük."
Doğu bölümünde günümüzden 11 bin yıl önceki dolguları açığa çıkardıklarını anlatan Sarıaltun, dolgularda yoğun bir şekilde konut yapılarının olduğunu anlattı.
Sarıaltun, şöyle devam etti:
"Normal insanların yaşam alanları var. Bu yaşam alanlarının yanında ocakları, işlikleri, atölyeleri var. Dolayısıyla biz o dönemin günlük yaşamını anlamak için önemli verilere sahip olduk. Bununla beraber, çanak çömleksiz Neolitik höyüğün üzerinde milattan önce 7 binlerde, 6 bin 800'lerde yerleşmiş bir çanak çömlekli Neolitik yerleşmeyi tespit ettik. Bunun üzerine de daha önce tespit edilen ve bizim geniş alanlarda daha nitelikli olarak ortaya koyduğumuz İlk Tunç Çağı (millattan önce 3 binler), günümüzden 5 bin yıl önceki kültür dolgularını açığa çıkardık. Konut alanlarını açığa çıkarınca karşımıza şu sorular çıktı. Batı alanındaki konutlarla ne farkı var, ayrı ayrı bir mahalle mi var, ayrı bir topluluğun kültürel yapısı mı var, ayrı bir kültürel zincir mi var? Bunu anlamamızın bir tek yolu vardı. Yaklaşık 50 yıl sonra ilk defa batı alanındaki konut alanlarına geri döndük. Doğu ve batı alanındaki konutların arasındaki farkı ortaya koymak istedik."
Batı bölümündeki mimariyi de ortaya çıkarmak istediklerini belirten Sarıaltun, bu alandaki mimariyi anlayarak yerleşmenin stratejisini ve dokusunu anlamaya çalıştıklarını dile getirdi.
"YAKLAŞIK 3 BİN 500 METREKARELİK ALANDA KAZILAR YÜRÜTÜYORUZ"
Hedeflerinin bu yıl doğu ve batı bölümdeki işlik alanlarının farkını ortaya çıkarmak olduğunu aktaran Sarıaltun, "Alanda malakit, bakır, boncuk, kemik, obsidiyen ve çakmaktaşı gibi taş aleti yapılan işlikler bunlar. İnsanların günlük olarak kullandığı aletler. 50 yıl önceki verilerimiz var. Bu verileri 2026 ölçeğinde tekrar incelememiz ve sorgulamamız gerekiyor. Bu sene yoğunlaştığımız alan ondan dolayı batı bölümü. Yaklaşık 3 bin 500 metrekarelik alanda kazılar yürütüyoruz." ifadelerini kullandı.
Eylül ayına kadar kazı planlamasının olduğunu dile getiren Sarıaltun, bölgeyi turizme kazandırmak istediklerini vurguladı.
Sarıaltun, "Hedefimiz Çayönü'nü ören yeri yapmak, gezi güzergahlarını oluşturmak, ziyaretçilerin daha nitelikli ve iyi koşullarda tabelalarıyla bilgi panolarıyla interaktif gezi güzergahlarıyla alanı daha iyi tanımalarını sağlamak." dedi.