CUMA VE DUA

Selim Kaplan
Bir bayramda Bulgaristan’daydım. Bayram namazı için Sofya’nın merkezi camisine gitmiştim. Farklı milletlerden Müslüman cemaat, caminin dışına taşmıştı. Hıristiyanların Çoğunlukta olduğu bu memlekette, yönetimnahoş bir durum olmasın diye emniyet tedbiri almıştı. Polis korumasında kıldığımız namaz sonrasında da, imam Bulgarca, Arapça ve Türkçe hutbe ve dua okudu. İmamın minberdeki her sözünü tamamen anladığımı ve o bayram namazından çok keyif aldığımı söyleyebilirim.
Geçtiğimiz Cuma günü bir camiye gittim. İmam minberde, Cuma Namazından önce, Diyanet İşleri Başkanlığının gönderdiği hutbeyi gayet anlaşılır bir şekilde okudu. Ancak Türkçe hutbenin sonrasında, okuduğu duaların hepsi Arapça olduğundan hiçbir şey anlamadığımı söyleyebilirim.
Peygamberimizin cemaatinin,aşağıdaki tespitlerinin imamlarımızca bilindiği kanaatindeyim.
“Resûlullâh -sallallâhu aleyhi ve sellem-'in konuşması her dinleyenin rahatlıkla anlayabileceği şekilde açıktı.” (EbûDâvûd, Edeb, 18)
“İyice anlaşılmasını istediği kelime ve cümleleri, üç kere tekrar ederdi.” (Tirmizî, Menâkıb, 9)
Kur’an ayetlerini Kur’an dilinde okumak tamamen doğrudur ammaduaların da Arapça okunmasının nasıl bir mecburiyeti olduğunu anlamış değilim.Ellerimizi açmış imamı dinlerken, neye âmin dediğimizi bilmek hakkımız değil midir?
Biz basit kullar”İmanın; lisan ile ikrar, kalb ile tasdik” olduğunu biliriz de imamlarımız bilmezler mi? Allah aşkına söyler misiniz, anlamadığımız sözcükleri ikrar ve tasdik etmek nasıl mümkün olabilir?
Yine geçen Cuma, camiye namaz vaktinden yarım saat önce gitmiştim. Caminin termometresinde sıcaklık yedi dereceyi gösteriyordu. Çok üşüdüğümü söyleyebilirim ama cami kültürüne alışsın diye babasının yanında namaza gelen beş yaşındaki çocuğun titreyen hali yüreğimi acıttı. O çocuğun bir daha isteyerek camiye geleceğini söylemek mümkün müdür? Birçok şey için cami cemaatinden para toplanırken, caminin ısıtılması için para toplamak neden mümkün olmuyor?
Birkaç yıl önce Siirt’in bir köyünde Cuma namazına gitmiştim. Camide köylünün dışında yakındaki baraj şantiyesinden gelen vatandaşlarla birlikte yaklaşık altmış kişi vardı. İmam cemaate dönerek, köylüden kırk kişi olamadığı için Şafii mezhebine göre Cuma namazı kıldıramayacağını söyledi. Cemaatten biri “hocam öyle ise Hanefi Mezhebi şartlarına göre kıldır” deyince imam” cemaatin Hanefi Mezhebine göre abdest almamış olabileceğini dolayısı ile namazın kılınamayacağını” ifade etmişti. Cuma namazı niyetine gittiğimiz camide öğlen namazını kılmakla yetindik!
Kolaylıklar dini olan İslam’daimamlarımızın; ibadeti kolaylaştıran, cemaatle iletişim kurabilen, camilerde sağlıklı ibadet ortamı sağlayan, İnsanlar arasında kaynaşma, sevgi, dayanışma ve kardeşliği artırıcıuygulamalara öncelik vermeleri gerekmez mi?
Saygılar.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.