Devleti yönetenler ve siyaset adabı

NACİ SAPAN

Ortada bir cunta, diktatörlük, krallık yok ise, devleti yönetenler sivil siyasetçilerdir. Devlet erkini halk adına yönetmeleri için halkın oyu ile seçilirler.

 

Onlara ‘bizi yönet’ diye yetki verir halk.

‘Bize küfret, bize hakaret et, bizim seçtiğimiz vekilin kafasını gözünü yar’ diye yetki vermez.

 

Siyasetçi, hele devleti yönetenler kendi çizgisinde olmayan, kendisine oy vermeyen bir kesim tarafından seçilmiş başka bir siyasetçiye de hakaret etme hakkına sahip değildir.

 

Böyle bir durum direk seçmeni ilgilendiriyor. 

Ancak, siyasetçiler bazen öyle laflar ediyor ki; siyasetçi ve devlet adamlığı adabının dışında, rencide edici, aşağılayıcı olabiliyor.

Seçmende, hakaret gören siyasetçi de ne yapacağını bilmez hale geliyor.

 

Bugünkü Türkiye’yi yönetme biçiminden söz ediyorum.

En tepeden başlıyor hakaretler aşağıya kadar silsile yolu ile iniyor.

Yukarıdan başlayan hakaretin galeyanına kapılan Milletvekilleri 4 yıllık dönem içinde ülke yararına tek laf etmezken, seçime yakın dönemlerde her ne hikmetse ‘bülbül’ gibi şakımaya başladılar. Ağızlarından çıkan sözlerin ya farkında değiller ya da özellikle yapıyorlar ki, bir dönemi daha garantiye alabilsinler.

Belki de geçerli yöntemin bu olduğuna inanıyorlar.

 

‘Mahallenin delikanlısı’ tavrı ile herkese racon kesmeye başladılar.

Aslında parlamento çatısı altında raconu millete kesiyorlar.

Ya millet onlara bir racon keserse?

7 Haziran’a da çok fazla zaman kalmadı.

**

Dengir Mir Mehmet Fırat’ın HDP saflarına katılarak Milletvekili aday adayı olması büyük yankı yarattı. Ankara kulislerinin en çok konuşulan konusu bu. AK Parti kurucusu deneyimli siyasetçinin muhalif demokrasi güçlerinden yana tavır koyması ve siyaset arenasına dönmesinin AK Parti’de kırılmalara neden olacağı konuşuluyor.

 

HDP’nin bu transferi gerçekleştirmiş olması büyük bir başarı olarak değerlendiriyor. Dengir Mir Mehmet gibi toplumda yankı bulacak birkaç ismin daha transferi durumunda HDP’nin Türkiye’nin geneline vereceği Türkiye partisi imajının daha da güçleneceği de yine kulislerde konuşulan konuların başında geliyor.

**

Yalçın akdoğan; ‘PKK silahlı mücadeleyi bıraktığını taahhüt’ etsin demiş.

Herkesin, her kesimin de istediği bu zaten.

Taahhüt etsin de kime etsin?

O ve onlar ‘AK Partiye etsin’ diyorlar.

Bence çok şahsi olur, zaten o taahhüdünde karşılığı yok.

Taahhüdün muhatabı;

 Türkiye’nin demokrasi güçleridir

Türkiye’nin halklarıdır.

PKK’nin bir taahhüdü olacaksa muhatap bellidir.

 

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.