DEM Parti Diyarbakır Milletvekili Sevilay Çelenk, Meclis kürsüsünden hak arayan özel sektör öğretmenlerinin darp edilmesini ve mülakat adaletsizliğini eleştirdi. pic.twitter.com/3yc6DgIvhm
— Tigris Haber (@TigrisHaber) June 17, 2026
İbrahim İnanç Yıldız
TİGRİS HABER - TBMM Genel Kurulu, eğitim sektöründeki eşitsizlikleri ve öğretmenlerin karşılaştığı zorlukları dile getiren çarpıcı bir konuşmaya sahne oldu. DEM Parti Diyarbakır Milletvekili Sevilay Çelenk, kamu ve özel sektörde görev yapan öğretmenlerin hak gasplarını ve maruz kaldıkları baskıları sert sözlerle eleştirdi. Çelenk, Meclis kürsüsünden yaptığı konuşmada, Türkiye'deki eğitim politikasını ve iktidarın "küresel oyuncu" vizyonunu öğretmenlerin yaşadığı mağduriyetler üzerinden sorguladı.
"İki deniz arasında bir hayat sürdük"
Milletvekili Sevilay Çelenk, Meclis konuşmasına beş yıl önce HDP İzmir il binasında düzenlenen saldırıda katledilen Deniz Poyraz’ı anarak başladı. Türkiye tarihinin siyasi cinayetlerle şekillendiğini ifade eden Çelenk, şu ifadeleri kullandı:
"Sözlerime bundan 5 yıl evvel İzmir'deki HDP il binasında katledilen sevgili Deniz Poyraz'ı anarak başlamak istiyorum. Onu sevgiyle, minnetle, özlemle anıyoruz. Bu ülkenin tarihi aslında 55 yılda katledilen iki Deniz arasındaki bir tarih, bir hikayedir. Biri 25 yaşında darağacına giderken 'Yaşasın Türk ve Kürt halkının kardeşliği' diyen Deniz Gezmiş; öte tarafta partimizin emekçisi, yoldaşımız, mücadele arkadaşımız Deniz Poyraz. Bu iki, iki katledilen iki Deniz arasında bir hayat sürdük, hayatımız buraya denk düştü."
"Küresel oyuncunun öğretmenleri yerlerde sürükleniyor"
Konuşmasının devamında Ankara'da hak arama eylemi yapan özel sektör öğretmenlerine yönelik polis müdahalesine değinen Çelenk, öğretmenlerin gözaltına alınma şekline tepki gösterdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın "küresel oyuncu olma" açıklamalarını eleştiren DEM Parti Milletvekili, öğretmenlerin bu tablonun neresinde yer aldığını sordu:
"Özel öğretmenlerin hikayesi burada nereye denk düşüyor? Son 3 yıldır burada defalarca öğretmenlerin sorunlarını konuştuk. Meclise gelmeden evvel uğradım, öğretmenleri ziyaret etmek istedim yine. Sürüklenerek götürülmüşler. Onlara düşen de sürüklenerek götürülme oluyor. Bunlar yaşanırken Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan 'Partiler koltuk davası güderken, biz bir küresel oyuncu olma kavgası veriyoruz' diyor. Bu küresel oyuncu olma kavgası içinde öğretmenlerin hikayesi nereye düşüyor acaba?"
Eğitim alanındaki baskıların ve hak ihlallerinin geçmişten bugüne uzanan bir gelenek olduğunu savunan Çelenk, "Küresel oyuncu olmak istiyorsunuz. Bu küresel oyuncunun öğretmenleri yerlerde sürükleniyor. Ve bu yeni bir şey değil. Biz Metin Lokumcu'dan beri bu hikayeyi çok iyi biliyoruz" şeklinde konuştu.
"Mülakatlar çözüm değil engel oldu"
Hem özel sektör hem de kamu öğretmenlerinin derin bir adaletsizlikle karşı karşıya olduğunu belirten Çelenk, iktidarın seçim öncesi verdiği mülakatı kaldırma sözünü tutmadığını vurguladı. KPSS'de yüksek puan alan öğretmenlerin mülakat sistemiyle elendiğini söyleyen Çelenk, Meclis kürsüsünden şu verileri paylaştı:
"Özel okul öğretmenlerinin yaşadıkları eşitsizlikler, özel okul öğretmenlerinin kamudaki öğretmenlerle arasındaki gelir farklılıkları... Bütün bunları defalarca konuştuk. 'Mülakatı kaldıracağız' diyerek gelindi, oysa bugün mülakat her yeni düzenlemeyle daha, daha fazla belirleyici bir rol almaya başladı. Özel okul öğretmenleri, asgari ücretin altındaki ücretler... Kamudaki öğretmenler, işte bu en yüksek puanlarla KPSS'yi geçseler bile mülakatlar nedeni, nedeni ile engellendikleri durumlarla karşılaştılar."
"Eğitim ordusuyla övünemiyoruz"
Türkiye'deki öğretmen sayısının birçok Avrupa ülkesinin nüfusundan fazla olmasına rağmen eğitimde nitelikli bir tablonun yakalanamadığını ifade eden Sevilay Çelenk, plansız açılan okul ve üniversitelerin faturasını mezunların ödediğini belirtti. Konuşmasını öğretmenlerin payına düşen zorlu koşulları özetleyerek sonlandırdı:
"Bütün bu süreç içinde MEB verilerine göre Türkiye'de öğretmen, aktif öğretmen sayısı neredeyse bir küçük Avrupa ülkesinin sayısına eşit. Bir eğitim ordusuyla övünebiliyor muyuz? Övünemiyoruz. Her köşe başına okul açan, her köşe başına üniversite açan, bununla övünenler bu okulların mezunlarına yerlerde sürüklemeyi reva görüyorlar. Bunun başka türlüsü hiç olmadı. Öğretmenlerin payına düşen bu: Düşük ücretler, ağır yaşam koşulları, itibar kaybı, mobbing ve yerlerde sürüklenmek."