Diyarbakır Barosu, cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerine ilişkin hazırladığı raporu kamuoyuyla paylaştı. pic.twitter.com/uNS9N7JeOV
— Tigris Haber (@TigrisHaber) October 2, 2026
Şaban YILMAZ
TİGRİS HABER - Haziran 2025-Eylül 2026 dönemini kapsayan çalışma kapsamında 4 kentteki cezaevleri ziyaret edildi, yaklaşık 120 mahpusla görüşüldü. Raporda çıplak arama, sağlık hizmetlerine erişim, keyfî tahliye ertelemeleri ve haberleşme hakkına yönelik ihlallere dikkat çekildi.
Diyarbakır Barosu İnsan Hakları Merkezi Hapishane İzlem Komisyonu, cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerine ilişkin bir yıllık gözlem ve tespitlerini içeren raporunu açıkladı. Diyarbakır'da bir otelin toplantı salonunda düzenlenen açıklamaya Diyarbakır Baro Başkanı Abdülkadir Güleç, insan hakları savunucuları ve çok sayıda hukukçu katıldı. Açıklamayı proje koordinatörü Rıhan Gök okudu.
4 KENTTE CEZAEVLERİ ZİYARET EDİLDİ
Diyarbakır Barosu tarafından Haziran 2025-Eylül 2026 tarihleri arasında yürütülen "Türkiye'nin Ceza İnfaz Sisteminde Hesap Verilebilirliğin Artırılması ve İnsan Haklarının İyileştirilmesi Projesi" kapsamında Diyarbakır, Elazığ, Erzincan ve Erzurum'daki cezaevleri ziyaret edildi. Yaklaşık 120 mahpusla görüşme gerçekleştirildi.
Proje kapsamında 20 hukukçunun katılımıyla eğitimler düzenlenirken, cezaevlerinde tespit edilen hak ihlallerine ilişkin raporlar hazırlandı ve kronikleşmiş üç temel soruna yönelik stratejik hukuki süreçler başlatıldı.
ÜÇ TEMEL İHLAL İÇİN HUKUKİ SÜREÇ
Stratejik davalama kapsamında Erzurum Dumlu 1 ve 2 No'lu Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumlarında uygulanan infaz rejimi ve cezaevlerinin fiziki yapısı gündeme taşındı. Baro, söz konusu koşulların mahpusların açık havaya erişimini, sosyal temasını ve ortak faaliyetlere katılımını sınırlandırdığını belirterek hukuki başvuruda bulundu.
Diyarbakır T1 Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda ise bazı mahpusların görüntülü görüşme ve elektronik haberleşme imkânlarının, bireyselleştirilmiş güvenlik değerlendirmesi yapılmadan yalnızca isnat edilen suç türüne göre sınırlandırılmasına karşı hukuki süreç başlatıldı.
Diyarbakır 3 No'lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda tutulan bir mahpusun, sağlık durumunun ağırlaşmasına rağmen gerekli tıbbi müdahale ve hastane sevkinin zamanında yapılmadığı ve 7 Mayıs 2026'da yaşamını yitirdiği belirtildi. Baro, olayda sağlık ve yaşam hakkının ihlal edildiği ve idarenin hizmet kusurunun bulunduğu iddialarının araştırılması için de hukuki süreç başlattı.
ÇIPLAK ARAMA VE KÖTÜ MUAMELE İDDİALARI
Raporda öne çıkan ihlal alanlarından biri işkence ve kötü muamele oldu. Mahpusların cezaevlerine ilk kabul sırasında çıplak aramaya maruz bırakıldığı, bu uygulamayı kabul etmeyenlerin insan onuruyla bağdaşmayan tutumlarla karşılaştığı aktarıldı.
Hastane sevklerinde çift kelepçe ve ağız içi araması uygulamalarının sürdüğü, mahpusların hasta mahremiyetine uygun olmayan koşullarda muayeneye zorlandığı ifade edildi. Baro, bu uygulamalara son verilmesini ve kötü muamele iddialarına ilişkin etkin, tarafsız soruşturmalar yürütülmesini istedi.
HASTA MAHPUSLARIN TEDAVİYE ERİŞİMİ ENGELLENİYOR
Raporda, hasta mahpusların revir ve hastaneye sevk taleplerine geç yanıt verildiği, sevk ve muayene süreçlerinde çeşitli engellerle karşılaştıkları belirtildi. Özellikle ağır hasta mahpusların infaz erteleme süreçlerinin uzamasının sağlık sorunlarının ağırlaşmasına neden olabileceğine dikkat çekildi.
Baro, hasta mahpusların tedaviye zamanında erişiminin sağlanmasını, ağır hasta mahpusların infaz erteleme taleplerinin ivedilikle değerlendirilmesini istedi. Ayrıca sağlık değerlendirmelerinde yalnızca Adli Tıp Kurumu raporlarının değil, üniversite hastaneleri ve bağımsız sağlık kurullarının raporlarının da dikkate alınması çağrısında bulundu.
TAHLİYELER KEYFÎ GEREKÇELERLE ERTELENİYOR
Raporda, İdare ve Gözlem Kurullarının mahpusların iyi hâlli olup olmadığına ilişkin değerlendirmelerinde kimi zaman objektif ve denetlenebilir ölçütlerden uzak, soyut ve keyfî gerekçelere başvurduğu kaydedildi.
Bu kararlar nedeniyle infaz süresini tamamlayan bazı mahpusların tahliyelerinin ertelendiği belirtilerek kurulların yapısının bağımsızlık ve tarafsızlığı güvence altına alacak şekilde yeniden düzenlenmesi istendi.
HABERLEŞME VE İLETİŞİM HAKKINA ENGEL
Mahpusların aileleri ve avukatlarıyla iletişim kurarken çeşitli engellerle karşılaştığına dikkat çekilen raporda, özellikle sevk ve nakil işlemleri sırasında mahpusların, ailelerinin ve avukatlarının zamanında bilgilendirilmediği ifade edildi.
Diyarbakır Barosu, haberleşme ve iletişim hakkının önündeki engellerin kaldırılmasını, sevk ve nakil süreçlerinde gerekli bilgilendirmelerin zamanında yapılmasını talep etti.
“MAHPUSLARIN İNSAN ONURU KORUNMALI”
Açıklamanın sonunda ceza infaz kurumlarında bulunmanın, kişilerin temel hak ve özgürlüklerinden bütünüyle mahrum bırakılması anlamına gelmediği vurgulandı.
Mahpusların yaşamlarının, sağlıklarının ve insan onurlarının korunmasının devletin kamusal yükümlülüğü olduğu belirtilen açıklamada, tespit edilen ihlallerin giderilmesi, kötü muamele iddialarının soruşturulması ve mahpusların hak arama yollarına erişiminin önündeki engellerin kaldırılması istendi.
Diyarbakır Barosu, hak ihlallerinin giderilmesi ve benzer ihlallerin tekrarının önlenmesi amacıyla hukuki süreçleri takip etmeyi, ulusal ve uluslararası mekanizmalara başvurmayı ve cezaevlerinde yaşanan sorunları kamuoyunun gündemine taşımayı sürdüreceğini bildirdi.