Diyarbakır ve 'yayalaştırma' uygulamaları

NACİ SAPAN

Dünyanın ve Türkiye’nin birçok ilinde, özellikle de tarih ve turizm konusunda öne çıkan kentlerde ‘yayalaştırma’ uygulamaları yıllardır var. Diyarbakır’da geç kalınmış bir durum. Gazi caddesi hafta sonu kapandığı için başlayan bir tartışma var, devam ediyor.

Elbette ki kentte yaşayan, özellikle o bölgede bulunanlar, kent adına sorumluluk hissedenler görüşlerini aktarmalı, konuşmalı, sonuç alınmalıdır. Esnaf, düşüncelerini söylüyor, yetkililer söyledi, ben bir şekilde bir şeyler anlatmaya, konuyu gündemde tutmaya çalışıyorum.

2000’li yıllarda trafik ve ulaşım planlamacısı olarak sahada görev yapan ve uygulamada emeği geçen Bülent Uçaman dostumuzda bize ve kente katkı sunmak maksadıyla, yapılanları ve yapılması gerekenler konusunda mesaj yollamış, bir kulak verelim, çünkü faydalı bilgiler.

En çarpıcı örneği de Feridun Çelik’in Başkanlık döneminde ‘işgal’ altındaki sur diplerinin temizlenerek bugünlere kazandırılması.

Olduğu gibi aktarıyorum;

“Diyarbakır’da, birçok büyük kentte örnekleri bulunan, özellikle Turistik yerlerde, yayaların daha rahat dolaşabilmesi adına " yayalaştırma" uygulamaları çok uzun yıllar önce yapılmalıydı. Ancak, özellikle son yıllarda, kent sakinlerinin yaşamını kolaylaştırma amaçlı her yeni proje, inanılmaz, alakasız itirazların ve saldırıların hedefi oldu. 2000’li yıllarda sahada sevk-idarede fiilen görev almış bir Trafik- Ulaşım planlamacı olarak, bire bir tanığı ve yer yer fiziki saldırıların hedefi olduk, ekip arkadaşlarımla birlikte.

Örnek mi?

1- Sur diplerindeki işyeri işgallerinin kaldırılması,

2- İlçe otogarının kurulması,

3- Dolmuş ve Halk otobüslerindeki muavin- çığırtkanların yasaklanması,

4- uygun arterlerdeki Minibüs ve Özel Halk otobüsü duraklarının biribirinden ayrılması.

5- Neredeyse 200 metrede bir kurulan " Durak " yerlerinin, kentin büyümesine paralel olarak yeniden belirlenmesi,

6- Balıkçılar başından - Urfakapı yönünde " TEK YÖN " uygulaması. Bu en son örnek inanılmaz istismar edildi, siyasallaştırıldı, belediye ye taşlı- sopalı, tekbirli (!) hücumlar yaşandı.

Sanki insanlar araçları ile geçerken camlardan alışveriş yapıyormuş algısı korkunç! Tüm Suriçi, bir baştan ötekine maksimum 1 saatte gezilebilecek bir yerleşim alanı. Özel aracı ile birlikte, alışveriş yapacağı dükkânın içine kadar girmek istiyor sanki tepki gösterenler.

Özel otomobilleri ile gelenlerin park sorunu yaşamamaları için, zaten uzun yıllardan beri atıl durumda bulunan DALOKAY ÇARŞISI’NDAKİ dükkânlar da, mevcut yeraltı otoparkı ile birleştirilerek, makul bir ücretle hizmete sunulursa, kimse itiraz etmez sanırım.

Çoğunluğa hitap eden, kamu yararına olan bu türden uygulamalar, iyi anlatılır ve de taviz verilmeden uygulanırsa, kesinlikle sonuç alınır, tecrübeyle sabittir.”

Bu yapılanların tamamına bende tanığım.

Her uygulama mutlaka bir tepki alır, ancak aşılabilir. Kent ve kentte yaşayanların yararına yol ve yöntemlerde ortaklaşma sağlanması halinde hiçbir sorun olmaz. Yeter ki işin içine rant ve kişisel çıkarlar sokulmasın.

Sadece Gazi Caddesi için değil, 5,5 kilometrelik sur içi bölgesi için düşünülmesi, yapılması gereken o kadar çok şey var ki. Topyekun bir hazırlık içine girilmelidir.

Sur diplerindeki işyeri işgallerine nasıl son verildi? Bire bir tanığıyım. O dönem Başkanı olduğum Güneydoğu Gazeteciler Cemiyeti olarak katkı sunmuştuk. Dönemin Belediye Başkanı Feridun Çelik ve ekibinin başarısıdır. Kentin bileşenleri ve halkın desteği ile gerçekleşti, çok net bir örnek olarak karşımızda duruyor.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.