Diyarbakır’la dolu bir hafta

Meltem Gönüllü

 Ergani ve Eğil’i de ziyaret ettiğim son hafta ilçe gezilerime ara vererek, Diyarbakır merkezinde tarihin içinde bir yolculuk yapmayı tercih ettim. Ve bu amaçla 10 Kasım günü Diyarbakır Müzesine bir ziyaret gerçekleştirdim.

   Ergani ilçemiz bilindiği üzere Diyarbakır’ın en büyük ilçesidir. Ve aynı zamanda en eski yerleşim birimidir. Kuruluş tarihi tam olarak bilinmese bile; ilçeye 8 km uzaklıktaki Hilar Harabelerinde (Çayönü) yapılan kazılarda Anadolu’nun en eski köy yerleşimi bulunmuştur. Buradaki kalıntılar, M.Ö. 7000’li yıllara dayanmaktadır.

   Ergani’yi ziyaretimde en çok dikkatimi çeken, ticari hayatın canlılığı oldu. Ergani merkezi, yoğun insan kalabalığı ile karşıladı beni. Ergani merkezde bir çeşit Kapalı Çarşı olarak da nitelendirebileceğimiz sıra sıra dükkanların yer aldığı pasajda bir esnafın konuğu olduk. Bir an kendimi çok eski zamanlarda belki de zaman ve mekân kavramının hiç de önemli olmadığı, asıl olanın insan olduğu bir ortamda buldum kendimi…

   Burada söz hala senet, misafir ise hala baş tacı…7 kat yabancı olsanız bile, burada evinizdesiniz. Teşekkürler ERGANİ…

   EĞİL’e gelince; ben zaten yıllar önce burayı ziyaretimde birden ısınıvermiştim Eğil’e…Yıllar sonra geldim, yine aynı. Beni yine cezbetti. Asurlulardan kalma kalesinin dışında, Amini, Selman, Baykuş ve Kerrebiri adında kaleleri de vardır. Kral Mezarları, Ziyaret Ali Kümbeti, Nisanoğlu Türbesi, Taciyan Cami, Eyubiye Cami, Kasım Bey Kümbeti gibi eserlerin yanısıra birçok kilise harabeleri ile de tarihi açıdan ne denli zengin olduğu açıkça ortada olan Eğil; Hz Zülkifl ve Hz.Elyesa'nın aralarında bulunduğu 6 nebiyi ağırlaması nedeniyle 'peygamberler şehri' olarak da bilinen Eğil ilçesi, inanç ve kültür turizmi merkezi olma yolunda hızla ilerliyor.

   Eğil’deki gezim sırasında tek üzüntüm, baraj gölündeki suların yaklaşık 2 metre kadar alçalmış olmasıydı. Bu haliyle oldukça buruk bir görüntü sergileyen Eğil Baraj gölü, yine de her açıdan aynı eşsiz mükemmelliğini korumakta.

   Ergani ve Eğil ziyaretlerimden sonra Diyarbakır, Şanlı Urfa ve Mardin Valiliklerince düzenlenen ev sahipliğini Diyarbakır ilimizin üstlendiği Kültür ve İnanç Destinasyonu Çalıştayını gündemime aldım. Sayın Valimiz Münir Karaloğlu’na tekrar teşekkürlerimi sunarım, gerçekten de bu kent adına çok büyük bir adım atılmış oldu. Umarım bu çalıştayın güzel sonuçlarına hep birlikte tanıklık ederiz.

   DİYARBAKIR MÜZESİ’NE GELİNCE…

   Tarihin içinde bir yolculuk yapmak isterseniz, yolunuz mutlaka Diyarbakır Müzesinden geçmeli. Aslında burası bir kompleks. Amida Höyüğü ve Artuklu Sarayı, St George Kilisesi, Hz. Süleyman Cami ve 27 Sahabe Türbesi, Artuklu Kemeri, Aslanlı Çeşme, Atatürk Müzesi, Jandarma Binası, Eski Cezaevi Binası, Kolordu Binası, Vakıflar Müdürlüğü Binası, Defterdarlık Binası, Adliye A ve Adliye B binalarının farklı işlevlendirilmesi ile oluşmuş bir müze kompleksi…

   Müze ziyaretimde 10 Kasım nedeniyle bir de Atatürk Fotoğrafları sergisi de vardı.  Bu sergi benim için ayrı bir kıvanç kaynağı oldu. Ilısu Barajı suları altında kalan Körtik Tepe’den çıkarılan eserleri gördüğüm zaman adeta büyülendim. İnsanoğlunun tarımsal üretimden önce de yerleşik düzene geçtiği kanıtlayan Körtik Tepe’ den çıkartılan ve Diyarbakır Müzesinde sergilenen eserler arasında olan bir çeşit mumyalama ile saklanan cenin pozisyonundaki insan iskeleti, beni en çok etkileyen eserler arasında idi.

   Restorasyonu devam eden St. George Kilisesini de yakından görme fırsatını elde ettim. Gerçekten de yapım tarihi kesin olarak bilinmemesine rağmen,inşa tarzı ve yapıda kullanılan malzemeden dolayı MS 2. yy. ait olduğu düşünülen bu Süryani Kilisesi müthiş bir yapı.

   Müzeden çıkınca ne yapılır? Tabi ki 10 Gözlü Köprü’nün kenarında Dicle Nehrinin fısıltılarını dinleyerek sıcak bir çay yudumlanır… Ben de öyle yaptım. DİYARBAKIR, SEN NE GÜZEL BİR ŞEHİRSİN! Eşsizsin, mükemmelsin…

   BU KADAR GÜZELLİKTEN SONRA ZİRVEYE ÇIKMASAM OLMAZDI.

   Bugün sana tam 2000 metre yüksekten baktım kadim Diyarbakır…

   Karacadağ’a zirveye çıktım.

   Oradan o kadar uzaktan bile gördüm seni…

   Sol yanım Siverek, sağ yanımda Diyarbakır. Bu ne inanılmaz bir manzara, bana bu güzelliği yaşatanlara sonsuz teşekkürler.

   HAFTAYA GÖRÜŞMEK ÜZERE HOŞÇAKALIN, SAĞLICAKLA KALIN…

Meltem Gönüllü