Cumhur’un ortakları!

NACİ SAPAN
Kemal Kılıçdaroğlu:
‘Cumhur ittifakının üçüncü ortağı mafyadır’ dedi.
Yılın sözü.
Hatta yüzyılın sözüdür dersek yeridir.
Katılıyor ve destekliyoruz.
Çakıcı MHP liderinin yoğun çaba, istek ve arzularıyla sokağa salınıncaya kadar Cumhur ittifakının ortağı olarak Peker’i tanıdık. Asıl ortak sokaklara salınınca çırak olanın hükmü kalmadı, yurt dışına deport edildi. Peker, sular durulduktan sonra döneceğini sanıyordu, çünkü ‘Dönüş biletini’ garantiye almıştı. Öyle değilmiş, dönmemek üzere bileti kesilmiş.
 
Peker, oyuna geldiğini anladığı andan itibaren ‘haklı’ olarak harekete geçti, olanı biteni anlatıyor. Çakıcı öncesi yaşamında Cumhur ittifakı ile olan ortaklığını açık alanlarda açık, açık ilan etmişti, ittifak uğruna ‘oluk oluk kan dökeceğini’ hiç zorlanmadan haykırıyordu. Halkı tehdit ediyordu.
 
Tehditleri basit gibi görülmüş olacak ki devreye Çakıcı girdi, böylece Cumhur-Çakıcı ittifakı dönemi başladı. Adam daha başlarken Ana muhalefet Partisinin liderini tehdit etti.
 
Eski ve yeni ortakların muhalefet partilerine, halka yönelik tehditlerine ne adli makamlardan ne de siyasi partilerden, yani Cumhur ittifakından tek itiraz çıkmadı. Hukuk devletinde bu tür durumlara ses çıkmıyorsa ‘zımni onay’ anlamına gelir.  
 
Şimdilik Çakıcı ile ilgili ileride neler çıkacağını bilmiyoruz ancak, Peker, yaptığı açıklamalarla ‘onay’ makamlarının adreslerine işaret ediyor.
 
‘Hukuk devletiyiz’ diye övüneceğiz, mangalda kül bırakmayacağız, suç örgütünün başı gibi görünen kişilikler siyaset makamlarına, parti liderlerine ağızlarına geleni söyleyecek, sorumluluğu olan makamlar durumu es geçecek, görmezden gelecek.
Böyle hukuk devleti olur mu?
 
Suç örgütlerinin, mafya gruplarının faaliyetleri, ilişkileri kendi menfaatleriyle sınırlıdır, ayakta kaldıkları süreyle eşdeğerdir, bumerang gibidir, döner dolaşır kendisini de, ilişki içinde olduklarını da yok eder.
 
Küçük ortak düştü, sırada büyük ortak var.
Bu ilişkiler saklanmaz, üstü örtülmez.
Tanıklıklar her zaman vardır.
Her şey susar, vicdan susmaz.
Dil konuşmaz, vicdan konuşur.
Dünyanın en büyük kötülüklerini yapanların da vicdanı bir gün harekete geçer, fani dünyadan göçmeden önce bildiklerini anlatmak zorunda hisseder kendini.
Bir nevi helallik istemek gibidir.
*
Devlet bizimdir, yani sınırları içinde yaşayanlarındır. Devlet bir erktir, birileri zamanı geldiğinde bu erki bizim adımıza bizim verdiğimiz yetki ile idare eder. Devlet aile gibidir, aileyi anne-baba yönetir. Erk onlardadır, adaletin, vicdanın sınırlarını belirlemek onların sorumluluğundadır.
 
İdare etmenin şekli şemali erki elinde bulunduranların vicdanı ile ilgilidir. İyi ya da kötü yönetmek, vicdanın sınırları içindedir.
 
İdare ederken bilmeden yanlış yapmak mümkün, tolore edilebilir, ancak bilerek yapılan yanlışın tolore şansı yoktur, halk affetmez.
 
 
 
 

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.