TİGRİS HABER - İBB Başkanı ve Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu, 18 Mart 2025'te mezun olduğu İstanbul Üniversitesi tarafından diploması iptal edildikten bir gün gün sonra gözaltına alınmış, 23 mart günü tutuklanmıştı.
İmamoğlu, 31 yıllık diplomasının iptal edilmesine karşı dava açtı.
İmamoğlu'nun, üniversite diplomasının iptal edilmesine karşı açtığı davanın ilk duruşması, 15 Ocak tarihinde İstanbul 5. İdare Mahkemesi'nce, Silivri'deki Marmara Cezaevi Yerleşkesi'nde gerçekleştirilmişti.
İmamoğlu, duruşmadaki savunmasına, "Diplomamı savunmaya gelmedim. Bir gencin devletine güvenerek kurduğu hayatın geriye doğru sökülmek istendiğini anlatmaya geldim" sözleriyle başlamıştı.
Mahkeme, diplomanın iptaline karşı İmamoğlu'nun açtığı davayı, oy birliğiyle reddetti.
Dava dosyasında öne çıkan en kritik detay, işlemin üzerinden geçen "makul olmayan süre" oldu. İmamoğlu’nun avukatları, 1990 yılında yapılan bir işlemin, aradan 35 yıla yakın bir süre geçtikten sonra "yokluk" ve "açık hata" iddiasıyla geri alınmasının Hukuki Güvenlik İlkesini zedelediğini savundu.
Dilekçede, öğrencinin idareyi yanıltmaya yönelik bir hilesinin veya iradesinin bulunmadığı, o dönemde yapılan işlemlerin tamamen üniversite yönetiminin inisiyatifinde geliştiği vurgulandı. Savunma, Danıştay’ın yerleşik içtihatlarına ve Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) yakın tarihli "Abidin Pişgin" kararına atıf yaparak, kişinin kötü niyetinin kanıtlanamadığı durumlarda, idarenin kendi hatasından kaynaklanan işlemlerin faturasının yıllar sonra vatandaşa kesilemeyeceğini belirtti.
Mahkeme, yatay geçişin temel şartı olan "eş değerlilik" ilkesinin de ihlal edildiğine hükmetti. Karara göre, 1990 yılında YÖK, KKTC'de sadece "Doğu Akdeniz Üniversitesi"ni tanıyordu. İmamoğlu’nun geldiği Girne Amerikan Üniversitesi’nin (GAU) o tarihte YÖK tarafından tanınmadığı, tanınırlığın ancak 1993 yılında verildiği belirtildi. Mahkeme, "Tanınmayan bir üniversiteden devlet üniversitesine geçiş hukuken imkansızdır" dedi.
Mahkeme, idarenin kontenjanı yönetmeliğe aykırı şekilde artırmasını bir "açık hata" olarak değerlendirerek, bu hatanın öğrenci lehine kazanılmış hak doğurmayacağına hükmetti.
Kararda en çok tartışılan hususlardan biri de dönemin YÖK mevzuatı oldu. 1990 yılındaki yönetmelikte "üniversitenin tanınması" şartının açıkça yer almadığını, YÖK'ün tanıma yetkisinin 2010 yılındaki yönetmelikle düzenlendiğini belirtti. Ayrıca o dönemde YÖK arşivlerinde Girne Amerikan Üniversitesi’nin (GAU) tanınmadığına dair bir karar bulunmadığı ifade edildi.
Mahkeme ise YÖK ile üniversiteler arasındaki yazışmaları ve GAU Kurucusu Özalp Tozan’ın "O dönemde denkliğimiz yoktu, öğrenciler bunu biliyordu" şeklindeki savcılık ifadesini esas aldı.
Mahkeme, İmamoğlu’nun Girne Amerikan Üniversitesi’nden gelmesine rağmen, İstanbul Üniversitesi öğrenci kütük defterine "Doğu Akdeniz Üniversitesi’nden gelmiş gibi" kayıt düşüldüğünü belirtti.
Mahkeme heyeti, "Bu gerçeğe aykırı yazım, basit bir hatadan öteye geçmektedir. Davacı, geçiş sonrasında dahi idareyi aydınlatma noktasında özen göstermemiştir" diyerek iyi niyet iddiasını reddetti. Ayrıca GAU Kurucusu Özalp Tozan’ın savcılık ifadesindeki "O dönem denkliğimiz yoktu, öğrenciler bunu biliyordu" beyanı da karara dayanak oluşturdu.
Mahkeme sonuç olarak; yapılan işlemlerin "yokluk" ve "açık hata" seviyesinde sakatlık içerdiğini, bu tür durumlarda idarenin herhangi bir süre sınırına takılmadan (zaman aşımı olmaksızın) işlemi geri alabileceğine hükmetti.
Mahkeme, dava konusu işlemin iptali istemini reddederken, yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verdi. Kararın tebliğinden itibaren 30 gün içinde İstanbul Bölge İdare Mahkemesi'ne (İstinaf) başvuru yolu açık bulunuyor.