Türkiye, o yıllarda Diyarbakırspor’u konuşuyordu…
Çünkü sahada mücadele eden sadece bir takım değil, bir şehrin onuruydu.
1931 yılında Diyarbakır’da dünyaya gelen Necat Dilan; İstanbul’da başlayan, memleketinde olgunlaşan bir hayatın sahibiydi. İlkokulu İstanbul’da, ortaokulu Diyarbakır’da okudu; İstanbul Işık Lisesi’nden mezun oldu. Baba mesleği olan manifaturacılıkla uğraştı ama kalbi hep memleketinin sokaklarında attı.
1956 yılında Ortadoğu’nun en büyük sinemasını Diyarbakır’a kazandırdığında aslında sadece bir bina yapmıyordu; şehrin kültürüne, ufkuna, hayaline yatırım yapıyordu. Şehir Sineması onun vizyonunun, Diyarbakır’a olan inancının bir simgesiydi.
1976-1977 sezonunda Diyarbakırspor’da başkanlık görevini üstlendiğinde ise artık sahne futbolundu.
1977-78 sezonuna 1. Lig’de giren Diyarbakırspor, Necat Dilan başkanlığında kentin önde gelen isimlerinden oluşan güçlü bir yönetimle yola çıktı.
O sezon; 30 maçta 10 galibiyet, 10 beraberlik, 10 mağlubiyet…
29 atılan gol, 31 yenilen gol…
Ve 9.’lukla tamamlanan onurlu bir mücadele.
Belki şampiyonluk değildi…
Ama karakterdi.
Ama duruştu.
Ama “Biz buradayız” demekti.
Necat Dilan babacandı.
Hoşgörülüydü.
Yardımseverdi.
O, Diyarbakırspor’u bir kulüp olarak görmedi hiçbir zaman.
Onun için Diyarbakırspor;
Sur içindeki çocukların umudu,
Tribündeki babanın gururu,
Sokakta top oynayan gencin hayaliydi.
Memleket sevdası onun için bir söz değil, bir yaşam biçimiydi.
Şehir kazandığında o da kazanır, şehir üzülünce o da susardı.
Bugün geriye dönüp baktığımızda,
Diyarbakırspor’un altın yıllarını anlatırken
Sadece bir futbol dönemini değil,
Bir memleket adamını anlatıyoruz.
Çünkü bazı insanlar makamla büyümez…
Bulunduğu makamı büyütür.
Ve Necat Dilan,
Diyarbakırspor tarihine sadece bir başkan olarak değil,
Bir gönül adamı olarak geçti.