Devlet projesi mi? Siyaset malzemesi mi?

NACİ SAPAN

‘Çözüm süreci’ üzerinden siyaset savaşı devam ediyor.

7 Haziran seçimleri yaklaştıkça doğru sonuçlara hitap etmeyen siyaset tarzı yurttaşın ‘barış’umutlarına adeta dinamit atılıyor.

 

‘Çözüm süreci’ ile ‘seçim süreci’ni birlikte yönetmek gibi bir yol ve yöntemin denenmiş olmasının yarattığı sıkıntıların gölgesinde bir seçim gerçekleşiyor. Pragmatist bir anlayışla başarıyı yakalama mantığının içine ‘çözüm süreci’ yerleştirildiği için her sabah yeni bir sorunla karşı karşıya kalıyoruz.

 

Sürekli yazıp çiziyoruz; Çözüm sürecinin evrelerinin seçime/seçimlere endeksli yöntemlerle yürütülmüş olması faydadan çok zarar veriyor. Bu şekilde devam ederse daha fazla zarar vereceği de kaçınılmaz olacak.

 

Bir taraftan, çözüm ve barış sürecinin başarıyla yürütüldüğü ve sona yaklaşıldığı yönünde yapılan açıklamalar toplumu geleceğe hazırlarken, moral değerlerini yükseltirken, diğer yandan siyasetçilerin karşılıklı suçlayıcı açıklamaları bir anda o moral değerleri sürekli darbeliyor, kırılmalara neden oluyor.

**

‘İzleme heyeti’ tartışmalarıyla toplumu bir hafta boyunca uğraştırdılar. Sonra Selahattin Demirtaş çıktı ve ‘İzleme heyeti kırmızıçizgilerimiz değil’ dedi.

O zaman şunu anlıyoruz; İzleme heyeti başından beri kırmızıçizgiler dâhilinde değildi ve siyaseten gereksiz bir tartışmanın içine çekildik.

 

Demirtaş’ın ‘kırmızıçizgimiz değil’ açıklaması bir anlamda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın karşı çıkışına haklılık kazandırıyor. Bunu aynı zamanda bir ‘geri adım’ olarak değerlendiriyoruz.

**

Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan, Selahattin Demirtaş’ı ‘Süreci zehirleyen’ kişi olarak ilan ediyor, Demirtaş ve Kandil’i iklimi bozmakla suçluyor.  

 

Bunlar neden yapılıyor diye düşünüyoruz.

Ortaya şöyle bir sonuç çıkıyor;

AK Parti düşen oy oranını milliyetçi oylarla takviye etmek üzere harekete geçti.

HDP ise, ihtiyaç duyduğu yüzde 10 barajını aşmak üzere güncel politikalar gerçekleştiriyor.

 

Bu açıklamalar seçim öncesi krizin fitilini ateşlemiş durumda.

**

Biz bu tartışmalarla uğraşırken, Genel Kurmay PKK’nin Dağlıca bölgesinden askeri birliklere taciz ateşi açtığını, buna misliyle karşılık verildiğini açıklıyor. Yeniden bir savaşın başlayabileceği korkusunu topluma pompalamaya çalışıyorlar.

 

Seçimsiz dönemlerde her şey tozpembe iken, umutlar pompalanırken, her ne hikmetse seçimli dönemlerde her şey kapkaranlık, umutsuzluk ve savaş ihtimali pompalanıyor.

 

Çözüm sürecinin kendi içinde bir ciddiyeti var ise, gerçekten devlet projesiyse, seçim döneminin malzemesi olarak kullanılmasın. Seçim dönemlerine malzeme edildikçe, uzadıkça kirleniyor/kirletiliyor, umutsuzluk yaratıyor.  

 

 

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.