FEMİNİZM ÜZERİNE-1

Ferat Özpamuk

FEMİNİZM ÜZERİNE-1

 

Feminist teori, dünyaya makro açıdan bakan çağdaş bir yaklaşım olarak kabul edilir. kökeni toplumdaki tabaklaşmaya ve eşitsizliklerden doğan çatışma teorisine dayanmaktadır. Feminist teori kadının aile, eğitim, iş hayatındaki toplumsal rölünü ve deneyimini inceler. Toplumdaki cinsiyet eşitsizliklerine odaklanmak için alışılmış erkek zihniyetinin ötesine bakan bir kuramdır diyebiliriz. Bugün veya geçmişte bir grup insanın o gruba ait oldukları için adaletsizlik duygusundan doğarak o gruba ait kadınlara ait bir ayrımcılık söz konusudur kadına bir nesneymiş gibi davranan toplumlardaki erk duygusu, kadınların toplumsal hayattaki rollerini kesip biçerek kadınlar üzerinden psikososyal bir baskı yaratmak istemektedirler . Bütün kadınlar aynı imajlar çerçevesinde aynı klişelerle karşı karşıya getirilmek istenmektedir. Kadın erkek ilişkisindeki bu düzensizliği ve baskı mekanizmasını sanat tarihinde görmekte mümkündür zira geçmişte sanat erkekler için erkekler tarafından yapılırdı. Feminist teori temel olarak dört başlık altında incelemek mümkündür bunlardan ilki toplumsallaşma sürecinde inşa edilen toplumun inşa ettiği cinsiyet farklılıklarına dayanır. Her toplum kurallar, gelenekler beklentiler yaratır ve bunları nesilden nesile aktarır buna cinsiyet ile ilgili beklentiler de dahildir toplumsallaşma içinde bu beklentiler ödüllendirilir veya cezalandırılır bu bakış açısı toplumsal durumlarda kadının potansiyel durumunu erkeklerden nasıl farklı olduğunu inceler , dişilik ve kadınlıkla ilgili farklı değerler erkekler ve erkeklikle farklı değerler var. Kadınlar genelde yumuşak, duygusal şefkatli, boyun eğen ; erkekler ise sert savaşçı, işçi olarak görülür ve her iki cinse farklı toplumsal roller düşmektedir:Kadınlar evde kalıp aileye bakması beklenirken erkeklerin ise dışarı çıkıp çalışması savaşması beklenir. Ataerkil toplumlarda kadın “diğer “olarak kabul edilir ve kenara itilir. Yani toplumda erkeklerin belirlediği alanlara hapsedilirler. Toplumsal cinsiyet farklarından dolayı kadınlar cinsel bir araç olarak nesneleştirilir yahut sadece güzel bir şey olarak görülür.

Kapitalist erkin fazlasıyla palazlanmış olduğu toplumumuzda ikinci bir baskı unsuru olarak gördüğüm cinsiyet eşitsizliğine dayalı bir baskı söz konusudur eril fikrin iktidarı, kadının kamusal alanda daha az görünmesini istemekte ve kendisine çizilmiş olan alanın dışına çıkmasını istememektedir. Bu durum kadının toplumda ikincil olmasını içselleştirmesini istemektedir. Bu tip kapitalist toplumlarda kadın için evlilik bile başlıbaşına cinsiyet eşitsizliğine örnektir, evli bir kadın, bekar kadınlara veya evli erkeklere göre daha yüksek strese sahiptir . Bu stres düzeyini yaşamın diğer alanlarda görmekte mümkündür kamu veya özel alanda kadının emeğine dair oluşmuş bir ürünün değeri ile erkeğin ortaya koyduğu ürüne verilen değer arasında kadının aleyhine büyük farklar vardır üçüncü bakış açımız ise cinsiyet baskına dayanır. Bu bakış açısında kadınlar erkeklere göre farklı eşit değil be bundan dolayı baskı görüyor erkeklere bağlı kılınıp suistimal ediliyor tabi bunların hepsi iktidarla alakalıdır. Erkekleri sırf cinsiyetlerinden dolayı güç olarak gören kapitalist toplumlarda kadınlara olumlu bir bakış açısı geliştirilemez. Aile kurumu da özellikle erkeklerin yararına seyreder endüstri devrimiyle birlikte ailede iki tür iş oluşmuştu. Para almadan ev ve aile işleri kadına yüklenmiş. Erkek evin ekonomisini ve giderlerini karşılamak için sanayide çalıştı. Erkekler çalışmayınca ailenin hayatta kalma şansı yoktu. İşte tam da burda erkekler, eğitim ve ekonomik açıdan kadınlara göre daha ileri bir seviyeye ilerleyip bunu baskı aracı olarak kullandı. Ve zannımca bu baskı mekanizmasını yıkmanın yolu da kadının öz dinamiklerinin farkına varmasıyla mümkün olacaktı. Dördüncü bakış açımız çatışma teorisine paralellik gösteren “yapısal baskı bakış açısıdır”. Bu bakış açısında kadına uygulanan eşitsizlik :kapitalizm, ataerkillik ve ırkçılığın sonucudur. Kadınlar işçi sınıfında olduğu gibi kapitalist düzende de sömürülmektedir. Ataerkil ve kapitalist düzende erkekler akılla; kadınlar ise vücutla ilişkilendirilir. bu durum kadının bir mal, nesne gibi görünmesine yol açmaktadır. Tarih boyunca kadın vücudu çocuk doğurmadan modaya , diyet programları gibi modern eğilimlerde nesneleştirilmiştir. Bu nesnelleştirme sürecini dilde görmekte mümkündür. Bazı feministler “bilim adımı”iş adımı “ gibi eril telaffuz yerine iş insanı bilim insanı olarak telaffuz edilmesinin daha doğru olduğunu söylemektedirler.

Yaptığımız tüm bu okumalardan ulaşacağımız sonuç, ister erkek ister kadın olsun feminist teori toplumsal eşitliği sağladığı gibi toplumda cinsiyet üstü birey yaratma kültürünü oluşturacağıdır. Bu bağlamda feminist teoriyi iyi okumak/anlamak için disiplinlerarası araştırma serüvenine çıkmak sağlıklı olacaktır.

Feminizm herkes içindir. . .

Yorum Yap
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (1)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.