TİGRİS HABER Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, AA Editör Masası’na konuk olarak gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Ekonomiden fon soruşturmasına, enflasyonla mücadeleden "Terörsüz Türkiye" sürecine ilişkin açıklamalarda bulunan Yılmaz, fon soruşturması kapsamında yürütülen çalışmalar hakkında bilgi verdi.
Yılmaz, son bir yıl içinde kamu tarafından çeşitli adımlar atıldığını belirterek, Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) tarafından yayımlanan fon rehberiyle yeni kurallar getirildiğini söyledi. Yılmaz, "Şeffaflık artırıldı. Çok daha güven veren bir piyasa yapısı oluşması için kurallar kondu. Bu çok olumlu bir adım aslında" dedi.
Fon piyasasının belli bir alanında yaşanan olayın genel yapıya zarar vermemesi için hızlı şekilde tedbir alındığını ifade eden Yılmaz, "Yedi şirkete ve bunun altındaki 131 fona tedbir getirilmiş oldu, tasfiye kararı alınmış oldu. Şu anda birçok kişi ya tutuklu, ya gözaltında, ya soruşturma aşamasında ifadesi alınan birçok insan var. Dolayısıyla bir adli süreç başlamış durumda ve yürüyor. Mal varlıklarına tedbir de var. Mal varlıklarına tedbir konmuş durumda. Yurt dışı yasakları getirilmiş durumda" ifadelerini kullandı.
Yılmaz, bağımsız finansal otoritelerin inceleme kapsamında olduğunu belirterek, "İdarelerin açıkları da kişilerin sorumlulukları da bu süreçte ortaya konmuş olacak. Devlet Denetleme Kurulu çok yoğun bir şekilde sahada çalışıyor" dedi. Fon soruşturmasından etkilenen yatırımcıların sayısına ilişkin de bilgi veren Yılmaz, "Bu olaydan etkilenen 455 binden fazla yatırımcı var bu sorumlu fonlarda. Toplam baktığınız zaman bu fonlar 131 fon toplam fonlarımızın yüzde 4,6’sını oluşturuyor. Toplam fon portföyümüzün yüzde 7,7’sini oluşturuyor" ifadelerini kullandı.
Yılmaz, yatırımcıların haklarını gözetmek amacıyla bir kanun teklifinin hazırlandığını belirterek, 7 şirket ve bunların altında 131 sorumlu fon bulunduğunu söyledi. Üç şirketin olağan tasfiye koşullarını kabul ettiğini belirten Yılmaz, "Geçtiğimiz 8 Ekim itibarıyla da bu gerçekleşti. 44 bine yakın vatandaşımızın ödemeleri gerçekleştirildi" dedi.
Yılmaz, tasfiye sürecinde Ziraat Bankası ve İş Bankası’nın rolüne ilişkin de bilgi verdi. Tera’nın tasfiyesinin İş Bankası tarafından yönetildiğini, diğer fonların yönetiminin ise Ziraat Bankası’nda olduğunu belirtti. Üç şirketin olağan şartlarla tasfiye edildiğini ifade eden Yılmaz, "Mevcut kurallarımız içinde bunların bütün ödemeleri yapılmış oldu yatırımcıların. Oradaki hak ve yükümlülükler yerine getirilmiş oldu. 17 fon böylece devreden çıkmış oldu. Yani 131 fonun 17'si devreden çıkmış oldu" diye konuştu.
ATLAS İÇİN MÜZAKERELER SÜRÜYOR
Yılmaz, Tera’nın en büyük fon olduğunu, Pusula, Hedef ve Atlas’ın da bulunduğuna dikkati çekerek, "Atlas ile ilgili de olağan tasfiye mümkün. Bunu bu hafta herhalde görmüş oluruz. Sahipleriyle görüşmeler yapılıyor, müzakereler yapılıyor. Ümit ederiz ki, temenni ederiz ki böyle olsun. Atlas da devreye girerse, olağan tasfiyeye tabi olursa orada da 58 bin civarında vatandaşımız var. Bu işten olumsuz etkilenen yatırımcı var diyelim. Bunlarla ilgili de olağan tasfiye uygulanmış olacak" diye konuştu.
"KAMU KAYNAĞI KULLANILMAYACAK"
Fonların tasfiyesinde kamu kaynağı kullanılıp kullanılmayacağına ilişkin soruya Yılmaz, "Ne olağan tasfiyede ne olağanüstü tasfiyede kamu kaynağının kullanılması söz konusu değil" yanıtını verdi.
Yılmaz, fon piyasalarında devlet güvencesi bulunmadığını belirterek, "Burada öyle bir durum söz konusu değil. Bir kamu garantisi söz konusu değil" ifadelerini kullandı.
Olağan tasfiyenin kendi kaynaklarıyla gerçekleştirildiğini belirten Yılmaz, olağanüstü tasfiye için de temel prensibin kamu kaynağının kullanılmaması olduğunu söyledi.
"NET YATIRIM TUTARI ÜZERİNDEN ANA PARAYI ÖDEYECEK BİR SİSTEM KURGULUYORUZ"
Yılmaz, olağanüstü tasfiyede esas alınacak tutarın "net yatırım tutarı" olduğunu belirterek, "Kanunumuzdaki teklif bu. Meclisimizden henüz geçmedi tabii. Yani bu yanlış anlaşılmasın, meclis her şey meclisin takdirinde. Ben şu anki teklif haliyle anlatıyorum" dedi.
Yılmaz, ana parasını daha önce alanların ve hukuk dışı işlemler yapanların bu ödemeden yararlanmayacağını belirterek, "İki kesim yer almayacak. Arada bu net yatırım tutarını alıp çıkanlar bir de tabii hukuk dışı işlemler yapanlar" ifadesini kullandı.
Olağanüstü tasfiye kapsamında 1 milyon liraya kadar ana paranın ödenmesine imkan sağlayacak bir sistem üzerinde çalışıldığını belirten Yılmaz, "Genel hükümleri ortadan kaldırmıyor. Genel hükümler yine geçerli. Yani zamanı geldiğinde işte bütün bu kaynaklar toparlandığında kime ne düşecekse yine alacak. Orada bir mahsuplaşma olacak" diye konuştu.
Yılmaz, küçük yatırımcıların önceliklendirileceğini belirterek, "Küçük yatırımcılar bir an önce bu kaynaklara kavuşsunlar. Sosyal açıdan bunun önemli olduğuna inanıyoruz" dedi.
Yılmaz, olağanüstü tasfiyeye ilişkin kararların Meclis’ten geçmesi halinde yatırımcı sayısının 100 binin altına düşebileceğini tahmin ettiğini söyledi.
"İADEYLE HUKUKİ SORUMLULUKLAR ORTADAN KALKMIYOR"
Yılmaz, haksız kazanç elde edenlerin mal varlıklarına ilişkin süreç hakkında da bilgi verdi. 131 fon için TMSF bünyesinde ayrı hesaplar açıldığını belirten Yılmaz, "Her fonun hukuki durumu farklı. Her fona birebir bakmak durumundasınız" dedi.
Bir de genel hesap açıldığını belirten Yılmaz, "Gerek isteğe bağlı olarak getirim, faiz kazançları iade edenler gerekse bu hukuk dışı işlemler yapılış haksız kazanç elde etmiş şirketlerin veya kişilerin mal varlıklarının satışından gelecek gelirler bu hesaplarda toplanacak" diye konuştu.
Yılmaz, yatırımcılara kaynak aktarımında üç temel kaynak bulunduğunu belirterek, şöyle konuştu:
"Birincisi bu fonda kalmış varlıklar, halen içinde işte belli değere dönüştürülebilir varlıklar var. İkincisi bu hesaplara yapılacak iadeler. Üçüncüsü yine sorumlu birçok kişinin mal varlığına tedbir konmuş durumda biliyorsunuz şirket kişi bu süreçte rolü olduğu düşünülen. Dolayısıyla bu yine kanunda TMSF'ye bu olaya özgü olarak çok ciddi yetkiler veriliyor. TMSF'nin bu konudaki çalışmalarıyla bu varlıkların nakde dönüşmesi, bu varlıkların değerlendirilmesi ile gelecek kaynaklar. Dolayısıyla bu yatırımcılara verilecek tutarlar bu kaynaklardan finanse edilmiş olacak."
Yılmaz, para iadesinin sorumluluğu ortadan kaldırmayacağını belirterek, "Hukuki sorumluluklar hiçbir şekilde genel sorumluluklar ortadan kalkmıyor" dedi.
"KİM SÖZ KONUSU OLURSA OLSUN GEREĞİ YAPILIR"
AK Parti içerisinde yanlış yapan kişilerin olabileceğini belirten Yılmaz, "Ha burada yanlış yapan olamaz mı? Elbette olabilir ve onun da gereği yapılıyor, yapılacak" dedi.
Yılmaz, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu konudaki tavrının açık olduğunu belirterek, şunları kaydetti:
"Sayın Cumhurbaşkanımızın buradaki tavrı çok açık ve net. Yani kim söz konusu olursa olsun, ister hani babamızın oğlu da olsa diyelim, en yakınımızdaki insan da olsa eğer bir suç işlemişse, bakın yatırım yapmışsa demiyorum ben ve yatırımcıya hiçbir şekilde hiçbir saygı, saygı duymak zorundayız, yatırım yapmış, kazanmış, kaybetmiş, suç mahiyetinde bir işlem yapan varsa kim olursa olsun, en yakınımızda olsa, partimizde olsa, başka bir bürokraside de olsa, kim olursa olsun gereği yapılır."
"AK Parti'nin anlayışı budur" diyen Yılmaz, yolsuzluk yapanların korunmadığını savundu. Yılmaz, araştırılmadan ve belgelenmeden suçlamalar yöneltilmemesi gerektiğini ifade ederek, "Suçlu kimse suçlu cezasını görsün, orada hiç tereddüt yok. Benim yakınımmış, onun yakınıymış, diğeri şu partidenmiş, bu partidenmiş hiç fark etmez. Suçunu delillendirerek bir şey ortaya koyarsanız, bir belge koyarsanız eyvallah buna kim ne diyebilir? Lütfen bunu da yapın yani. Bir belgesine, bilgisine ulaştığınız suç işlemiş biri varsa iktidar olsun, muhalefet olsun hep birlikte bunun hesabını soralım" dedi.