TİGRİS HABER - Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Finansal olarak Merkez Bankası rezervleri 200 milyar doları aşmış durumda. Cari açığımız yüzde 1.6. dünyada borçluluk artarken Türkiye’de depreme rağmen kamu borcunun milli gelire oranı yüzde 24-25'ler civarında. Avrupa’da bu oran yüzde 80’in üzerinde. Dünyada büyük bir borçluluk var. Biz çok şükür borçlu bir ülke değiliz. Halkımız da çok borçlu değil, şirketlerimiz de devlet de borçlu değil. Geçici nakit problemleri yaşanabiliyor. O ayrı ama stok olarak baktığınızda öyle yüksek borçlu bir ülke değiliz" dedi.
Toplantıya; Elazığ Valisi Numan Hatipoğlu, Elazığ milletvekilleri, Belediye Başkanı Şahin Şerifoğulları, AK Parti il yöneticileri, STK temsilcileri, iş insanları ve çok sayıda davetli katıldı. Toplantının açılış konuşmasını yapan Elazığ Valisi Numan Hatipoğlu, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ı Elazığ’da ağırlamaktan dolayı mutluluk duyduklarını ifade etti.
"Depremden sonra bu bölge adeta yeniden kuruldu"
Programda konuşan Cevdet Yılmaz, ekonomi ve deprem sonrası yapılan çalışmalara değindi. Depremde yaşanan yıkımlarla deprem sonrası büyük bir çalışma ve özveri ile çalıştıklarını ve bununla gurur duyduklarını ifade eden Yılmaz, şunları söyledi:
"Üç yıl gibi bir sürede, dünyada afet sonrası bu büyüklükte ve bu geniş alanda inşaat çalışması yapıp vatandaşına düşük bedelle konut sunabilen başka bir ülke var mı doğrusu bilmiyorum. Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile gurur duyuyoruz. Bu anlayış, vatandaşını kucaklayan bir liderlikle, Sayın Cumhurbaşkanımızın iradesiyle hayata geçirilmiştir. Kendilerine ve emeği geçen tüm bakanlarımıza teşekkür ediyoruz. Üstelik yalnızca konut yapılmadı; yollar, köprüler, tüneller, arıtma tesisleri, hastaneler, okullar, organize sanayi bölgeleri ve küçük sanayi siteleri de inşa edildi. Bu bölge adeta yeniden kurulmuş oldu. İnşallah bu yıl içerisinde çalışmalar büyük ölçüde tamamlanmış olacak."
"400 milyar dolarlık bir mal ve hizmet ihracatı hedefliyoruz"
Merkez Bankası rezervlerinin artışına dikkati çeken Yılmaz, kamu borcunun milli gelire oranının Avrupa’dakinden daha düşük olduğunu belirterek, şöyle devam etti:
"Gerilimin devam ettiği bir ortamda 400 milyar dolarlık bir mal ve hizmet ihracatı hedefliyoruz. Milli gelirimiz tam netleşmedi ama geçen yıl itibarı ile 1.5 trilyon doları aştığını tahmin ediyoruz. Kişi başına gelirimiz 17 bin doların üzerinde. Dünyanın 16. büyük ekonomisi olduk geçen yıl. Satın alma paritesine baktığımızda da 11. büyük ekonomi olduk. Sanayide büyümemiz devam ediyor. Ama alt sektörlere baktığımızda bazı sektörlerde sorun görüyoruz.Teknolojisi daha yoğun, savunma sanayi gibi sektörlerde durum daha iyi. Ama teknolojik düzeyi daha düşük emek yoğunluklu sektörlerimiz bazı sıkıntılar yaşıyor farkındayız. Ona yönelik tedbirler geliştiriyoruz. Genel politikamızı şöyle özetleyebiliriz; makro olarak finansal istikrarımızı güçlendirip faizlerin ve enflasyonun aşağı indiği bir ortamda kalıcı bir şekilde genel finansal koşulları iyileştiriyoruz. Bu genel politikamız. Bunun içinde de daha özel alanlara spesifik, selektif dediğimiz, seçici dediğimiz finansal yaklaşımlar geliştiriyoruz. Mesela esnafımıza yüzde 50 faizini sübvanse ediyoruz. Çiftçimizin faizinin yüzde 70'ini hazine ödüyor. İhracatçımız faizlerle borçlanmıyor.
"İşletmeye maliyet gelmeyecek, gencimiz de tecrübe kazanacak"
Bu çerçevede emek yoğun sektörlerle ilgili 3 önemli adım attık. Birincisi; buralarda geçen yıl istihdamını koruyan kobilere kişi başı 2 bin 500 lira destek vermiştik. Bu sene 3 bin 500 e çıkararak kobi dışındaki firmaları da dahil ettik. İkincisi; 100 milyar liralık bir paketle istihdamını koruyan kobi ve işletmelere düşük faizli ve teminatlı bir kredi paketini hayata geçiriyoruz. Bir diğer insiyatif ise İŞKUR tarafından ortaya konan Gençlerin Üretim Çağı yani GÜÇ programı. Bu imalat sanayiini çok ilgilendiren bir başlık. İş arayan gençlerden tecrübe isteniyor. Bu nedenle gençlerin iş hayatına tecrübeli girmesini sağlamak amacı ile 18-25 yaş arası gençlerin emek yoğun sektörlerde istihdamını 6 ay boyunca asgari ücret maaşı ve işçi işveren primini biz ödeyeceğiz. İşletmeye maliyet gelmeyecek, gencimiz de tecrübe kazanacak.
"Dünyada büyük bir borçluluk var"
Finansal olarak Merkez Bankası rezervleri 200 milyar doları aşmış durumda. Cari açığımız yüzde 1.6. Dünyada borçluluk artarken Türkiye’de depreme rağmen kamu borcunun milli gelire oranı yüzde 24-25'ler civarında. Avrupa’da bu oran yüzde 80’in üzerinde. Dünyada büyük bir borçluluk var. Biz çok şükür borçlu bir ülke değiliz. Halkımız da çok borçlu değil, şirketlerimiz de, devlet de borçlu değil. Geçici nakit problemleri yaşanabiliyor. O ayrı ama stok olarak baktığınızda öyle yüksek borçlu bir ülke değiliz. Bu da önümüzdeki dönem en şanslı olduğumuz noktalardan biri. Önümüzdeki dönemde tarım ve maliye politikalarımızı kararlılıkla uygulayacağız. Bunları arz yönlü politikalarla geliştireceğiz. Bunlar içinde en önemlisi 5 alan öncelikli. Gıda üretimini arttırmak gayesindeyiz. Hayvancılık ve gıdada üretimi arttıracağız. İkincisi sosyal konut.500 bin sosyal konut projemiz var. Hem konut fiyatları hem de kiralar düşsün diye yapıyoruz bunu.
"Maalesef ailelere baktığımızda çocuk sayısı azalıyor"
Bu konuda tasarruf ekonomisi ile hareket ediyoruz. Maalesef ailelere baktığımızda çocuk sayısı azalıyor. Ortalama aile sayısı 3’e düşmüş. O nedenle 2+1 konut. OSB’lere yakın sosyal konutlar da yapıyoruz. Üretim alanı ile yaşam alanını yaklaştırmakta fayda var. Üçüncü önceliğimiz enerji. Yenilenebilir enerjide milli yerli üretimi arttırmak istiyoruz. Böylece dışa bağlılığımızı azaltıp, cari açığımızı düşürdüğümüz gibi içerde de enerjiyi sanayide rekabet gücü anlamında da daha fazla değerlendirebileceğiz. Sanayicilerimizin enerji ile ilgili taleplerini öncelikli değerlendirme politikamız var. Bir diğer konumuz lojistik. Çok önemli Özellikle demiryolunu öncelikli görüyoruz. Sadece bu sene 1 milyar liradan fazla para harcayacağımız. Amacımız lojistik maliyetlerini düşürerek üretim sahalarını demiryolları ile limanlara bağlamak. Bir diğer önceliğimiz insan kaynakları. Mesleki eğitim ile yeni iş modelleri geliştirerek kadın ve gençlerin iş gücüne rahat gireceği modelleri geliştirmek istiyoruz. Bir taraftan disiplinli para ve maliye politikaları, diğer taraftan da arz yönlü politikalarla rahatlayacağız.
"2026 finansal açıdan daha olumlu bir yıl olacak"
2026 finansal açıdan daha olumlu bir yıl olacak. Hep altını çiziyorum. Burada istikamet önemli Aylık bazda, haftalık bazda gerginlikler ekonomide her zaman yaşanır. Elimizde olmayan dışsal faktörler her zaman etki edebilir. Aslolan kendi programımızdır. İyi bir programınız varsa ve kararlılıkla uyguluyorsanız bir iki ayda hedefinize ulaşırsınız. Elazığ’a gelecek olursak. Türkiye’nin büyük hedefleri var. Bu hedeflere sadece metropollerin enerjisi ile ulaşamayız. Topyekün kalkınmayla ulaşırız. Her ilimizin potansiyelini değerlendirerek ulaşırız."