‘Dilsiz Belleğin İzdüşümü’

‘8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’ne atfedilen resim ve heykel sergisi DİTAV Kültür Sanat Evi’nde sanatseverlerle buluşuyor.

Mümin AĞCAKAYA

TİGRİS HABER - 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’ dolayısıyla sanatçı Gökhan Aslan’ın resim ve heykellerinden oluşan sergi; DİTAV Kültür Sanat Evi’nde ayın sonuna kadar sanatseverle buluşacak.

Avluda yer alan tarihi dut ağacının rengârenk bezlerle süslenerek ‘Dilek Ağcına’ dönüştürülen görselliğinden sonra resim ve heykellerin yer aldığı galerinin girişindeki manifesto gezilecek sanatsal çalışmaları çok çarpıcı olarak özetliyor. Manifesto da yer alan;

Sessizliğe mahkûm edilen kadınlar

"Mezopotamya" sadece medeniyetlerin değil, aynı zamanda susturulmaya çalışılan dillerin, toprağa gömülen alfabelerin ve sessizliğe mahkûm edilen kadınların coğrafyasıdır.

Dilsiz Belleğin İz Düşümü sergisi bir sessizlik ayini değil; sessizliğin içinden fışkıran rengin, taşı çatlatan ve göğe yükselen bir iradenin izdüşümüdūr.”

Sözlerini okuduktan sonra Mezopotamya kadınının dünyasını yansıtan dünyaya adım atıyorsunuz.

Tarihin farklı kesimlerinden izlerin de yansıtıldığı sanatsal çalışmalar izleyeni kendi dünyasına götürüyor.

‘Kadınlar doğurmayınca değil, doğurduklarını yitirince yarım kalır’

‘Dilsiz Belleğin İzdüşümü’ adlı serginin küratörlüğünü yapan Özlem Atalay sergide yer alan eserlerin;

“Mezopotamya kadınlarının yaşadıkları zorluklara rağmen nasıl ayağa kalktıklarını, bugünlere nasıl geldiğini, fırça darbeleriyle ve heykelleriyle çok güzel anlatmış. Zaten izleyiciler sergiyi gezdikleri zaman; Mezopotamya kadınlarının yaşanmışlıklarına tanık olacaklar. B erdelden, göçü anlattığı resimler var. Tandır başından çömleğe ve çamura nasıl şekil verdikleri, yaşadıkları, ötekileştirmelere, kırımlara, zor koşullara rağmen direngen duruşla nasıl ayakta kaldığı ve bugünlere nasıl geldiğinin anlatıldığı bir sergi. Sergi alışılagelmişin dışında Mezopotamya’nın gerçeklerini resimler ve heykellerle anlatıyor. İzleyenlerin kolay kolay unutamayacakları, hafızalarda yer edecek bir sergi.”

‘Alfabelerin ve sessizliğe mahkûm edilen kadınların coğrafyasıyla iç içe geçen sergi’

Şimdiye kadar 20’nin üzerinde sergi düzenleyen ressam ve heykeltıraş Gökhan Aslan;

“8 Mart da kapsayan kadın temalı, özellikle Kürt kadınını hallerini yansıtmaya çalıştım bu sergide. Berdeli, kumayı, çalışan emekçi kadınları ve annelerimizi anlattım. Bu sergimizde izleyicilerimiz kendilerinden birçok parça görmüş olacaklar. Heykellerimizde kadın ağırlıklıdır.

‘Yasın içinde yaratıcığı doğuran kadın’

Bu sergi; yasın içinden yaratıcılığı doğuran, şiddeti estetikle alt eden ve "Mezopotamya'nın kadim ağrısını bir ‘başkaldırı’ senfonisine dönüştüren tüm kadınlara adanmıştır.

Burada sergilenen sadece sanat değildir. "Mezopotamya"nın bağrından kopup gelen hayatın ta kendisidir.”

Mezopotamya 33 medeniyet yaşamış. Her medeniyet sembollerini simgelerini; rölyef olarak kabartma olarak birçok esere yerleştirmişler. Ben de birçok çalışmamda; Bizans’tan Roma’ya, Mitanni’ye, Mervaniden günümüze kadar medeniyetler zaman zaman aşklarını, savaşlarını bazen de coğrafik koşullarını rölyef olarak çeşitli objelere yansıtmaya çalışmışlardır. Ben de kısmen de olsa bunları çalışmalarıma yansıtmaya çalıştım. Sergiyi gezenler kendilerinden çok fazla parça görmüş olacaklar.

Plastik sanatların çalışmalarımıza nasıl yansıdığı da çok önemliydi. Bunlarla ilgili izleyicilerimi kişisel görüşlerini belirteceklerdir.

Ana tema kadınlar

Çalışmalarımızın tamamı 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Gününden dolayı Kürt annelerine atfediyorum. Ana temamız yaşam içerisindeki kadınlarımızın çabaları, yaşadıkları tüm olumsuzluklara karşı tekrardan yağa kalkıp yürümeleri. Tek başına dahi olsa direngen bir şekilde var olmayı ispatlamaları diyebiliriz.

Ana temamız aslında kadının var oluşudur. Bu tartışma götürmez bir söylemimizdir. Gelen her izleyici kendinden bir parça görecektir. Kimi anneannesini kimi babaannesini kimi annesini kimi de bir yakının görecektir.

Tarihsel bir tünelden geçiş

Kadınlarımız maalesef çok ciddi sıkıntılar yaşamaktadır. Sadece şiddet maruz kalma değil; vahşice de katlediliyorlar. Bu toplumun kanayan yaralarından biridir. Dolayısıyla çalışmada bunu öne çıkarmaya çalıştık.

Kadın tarihten kopuk şekilde düşünülemez. Dünyada insanlı yaşam kadınla birlikte var olmuştur. İzleyiciler tamamen tarihsel bir tünel içinden geçmiş olacaklar. Dolayısıyla o tarihsel doku bir şekilde bu çalışmalara yansımıştır. Çalışmalar tarihin derinliklerine götürecektir. Aynı zamanda kadının üretimden gelen gücünü ifade etmeye çalıştık. Heykellerimiz kadının çığlığını bir nebze de olsa yansıtmaya çalıştık. “

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Kültür-sanat Haberleri