'Diyarbakır ne diyorsa odur'

NACİ SAPAN
YSP Diyarbakır Milletvekili aynı zamanda meslektaşımız Cengiz Çandar’ın bir sözü vardı, iki gün önceki gazetemizin manşetindeydi.
Şöyle demişti;
'Diyarbakır ne diyorsa odur'
Partisine seçimler sonrası yapılan eleştirilere yönelik verilmiş bir cevaptı bu, ancak gündem oldu.
Diyarbakır’ın büyüklüğüne, kadimliğine, direnişine, demokrasinin kalesi konumuna yapılmış bir atıftı aynı zamanda.
'Diyarbakır ne diyorsa odur'
Slogan gibi oldu, tuttu, konuşuluyor.
Siyasette olduğu kadar, normal yaşamda da olması gerekenlerin toplumsal olarak karşılık bulduğu bir kent Diyarbakır. Haksızlığa, hukuksuzluğa, adaletsizliğe karşı refleksleri sürekli diri olan bir kentin bireyi, çocuğu olmak benim için son derece onur verici.
Hem meslek yaşamımda hem de kentli olmanın gerektirdiği ölçülerde sorumluluklarımı yerine getirme çabası içinde oldum.
Birilerine bulunduğu makamlardan ya da geleceği makamlardan dolayı değer vermeyi, yalan-dolan cümlelerle methiyeler dizmeyi hiç yapmadım, ayrıca da hiç sevmedim.
Sadece benimle ilgili bir özellik değil bu, genetiktir, kent genetiğidir, gerçektir, organik Diyarbakır özelliğidir, bulaşıcıdır.
Ya vardır ya da yoktur.
Zorlayarak kazanılacak bir özellik de değil.
Dedim ya; genetiktir, organiktir, bulaşıcıdır.
Bu öyle bulaşıcı hastalık virüsü değil, iyileştirici iyilik virüsüdür.
Cengiz Çandar’a teşekkür, attığı başlıktan Diyarbakır gündemi çıktı.
Gerçek gazeteciyi, gerçek gazeteci anlar.
'Çakma' gazetecilerde birbirini tanır ve anlar!
'Diyarbakır ne diyorsa odur'
Kentteki bütün 'çakmaların' dikkatine duvar yazısıdır…
*
Dün birkaç internet sitesinde bir habere rastladım. Valilik Basın Halkla İlişkiler Müdürünün tayini çıkmış, Güneydoğu Gazeteciler Cemiyetini ziyaret etmiş, plaket ve teşekkür almış.
Nasıl bir hizmetten dolayı?
Bu arkadaş aynı zamanda Büyükşehir Belediyesinin de basın işlerini koordine ediyordu. Özellikle de ‘İthal bürokrat’ kadrosundan yararlanan biri olmasının yanı sıra belediyeyi eleştiren haberlerden dolayı bazı gazeteleri arayıp, ‘Gazeteciliği bilmiyorsunuz, gelip ders vereceğim’ diyen biriydi. Bizim gazeteye de telefon açmış, böyle demişti. O dönem bana iletti arkadaşlar. Ben de “Davet edin gelsin, bakalım kim kime ders veriyor” demiştim. Yazı İşleri Müdürümüz Norşin Öncel, kendisine iletmiş, “Buyurun gelin, Naci bey sizi bekliyor” demişti. Gelmedi, şimdi de gidiyor.
Bu nedenle verilen bu plaketi ve teşekkürü eleştiriyorum.
Ancak, herkesin tarzı kendine demeyi de ihmal etmem.
Sadece eleştiririm, niye verdiniz de demem.
Güneydoğu Gazeteciler Cemiyetinin kurucu üyelerinden biri olarak böyle bir hakkı kendimde görüyorum.
*
Okullar açıldı, ‘torbacı’ sayısı giderek artmaya başladı.
Takipteyim, Diyarbakır Narkotik ekiplerinin ve bölgedeki ekiplerin uyuşturucuya karşı verdiği mücadeleyi gerçekten alkışlıyorum. Okul önlerinde alınan tedbirleri, polis ekiplerinin kontrolünü gözden kaçırmıyoruz.
Çok iyi.
Sadece kent merkezlerinde değil ilçelere kadar sirayet etmiş bu belanın üstesinden gelmek zorundayız. Dün Ergani ilçesinde de vardı, enselenmiş, tutuklanmışlar.
Hep birlikte bu mücadele gayreti içinde olalım.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.