Eğitim-İş Diyarbakır Şubesi: Manisa’daki saldırı, şiddetin sadece son perdesiydi

Eğitim-İş Diyarbakır Şubesi, Manisa’nın Turgutlu ilçesinde bir okulda yaşanan saldırıya ilişkin yaptığı açıklamada, okul güvenliğinin yanı sıra eğitim ortamındaki şiddetin toplumsal boyutlarının da ele alınması gerektiğini belirtti.

TİGRİS HABER - Şube, öğretmenlerin mesleki alanlarının daraldığını ve eğitimcilerin öğrenci, veli, yönetim ve sosyal medya kaynaklı baskılarla karşı karşıya kaldığını savundu.

Manisa’nın Turgutlu ilçesinde 22 Eylül’de bir okulda yaşanan saldırının ardından Eğitim-İş Diyarbakır Şubesi yazılı açıklama yaptı. Açıklamada, olayın yalnızca münferit bir saldırı olarak değerlendirilmemesi gerektiği ifade edilerek, okul ortamındaki şiddetin daha geniş bir toplumsal sorunun parçası olduğu görüşü dile getirildi.

Şube, son dönemde eğitim kurumlarında yaşanan benzer olaylara dikkat çekerek, mart ayında İstanbul Çekmeköy’de bir öğretmenin öğrencisinin saldırısı sonucu hayatını kaybettiğini, nisan ayında ise Kahramanmaraş ve Şanlıurfa’daki okullardan benzer saldırı haberlerinin kamuoyuna yansıdığını hatırlattı.

“GÜVENLİK ÖNLEMLERİ GEREKLİ ANCAK TEK BAŞINA YETERLİ DEĞİL”

Açıklamada, okullarda giriş-çıkış kontrolleri, ziyaretçi denetimi ve risk işaretlerinin takip edilmesi gibi güvenlik önlemlerinin gerekli olduğu belirtildi. Ancak şubeye göre, yalnızca okul güvenliğine odaklanmak, şiddetin toplumsal nedenlerini gözden kaçırma riski taşıyor.

Eğitim-İş Diyarbakır Şubesi, çocukların çatışma ve öfkeyle baş etme biçimlerini yalnızca okulda değil; aile, sosyal medya, trafik ve günlük yaşamda gözlemledikleri davranışlar üzerinden de öğrendiklerini savundu. Açıklamada, çocukların okulda verilen mesajlarla günlük hayatta karşılaştıkları yetişkin davranışları arasında çelişki bulunduğu ifade edildi.

“ÖĞRETMENİN MESLEKİ ALANI DARALDI”

Açıklamanın bir diğer başlığını ise öğretmenlerin mesleki konumu oluşturdu. Eğitim-İş Diyarbakır Şubesi, eğitimde öğrencinin söz hakkının tanınması ve velinin sürece katılması gibi değişimlerin önemli kazanımlar olduğunu belirtirken, öğretmenin otoritesinin sorgulanabilir olmasıyla mesleki uzmanlığının sürekli tartışmaya açılmasının birbirinden farklı olduğunu vurguladı.

Şube, öğretmenlerin sınıfta aldıkları kararların öğrenci, veli, okul yönetimi ve zaman zaman sosyal medya üzerinden yeniden tartışmaya açıldığı bir çalışma ortamının oluştuğunu öne sürdü.

“ÖĞRETMENLER SÜREKLİ ERİŞİLEBİLİR HALE GELDİ”

Açıklamada, dijital iletişim araçlarının öğretmen-veli ilişkisini de değiştirdiği belirtildi. Öğretmenlerin WhatsApp grupları, okul uygulamaları, e-posta ve sosyal medya üzerinden sürekli ulaşılabilir hale geldiği ifade edilerek, bu durumun öğretmenlerin mesai sınırlarını belirsizleştirdiği savunuldu.

Şubeye göre, çocukların kendi aralarında çözebileceği bazı anlaşmazlıkların da hızlı biçimde yetişkin müdahalesine ve daha büyük krizlere dönüşebilmesi, eğitim ortamındaki sorunlardan biri olarak değerlendiriliyor.

“ÇOCUĞU KORUMAK, ONU HER RAHATSIZLIKTAN UZAK TUTMAK DEĞİLDİR”

Eğitim-İş Diyarbakır Şubesi, çocukların duygularının önemsenmesinin önemli bir kazanım olduğunu belirtirken, bu yaklaşımın her olumsuz deneyimin mutlaka bir sorumlusu olduğu anlayışına dönüşmemesi gerektiğini savundu.

Açıklamada; düşük not almak, sıra beklemek, öğretmenin bir talebe “hayır” demesi ve başarısızlıkla karşılaşmanın hayatın doğal parçaları olduğu ifade edildi. Öğretmenlerin sınır koymasının otomatik olarak bir haksızlık şeklinde değerlendirilmesinin eğitimcilerin işini zorlaştırdığı görüşü paylaşıldı.

“FEDAKÂRLIK SÖYLEMİ ÇALIŞMA SINIRLARINI GÖRÜNMEZ KILIYOR”

Şube ayrıca öğretmenlik mesleğinin toplumsal söylemde aşırı biçimde romantikleştirildiğini savundu. “Gelecek nesilleri yetiştirmek” ve “bir hayata dokunmak” gibi ifadelerle öğretmenliğin yüceltilirken, eğitimcilerin çalışma koşullarının yeterince konuşulmadığı belirtildi.

Açıklamada, özellikle bazı eğitim kurumlarında öğretmenlerden ders anlatmanın yanı sıra veli iletişimi, etkinlik organizasyonu, sosyal medya çalışmaları ve sürekli raporlama gibi ek görevler beklendiği ifade edildi. “Fedakârlık” söyleminin ise çalışma sınırlarının belirlenmesini zorlaştırdığı öne sürüldü.

“ASIL MESELE ÇATIŞMAYI, OTORİTEYİ VE SINIRI NASIL KONUŞTUĞUMUZ”

Eğitim-İş Diyarbakır Şubesi, Turgutlu’daki saldırının yalnızca tek bir olay olarak ele alınmaması gerektiğini belirterek, okullarda güvenlik önlemlerinin güçlendirilmesinin zorunlu olduğunu ancak bunun tek başına yeterli olmayacağını kaydetti.

Şube, bu konuların kapsamlı biçimde ele alınmaması halinde eğitim kurumlarında benzer şiddet olaylarının yaşanmaya devam edebileceği görüşünü dile getirdi.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Diyarbakır Haberleri