Diyarbakır’da 25 çocuğa koruyucu aile bulundu

Diyarbakır'ın Nobellik aileleri….

İlyas AKENGİN-ÖZEL

Diyarbakır’da ‘Koruyucu Aile’ uygulaması kapsamında 20 gönüllü aile yuvada kalan 25 çocuğa sahip çıkarak evlerine aldı. Uygulama sayesinde Abdülsamet ve Canan Kaya çifti 2 çocukları olmasına rağmen bir kız çocuğuna koruyucu aile oldular.

Türkiye'de, 'Koruyucu Aile' uygulaması ile devlet tarafından koruma altına alınan birçok çocuk, başka aileler tarafından yetiştirilerek topluma kazandırılmaya devam ediyor. Kentteki çocuk yuvasında kalan çocuklardan 25’i koruyucu aile uygulaması ile yeni yuvalarına kavuştu.

Diyarbakır'da yaşayan ve iki çocuk sahibi olan Abdülsamet ve Canan Kaya çifti ise bu uygulama sayesinde yaklaşık 2.5 yıl önce yakınları tarafından çocuk yuvasına teslim edilen S.T adlı kız çocuğuna 'Koruyucu Aile Uygulaması' kapsamında sahip çıktı. Tigris Haber Gazetesine kapılarını açan Kaya çiftine misafir olarak S'yi almaya nasıl karar verdikleri yönündeki tüm bilinmeyenleri sizin için derledik.

ÖNCE VAZGEÇTİ, UYUYAMAYINCA GERİ DÖNDÜ

Canan Kaya, "Çocuklarım büyümüştü ve gelecek için de başka planlarımız vardı. Eşim Samet böyle bir teklifle geldiğinde önce şaşırdım. İlk günler duygusal baskı kurarak bana kabul ettirmeye çalıştı. Şuan iyi ki ısrar etmiş, diyorum. İnsanlık adına bir şey yapalım, bir insanın hayatını kurtaralım dedi. Olur mu olmaz mı tereddütlerimiz başladı. Sonra bir çocuk almaya karar verdik. Karar verdikten sonra eşimle birlikte yuvaya gittik. Yuvada bir süre gezdikten sonra S.'yi gördüm. İlk gördüğümüzde ağlıyordu. Bakıcı ile birlikte bahçeye gezmeye çıktık. Ama bana hiç bakmıyordu ve ağlıyordu. O gün vazgeçtik ve eşimle eve döndük. Eve geldiğimde ise kızın ağlama sesleri beynimden çıkmadı. Ertesi gün tekrar gittik ve S'yi almaya karar verdik. Çok kısa sürede de bir birimize alıştık. Şuan diğer kızımdan hiç bir farkı yok. Tabi bunların hepsi zorlu bir süreçle oldu. Sonuçta aldığınız şey oyuncak değil, geri de veremiyorsunuz. Sorumluluk aldık ve çok şükür yerine getirdik. Herkesin bu duyguyu yaşaması gerekir" dedi.

BİZ ONU ODA BİZİ ÇOK SEVİYOR

İlk günlerde zorlandıklarını belirten Kaya, "Tabi hem diğer çocuklara hem S'ye yaklaşımda dengeleri iyi tutturmak lazımdı. Ben de o dengeyi iyi tutturdum. Bu duyguyu yaşamak başka bir şey. Gece kafamı yastığa koyduğumda çok rahatım. Bazen eşim S yokken biz evde ne yapıyorduk diyor. O derece bizi kendisine bağladı. Belirli bir süre geçtikten sonra kreşe götürmeye karar verdik. Kreşe giderken zorlandık. Çünkü bizim onu bırakacağımızı düşündü. Bana, 'tekrar gelip beni alacak mısın' şeklinde sorular soruyordu. Ama şimdi sorunsuz bir şekilde gidip geliyor. O güveni oluşturduk. Biz kızımızı hiçbir zaman kimseye vermeyi düşünmüyoruz. Çünkü biz onu oda bizi çok seviyor" şeklinde konuştu.

ZEYD EVLENENE KADAR HAZRETİ MUHAMMED'İN EVİNDE KALDI

Bölgede 'koruyucu aile' uygulamasına insanların iyi bir gözle bakmadığını vurgulayan İlahiyat Fakültesi öğretim görevlisi Abdülsamet Kaya ise, "Evvela mezhepten kaynaklı bir sıkıntı var.  İkincisi insanlarda hala yurt çocuğu önyargısı var. İnsanlarda yurtta kalan bir çocuğun ıslahı ve iflahı mümkün değilmiş gibi bir ön yargısı  var. Bazılarında ise  kendilerine yetiştirmek için çocuk değil, yardımcı işçi alacakmış gibi bakış var.

Bu işe girişmeden önce Hazreti Muhammed'in hayatına baktım. Orada bize örnek olacak bir çok yön vardı. Kendisi küçükken Zeydi evlatlık olarak almış. Zeyd evlenene kadar Hazreti Muhammed'in evinde kaldı. Allah İslam dinini insanların problemlerini çözsün ve insanlar barış ve huzur içinde yaşasın diye gönderdi. Bir çok İslam düşünürü demiş ki, şartlar değiştiği zaman bazı hükümler  de değişebilir. Mesela Hazreti Muhammed'ten sadece 2 sene sonra halife olan Hazreti Ömer 150 meselede Kuran'ı Kerim ve Hazreti Muhammed'in uygulamalarının dışında uygulamalar yapmış" dedi.

Var olan problemlerin bir şekilde çözülmesi gerektiğini belirten Kaya, "Toplumun bu problemi çözmesi lazım. Sadece mahremiyet bahane edilerek bu travma göz ardı edilemez. Bazı durumlarda konulan uygulamalar uygulanmayabilir. Çünkü maksat hasıl olamaz. Şimdi Diyarbakır'da 230 bakıma muhtaç çocuktan söz ediyoruz. Ortada böyle büyük bir sorun varken, dini bu konuda problemmiş gibi göstermek bir defa dinin kendi maksadına aykırıdır. İlahiyatçı olarak bu konu dine aykırı değildir diyorum"

KENDİ ÇOCUĞUMUZDAN FARKI YOK

İlk etapta akrabalarının da uygulamaya sıcak bakmadığını ifade eden Kaya, "Akrabalarımın bir bölümü ilk etapta istemedi. Tabi bazıları da takdirle karşıladı. Şuan kendi ailem başta olmaz üzere herkes olumlu bakıyor. Yakın arkadaşlarımız bile düşünme aşamasındalar. Biz ve bakımını üstlendiğimiz çocuğu gören tanıdıklarımızın bir kısmı da çocuk almak için kuruma müracaat ederken, bazıları ise ciddi ciddi konu üzerinde düşünmeye başladı.

2013 yılında GAP idaresinin koordine ettiği Çatom'a 4 yıl buyunca gönüllü olarak gidip geldim. Bu vesile ile sosyal projelerle biraz etkileşimim oldu. Bir ara internette dolanırken koruyucu aile ile ilgili bazı yazılar gördüm ve okumaya başladım. Sonra konuyu hanıma açtım. Doğrusu eşimi biraz da zorladım, 'Bu dünyaya geliyoruz ve yaşayıp gidiyoruz bir dikili ağacımız yok' dedim. Sağ olsun eşim de sonunda ikna olup, kabul etti. Sonra çocuklarla konuştuk ve onların da onayını aldık. Sonra Allah bizi S. ile birleştirdi. Hiç böyle bir şeyin olacağını tahmin etmezdik. Şuan kendi çocuğumuzdan farklı bir şey hissetmiyoruz. Beklediğimizden çok çok daha iyi" dedi.

20 AİLE 25 ÇOCUK SAHİBİ OLDU

‘Koruyucu Aile' uygulaması hakkında bilgi veren Aile Sosyal Politikalar Diyarbakır İl Müdüresi Ruken Tanaman ise,  projenin Güneydoğu'da hızla yayıldığını söyledi.

Diyarbakır'da 20 ayda 11'i kız 25 çocuğun proje kapsamında yuvadan koruyucu ailelerin evlerine yerleştiğini belirten Tanaman şunları söyledi: “Bölgede yaşayan aileler önceleri yabancı çocukları evlerine almakta tereddüt ediyorlardı. Farkındalık oluşturulduktan sonra, vatandaşlarda duyarlılık oluştu. 20 Aileden 11 ailenin koruyucu ailesi oldukları çocukla akrabalık bağı bulunmamaktadır. Çocukların eğitim, giyim ve gıda ihtiyacı için biz bu gönüllü ailelere aylık 400 ile 700 lira arasında maddi katkıda bulunuyoruz. Ayrıca sigortası olmayan ailelere de prim desteğinde bulunuyoruz. ‘Her Çocuğun Bir Ailesi Olmalı' sloganı ile Bakanlığımızın destekleriyle 20 bin el broşürü dağıttık. Hedefimiz koruma ve bakım altında olup koruyucu aile uygulamasına uygun olan tüm çocukları, koruyucu aile kapsamına almaktır.”

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Diyarbakır Haberleri