TİGRİS HABER - DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, partisince Diyarbakır’da düzenlenen "Barış İçin Adım At” yürüyüşünün ardından yaptığı konuşmada, çözüm sürecinde bir tıkanmanın yaşandığını ifade ederek, “Özellikle son birkaç haftadır basında da çok işlendiği gibi süreçte bazı tıkanmaların yaşandığını hepimiz bütün Türkiye halkı fark etmiş durumda. Biz DEM Parti olarak bu süreçte adım atılmasının ne kadar tarihi bir öneme sahip olduğunun farkındayız” dedi.
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Genel Merkezi’nce bir çok ilinde düzenlenen “Barış İçin Adım At” yürüyüşü Diyarbakır’da DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları’nın katımıyla gerçekleştirildi. Eski E Tipi Cezaevi önünde toplanan kalabalık Ofis semtine düzenledikleri yürüyüşte çözüm sürecinde adım atılması çağrısında bulundu.
Türkiye'nin dört bir yanında DEM Partililer, dostları, barış sevdalılarının bir arada "Barış İçin Adım At" yürüşüyünde olduklarını söyleyen Hatimoğulları, "Türkiye'de barışa davet çıkaranlar, 'Barış İçin Adım At' davetini çıkaranlara binlerce kez selam olsun. Şu an yürüyüşte olan herkese binlerce kez selam olsun. Direnişiniz mübarek olsun. Talebiniz kutlu olsun” dedi.
“Öcalan, barış ve demokratik toplum çağrısıyla barışa çok önemli bir adım attı”
Konuşmasının büyük bir bölümünü çözüm sürecine ilişkin değerlendirmeye ayıran Hatimoğulları, “27 Şubat 2025'te Sayın Abdullah Öcalan, barış ve demokratik toplum çağrısıyla barışa çok önemli bir adım attı. Kendisinin bu çağrısı üzerine örgütü PKK önemli adımlar attı. Barış için adım attılar. Kongrelerini topladılar. Fesih kararı aldılar. Türkiye'de silahsız bir mücadele yani silahları bırakıp demokratik siyasete katılım kararı aldılar. Bu adımlar önemli adımlardı. Kürt sorunu bu ülkenin 100 yıllık sorunu. 100 yıldır bu coğrafyada Türk halkı yok sayıldı. İnkar edildi. Dilleri tanınmadı. Varlıkları tanınmadı. Ama Kürt halkı son 50 senelik mücadelesinde, kimlik mücadelesinde, özgürlük ve demokrasi mücadelesinde "Bizler de varız" dedi. Sadece Türkiye'de değil, dört parça Kürdistan coğrafyasında, Suriye'de, Irak'ta, İran'da ve Türkiye'de, yani dört ülkede en güçlü şekilde örgütlenerek bütün dünyaya var olduklarını gösterdiler, ispatladılar” ifadelerini kullandı.
“Bu süreci hiç kimse tıkayacak bir rol üstlenmemeli”
Çözüm sürecinde bir tıkınmanın yaşandığında dikkat çeken Hatimoğulları, şöyle devam etti:
“Sayın Öcalan'ın bu çağrısı Türkiye için tarihi bir anlam ifade ediyor. Ama özellikle son birkaç haftadır basında da çok işlendiği gibi süreçte bazı tıkanmaların yaşandığını hepimiz bütün Türkiye halkı fark etmiş durumda. Biz DEM Parti olarak bu süreçte adım atılmasının ne kadar tarihi bir öneme sahip olduğunun farkındayız. Türkiye'nin geçmiş dönemdeki barış deneylerinden çok daha ileride bir deneyimi, çok daha ileride bir süreci yaşama ihtimalimiz çok yüksek. Biz buradan bütün taraflara şunu ifade etmek istiyoruz. Bu süreci hiç kimse heba etmemeli. Bu süreci hiç kimse tıkayacak bir rol üstlenmemeli. Bakın sürecin tıkandığına dair tartışmalar devam ederken biz çok iyi biliyoruz ki savaşı isteyenler çatışmayı isteyenler, bu sorun devam etsin de biz de nemalanmaya devam edelim diyen hem savaş lobileri, hem siyasi çevreler olduğunun gayet farkındayız. Ve onların ekmeğine asla yağ sürülmesini istemiyoruz.”
“Sürecin tıkanmasına sebebiyet veren bütün olguları tek tek ortadan kaldırmalıyız”
DEM Parti olarak sürecin tıkanıklığının giderilmesi için her türlü müzakereyi, görüşmeyi, diyaloğu sürdürdüklerini söyleyen Hatimoğulları, “Elimizden geldiğince emek veriyoruz. Burada özellikle bu yürüyüşte barış için bir adım at derken özellikle beklenen adımların altını çizmek istiyoruz. Barış için bir atılabilir, atılmalı. Bunun için de özellikle sürecin tıkanmasına sebebiyet veren bütün olguları tek tek ortadan kaldırmalıyız” diye konuştu.
“Sayın Öcalan'ın da ifade ettiği gibi Kürt sorununu tırnak içinde bir terör parantezine alarak Kürt sorunu çözülemez” diyen Hatimoğulları, şöyle devam etti:
“Onurlu bir barış sağlanamaz. Kalıcı bir barış bağlanamaz. Ve bizler olmazları değil, olurları konuşmak istiyoruz. Bunun için diyoruz ki, barış için adım atmak açısından ilk hamle olarak şu kabul edilmeli ki, bu süreç yasal ve hukuki bir zemine kavuşturulmalıdır. Bu sürecin mutlaka ve mutlaka hukukla ve yasayla buluşması lazım. Çok somut olarak şunun altını çizmeliyiz ki beklenen çerçeve yasak acil bir biçimde çıkmalı. Parlamento tatile girmeden bize kalırsa hemen şimdi asla ara vermeden çalışmalara derhal bu çerçeve yasak çıkarılmalı. Kapsamlı bir çerçeve yasa çıkarılmalı. Sembolik olarak değil içeriği güçlendirilmiş, gerçekten ihtiyaca cevap veren bir yasanın, çerçeve yasanın çıkması acildir, elzemdir. Baş aktör ve baş müzakereci olan Sayın Abdullah Öcalan'ın statüsünün tanımlanması, özgür çalışabileceği, özgür yaşayabileceği koşulların oluşturulması yine acildir, elzemdir.”
“Medeniyetlerin beşiğinde hala barışa çok güçlü bir imza atabiliriz”
Kayyum yönetiminin ortadan kaldırılması ve seçilmişlerin görevlerine iade edilmesi çağrısında bulunan Hatimoğulları, “Barışı sağlamak için bu konuda da bir adım atılmalı. AİHM kararları hayata geçirilmeli. Bunun için bir adım atılmalı. Burada daha uzunca sıralamak istemediğim çok şey var. Zamanımızı uzatmamak adına atılacak adımların elbette ki şimdi belki hepsini burada sayamıyoruz. Ama özellikle altını çizdiğimiz noktalar bu konuda atılacak adımların hukuk kanun sürecini ortadan kaldıracağına hepimiz yürekten inanıyoruz. Bu coğrafya, Anadolu ve Mezopotamya coğrafyası halkların bir arada eşit bir şekilde yaşamaya son derece uygun bir coğrafya. Burası Türk halkının, Kürk halkının, Arapların, Farsların, Ermenilerin ez cümle burada sayamadığım çok sayıda farklı halkların ve inançların yaşam merkezidir. Burası medeniyetlerin beşiğidir. Bizler medeniyetlerin beşiğinde hala barışa çok güçlü bir imza atabilir, barış için çok güçlü adımlar atabiliriz. Bu süreç böyle bir süreç olmalı. Bu süreç böyle ilerletilmeli.”
“Barışın Türkiye için ne kadar tarihli bir öneme sahip olduğunu hep birlikte hatırlamalıyız”
Orta Doğu’daki gelişmelere de değinen Hatimoğulları, “Sayın Bahçeli'nin özellikle dikkat bugün Orta Doğu coğrafyası adeta kaynayan kazan. Her yer savaş alanı. Her yerde ateşler yanıyor, füzeler patlatılıyor” Böylesi bir zamanda Doğu Akdeniz'in de karıştığı, Kıbrıs meselesinin de ortaya çıktığı bir dönemde bu uluslararası gelişmeleri, bu bölgesel gelişmeleri gören bir yerden, barışın Türkiye için ne kadar elzem, ne kadar tarihli bir öneme sahip olduğunu hep birlikte hatırlamalıyız. Adımı bunun için atmamız gerektiğinin de altını çizmek isteriz. Evet, Türkiye'nin demokrasiye ihtiyacı var. Türkiye'nin barışa ihtiyacı var. Amed’in barışa ihtiyacı var. İstanbul'un, Ankara'nın, İzmir'in barışa ihtiyacı var. Ve bu ülkede yaşanan ekonomik krizle mücadele etmek için barışmalıyız. İşçi, emekçi, kardeşlerimizin boğazından kesilen noktalarının savaşa, çatışmaya özel harp politikalarına ayrılan ekonominin, bütçenin barışla çok daha çok daha güçlü bir biçim emekçiye döneceğini biliyoruz. İşçi emekçi kardeşlerimiz, gençler barış istiyor. Doğa ve sanatları savunucuları barış istiyor. Biz buradan hep birlikte bir kez daha halkı alacağız” şeklinde konuştu.