TİGRİS HABER - Sürecin tamamen durmuş olmadığını ancak beklenen hızda ilerlemediğini vurgulayan Çandar, “Süreç yürüyor ama uygun adım değil; iki adım atıp duraksayan bir ilerleyiş söz konusu” ifadelerini kullandı.
“Asıl ihtiyaç hukuki düzenleme”
Çandar, silah bırakma tartışmalarının sürecin merkezine konulmasını eleştirerek, meselenin yalnızca silahların bırakılması olmadığını söyledi. Asıl önemli konunun, silahlı yapı içinde yer alan kişilerin bundan sonraki statüsünün netleştirilmesi olduğunu belirten Çandar, kapsamlı bir hukuki çerçeveye ihtiyaç duyulduğunu ifade etti.
PKK’nın silah bırakma yönündeki açıklamalarının bir “irade beyanı” olarak değerlendirilmesi gerektiğini dile getiren Çandar, bu adımın ardından devletin de somut hukuki adımlar atması gerektiğini savundu. Çandar, “Silahı bırakan kişiler hangi statüyle topluma katılacak? Bu netleşmeden sürecin ilerlemesi zor” dedi.
Üç kritik grup:
Çandar, çözüm sürecinin üç ana grubu doğrudan ilgilendirdiğini belirtti:
Dağ kadrosunda bulunanlar
Yurt dışında sürgünde yaşayanlar
Cezaevinde bulunanlar
Bu grupların geleceğine dair hukuki düzenleme yapılmadan ilerleme sağlanamayacağını vurgulayan Çandar, “İnsanlara ‘gelin’ deniyor ama nasıl gelecekleri belli değil. Hukuki zemin oluşmadan adım atmaları mümkün değil” diye konuştu.
“Süreçte aksama var, belirleyici Cumhurbaşkanı”
Süreçte bir tıkanmadan ziyade “aksama” olduğunu ifade eden Çandar, gelinen noktada en belirleyici aktörün Recep Tayyip Erdoğan olduğunu söyledi. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nde sürecin ilerleyişinin büyük ölçüde Cumhurbaşkanı’nın iradesine bağlı olduğunu belirten Çandar, bundan sonraki hızın da bu çerçevede şekilleneceğini dile getirdi.
“2-3 ay içinde geçiş yasası çıkmalı”
Çandar, sürecin başarıya ulaşabilmesi için kısa vadede somut adımlar atılması gerektiğini belirterek, “Azami iki-üç ay içinde geçiş yasasının şekillenmesi gerekiyor” dedi. Bunun “tarihi bir fırsat” olduğunu vurgulayan Çandar, gecikmenin risk yaratabileceğini ifade etti.
“İhtiyatlı iyimserim”
Sürece dair tamamen iyimser olmadığını ancak umutlu olduğunu dile getiren Çandar, “Olma ihtimalini, olmama ihtimalinden daha yüksek görüyorum ama temkinliyim” dedi.
Öcalan ve müzakere tartışması
Çandar, Abdullah Öcalan’ın Kürt hareketi tarafından uzun süredir “başmüzakereci” olarak görüldüğünü belirterek, bu rolün yeni olmadığını ve geçmiş çözüm süreçlerine kadar uzandığını ifade etti.
Demirtaş vurgusu: “Toplumsal güveni artırır”
Çandar, eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın durumuna da dikkat çekti. Demirtaş’ın serbest bırakılmasının sürece olan toplumsal güveni artıracağını savunan Çandar, özellikle Kürt seçmen nezdinde güven oranının ciddi şekilde yükselebileceğini dile getirdi.
Demirtaş’ın hem Kürt hem de Türk kamuoyunda karşılığı olan nadir siyasi figürlerden biri olduğunu belirten Çandar, bu durumun sürecin toplumsal destek kazanmasında önemli rol oynayabileceğini ifade etti. (ANKA)