‘Çözüm sürecinin filmi mi?’

NACİ SAPAN

 

Diyarbakır’dan sorumlu yetkili devlet görevlilerinin duruşu ve kentteki yönetim biçimlerini son birkaç yıldır kafamda sürekli sorguluyordum, nasıl bir ad koyarım diye düşünüyordum.

Şöyle karar verdim; Kentte geçici işçi statüsünde ‘emanet’ duran, kadrosunu alır almaz memleketine dönmek üzere sürekli hazır bekleyen, bu nedenle risk ve sorumluluk almayan, bir an önce kadrosunu alabilmek için ‘biat’ eden elemanlar olarak değerlendirdim.

Neden mi?

Sadece son yaşanan istenmeyen olaylardan dolayı değil.

Bu olaylar bardağı taşıran son damlalar oldu.

Sayısız hırsızlık olaylarından ölümlü, yaralamalı birçok olay karşısındaki duyarsızlıklarının tanıklarıyız.

 

Bu etkili ve yetkililer;

Bomba, bombacı derken,

Aranıyor, yakalandı derken,

Sorumluluk alanlarında en korktuğumuz, olmaması için gayret gösterilen ‘Sokak Çatışmaları’nı da izler duruma geldiler.

 

Perşembenin gelişi Çarşambadan bellidir deyişini HÜDAPAR Genel Başkanı Hüseyin Yılmaz’ın emniyetin samimiyetsizliğine yaptığı haklı vurguyla buluşturduğumda, ‘çözüm sürecinin Filmi’nin ilk sahneleri olarak canlandı gözümde Diyarbakır’daki son olaylar.

En tepedeki yetkili! Öyle demişti ya.

‘Çözüm sürecinin ancak filmini çekerler’ gibi devlet adamına yakışmayan son derece irite edici cümleler kuran birinin yönettiği devlet ne ise, onun emrindekilerin yönettiği Diyarbakır’da göreceğimiz tablo ortada. 

 

4 ölü, onlarca yaralı, kentin bir bölümü harabe halde, insanlar sokaklardan çekilmiş, valilik açıklaması geliyor.

Sokak ortasına serili olaylar sırasında kullanılmış silahların fotosu.

 

Sonra şu kadar keleş, şu kadar, şu milim mermi, şu marka bu kadar tabanca gibi kamuoyunun bilgisi olsun diye bir de açıklama.

Ölü ve yaralı sayısı da var valilik açıklamasında.

Vatandaşın bilgilenme hakkına son derece saygılı bir tutum içindeler!

Çok merak etmiştik!

Silahların çap ve markasını, hatta görüntülerini.

 

Aklıma Olağanüstü Hal Bölge Valiliğinin yazılı açıklamaları geldi.

Fotoğraf ve açıklama biçimi bire bir aynı.

Ayrıntı konusunda hiç sıkıntı yok, aynen görev eksiksiz yerine getiriliyor. Bir tek şey eksik, ‘Gece karanlığından yararlanarak kaçtılar’ biçimindeki insanları çileden çıkaran o son kelime.

O da zaten olaylar gündüz ortası gerçekleştiğinden mümkünler arasında görünmüyor.

 

Sınıfta kaldınız demiyorum, çünkü…

…Sınıf bulamadım.

 

 

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.