Mümin Ağcakaya
TİGRİS HABER - ‘Diyarbakır müziği divanlarıyla, hoyratlarıyla, manileriyle yerel özellik taşıyan türkülerle büyük zenginlik yaşıyoruz. Bir üniversite gibi düşünebilirsiniz. Diyarbakır müziğini otantik şekilde yansıtmak ve çok sesli hale dönüştürmek temel amacım’ diyen sanatçı Burhanettin Atalay Tigris Haber’e konuştu.
Hem çalıp hem de söyleyen sanatçı Atalay; bir dönem öğrencisi olan Duygu Başer Berakatoğlu ile de düet yaptı.
Sanatçı Burhanettin Atalay 1961 yılında Diyarbakır’da dünyaya geliyor. İlk, orta ve liseyi Diyarbakır’da okuduktan sonra Dicle Üniversitesine bağlı Siirt Eğitim Yüksek Okulunu bitiriyor. Sınıf ve müzik öğretmenliği yapıyor. Müziğe ilgisini;
‘MÜZİK ZEVKTİR BİR YAŞAM BİÇİMİDİR’
“Müzik küçüklükten beri sevdiğim bir uğraştı. İlkokuldan beri söylerdim. Müzik benim için zevktir. Bir yaşam biçimidir.’ Diyen sanatçı TRT’deki programlara solist olarak da katılıyor. Müzik öğretmeni olan çocuklarından biri Tigris Orkestrasının şefliğini yürütüyor,
“Asıl uğraşım Diyarbakır müziğidir. Diyarbakır müziğini otantik şekilde yansıtmak temel amacım benim. Şu anda yetiştirdiğimiz müzik öğretmenliği yapan öğrencilerimiz var. Doçentliğe kadar yükselen hatta profesörlüğe kadar yükselen öğrencilerimiz var.
‘DİYARBAKIR MÜZİĞİ ZENGİN BİR ÜNİVERSİTE GİBİ’
Özellikle otantik müziği yaşatmak ama otantik müziği yaşatırken de dünya müziğinden koparmadan onlarla entegre edebilmek çok sesli düzenlemeleri yapabilmek önemlidir.
Diyarbakır’ın kozmopolit yapısı, Süryanilerin, Ermenilerin yaşaması ve Kürt müziğiyle iç içe geçmesi, Osmanlıdan kalma halk müziğinin mahallileşmesi gibi süreci yaşamasından dolayı zengin bir üniversite gibi düşünebilirsiniz Diyarbakır müziğini. Divanlarımız, hoyratlarımız, manilerimiz var. Bunun dışında yerel özellik taşıyan türkülerimiz var. Bunlarla birlikte büyük bir zenginlik yaşıyoruz.
Müziği sevdiğim için yapıyorum. Bu işi sahnelerde para kazanmak için yapmıyorum. Derneklerimizde olsun vakıflarımızda olsun dost sohbetlerinde olsun bir araya gelmek benim için daha güzeldir. Çünkü müziğin metalaşması, para için yapıldığında ister istemez bir kalite düşüklüğü oluyor.
‘OTANTİK MÜZİĞİ ÇOK SESLİ HALE DÖNÜŞTÜRMEK’
Diyarbakır Maarif Orkestrasında da solist olarak görev alıyorum. Orada çok sesli çalışmalarımız da var. Sadece otantik müzik değil, otantik müziği çok sesli hale dönüştürme çalışmalarımız var.
Dijital dünyanın bu kadar ilerlemesinden sonra yerel müzikleri, otantik müzikleri yaşatmak gerçekten çok zor olmaya başlandı. Örneğin çocuklarımıza türkü söyletmek çok zor hale geldi. Bir şeyler söyle dendiğinde hemen pop müziğinden, yabancı müziğinden ve roc müziğinden size örnekler veriyor. Tabi bu konuda suçlu olanlardan biri de biziz. Onlara bu müziği yeteri kadar öğretmiyoruz.
‘KÖY ENSTİTÜLERİNDE MÜZİK ÇALMA ZORUNLULUĞU VARDI.’
Köy Enstitüleri maalesef 1954 yılında bitirildi. Ama o dönemde köy enstitüsünü bitiren her öğrencinin en az bir enstrümanı çalma zorunluluğu vardı. Ama maalesef bu uygulama kaldırıldı. O dönemde çok güzel sanatçılar da yetişti.
Müziği yaşatmak için uğraşan çok insan var ama imkânsızlıklar yüzünden bir yerde tıkanıp kalıyorlar. Bu konuda hem yerel yönetimlerin hem de mülki yönetimlerin yardımcı olması çok önemlidir.” Diye konuştu.