Epstein Dosyaları: Küresel Düzenin Çıplak Hakikati

Yahya ÖGER

Epstein dosyaları bir skandal değildir. Bu dosyalar, modern dünyanın yüzüne tutulmuş acımasız bir aynadır. O aynaya bakan herkes, küresel düzenin hangi ahlaki temeller üzerine kurulduğunu artık inkâr edemez. Çünkü bu dosyalarda açığa çıkanlar, birkaç sapığın suçu değil; siyasetten sermayeye, medyadan kültür endüstrisine kadar uzanan korumalı bir suç mimarisinin belgesidir.

Bu ifşalar karşısında “ben insanım” diyenin nutku tutulmuştur. Zira burada sıradan bir suçtan değil, insan onurunun sistematik biçimde ayaklar altına alınmasından söz ediyoruz. Güçle satın alınmış bedenler, parayla susturulmuş mağdurlar, makam ve servetle dokunulmaz kılınmış failler… Halk arasında “Şeytan bile bu kadarına cesaret edemez” denir ya; tam da o cinsten bir sapkınlık ve vahşetle karşı karşıyayız. Üstelik bu karanlık, toplumun arka sokaklarında değil; küresel elitlerin salonlarında üretilmiştir.

Asıl dehşet verici olan suçların büyüklüğü değil, insanlığın sergilediği sessizliktir. Normal şartlarda dünyayı ayağa kaldırması gereken bu dosyalar, birkaç gün konuşulmuş, ardından ustaca gündemden düşürülmüştür. Sokaklar boş kalmıştır. Küresel bir vicdan isyanı yaşanmamıştır. Kendini “özgürlükçü”, “ilerici” ve “ahlaki üstün” ilan eden çevreler suspus olmuştur. Herkes hiçbir şey olmamış gibi davranmaktadır. Çünkü bu dosyalar, sıradan bireyleri değil; bizzat sistemi ayakta tutanları işaret etmektedir.

ABD merkezli liberal uluslararası düzen, yıllardır “kurallara dayalı sistem”, “hukukun üstünlüğü” ve “insan hakları” söylemleriyle kendini pazarladı. Ancak Epstein dosyaları, bu söylemlerin birer propaganda enstrümanından ibaret olduğunu açıkça ortaya koymuştur. Uluslararası hukuk, güçlü aktörlerin çıkarlarına dokunduğu anda askıya alınmaktadır. Birleşmiş Milletler mekanizmaları, insan hakları kurumları ve küresel medya bu noktada derin bir sessizliğe gömülmektedir. Bu sessizlik bir zafiyet değil, bilinçli bir tercihtir.

Batı medyası bu düzenin taşıyıcı kolonlarından biridir. Dil bilinçli olarak yumuşatılır. Kavramlar çarpıtılır. Fail ile mağdur arasındaki sınırlar bulanıklaştırılır. Vahşet “iddia”ya, suç “tartışmalı”ya, adalet talebi ise “aşırılık” etiketine dönüştürülür. Amaç gerçeği inkâr etmek değil; gerçeği sıradanlaştırarak etkisizleştirmektir. Çünkü sıradanlaştırılan zulüm, artık tepki üretmez.

Bu tabloya İslam dünyası da dışarıdan bakamaz. Zira bu çürümüş küresel düzenle çıkar ilişkisi kurmuş, aynı ağlara eklemlenmiş ve buna rağmen ahlak dersi vermeye devam eden figürler vardır. Sorun yalnızca Batı’ya özgü bir yozlaşma değildir. Asıl sorun, küresel çıkar sistemine eklemlenmenin bedelidir. Kimlikler değişir, coğrafyalar değişir; ama yöntemler değişmez. Gerçek yüzleşme, sadece başkalarını suçlamakla değil, kendi içimizdeki ikiyüzlülüğü de ifşa etmekle mümkündür.

Epstein dosyaları bize çok net bir gerçeği haykırmaktadır: Bu uluslararası sistem, kendini temizleyemez. Çünkü suç bireysel değil, yapısaldır. Medya susuyorsa, siyaset görmezden geliyorsa, yargı ağırdan alıyorsa; bunun adı adalet değil, örtbas düzenidir. İnsanlık bu noktada tarihi bir sınav vermektedir ve şu ana kadar bu sınavdan iyi bir not aldığı söylenemez.

Bir Çağrı

Buradan Türkiye’deki sivil toplum kuruluşlarına ve vicdan sahibi herkese açık bir çağrı yapmak zorundayız.

Bu ifşalar karşısında sessiz kalmak, suça dolaylı ortaklıktır. Hem Türk hukuku nezdinde hem de uluslararası hukuki mekanizmalar çerçevesinde harekete geçmek, en azından bu suçları kayıt altına almak, artık ertelenemez bir sorumluluktur.

Cumhuriyet Başsavcılıklarına suç duyuruları yapılmalıdır.

UYAP üzerinden bireysel ve kurumsal başvurular devreye sokulmalıdır.

Uluslararası insan hakları mekanizmaları resmî başvurularla bilgilendirilmelidir.

Bu mesele bir magazin başlığı değildir.

Bu mesele bir tarafgirlik meselesi değildir.

Bu mesele, hukukun, insanlığın ve vicdanın sınavıdır.

Sessizlikle değil, kayıtla;

öfkeyle değil, hukuki mücadeleyle cevap verilmelidir.

Çünkü kayıt altına alınan hiçbir suç, sonsuza kadar karanlıkta kalmaz.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.