385 kameranın bulunduğu ve Türkiye’nin en korunaklı cezaevlerinin başında gelen Diyarbakır D Tipi Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu’ndan gerçekleşen firarla ilgili soruşturma tüm yönüyle devam ediyor. Olay sonrasında cezaevinde tatbikat yapıldığı ve tatbikat sırasında da kameralardan firar olayının görülmesinin mümkün olmadığı tespit edildi.
Diyarbakır D Tipi Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu’nda görevli olan 14 kişinin gözaltına alındığı ve 3 kişinin tutuklanarak cezaevine konulduğu olay sonrasında birçok iddia ortaya atılmıştı. Firar eden mahkumların bitişik 2 koğuşta kaldığı ve havalandırmaya çıktıkları yerde yatak çarşaflarını birbirine bağlamak suretiyle 5 metre yükseklikteki duvarı aştıkları ve sürünerek kaçtıkları ifade edilmişti. Ayrıca mahkumların gece görüş mesafesinin daha düşük olduğu yağışlı havada firar ettiği tahmin ediliyor.
TATBİKAT YAPILDI
Olay sonrasında gözaltına alınarak Diyarbakır 3. Sulh Ceza Hakimliğine şüpheli sıfatıyla ifade veren ve kamera odasında görevli olan A.F, yetkililerin söz konusu olayın olduğu tarihe ilişkin tüm kamera kayıtlarını incelediğini söyledi.
A.F, ancak kamera görüntülerinde firar eden şahısların görüntülerine rastlanmadığına işaret etti. Zaten kamera görüntülerinin de net olmadığını belirten A.F, “Bu hep öyle idi. Bunu daha önce üst amirlerimize bildirmiştik. Kesinlikle firar eden şahısları görmedim. Yetkili amirler dahi görüntüleri incelediklerinde firar anına ilişkin bir görüntü tespit edemediler. Hatta olaya ilişkin tatbikat yapıldı. Bu tatbikat sırasında da kameralardan firar olayının görülmesinin mümkün olmadığı tespit olundu” dedi.
“POLİSLER BENİ DARP ETTİ”
Ceza İnfaz kurumunda 24 yıllık görevli olan şüpheli sıfatıyla ifade veren M.U da savunmasında, polisin kendisini darp ettiğini ifade etti.
M.U, şöyle dedi:
“Üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum. Ben 24 yıllık devlet memuruyum. Memuriyet hayatım boyunca her hangi bir suç işlemedim. Olaydan sonra polis memurları bana örgütün baskı yapıp yapmadığını sordular. Ve örgütten herhangi bir maddi menfaat temin edip etmediğimi sordular. Hatta beni darp eden polis memurları da oldu. Ancak ben onların sordukları hiçbir husus doğru olmadığından bu yönde beyanda bulundum. Bazı belgeleri bana tam olarak okuyamadığım halde imzalattırdılar. Ben olay tarihinde iç koridorlardan sorumluydum. Firar olayı ise dış koridorda meydana gelmiştir.”
Diyarbakır D Tipi Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu’ndan görevli R.D ise, üzerine atılı suçlamayı kabul etmediğini ve adalete güvendiğini savunmasında dile getirdi.
R.D, “Havalandırma kapıları mahkum koğuşlarının içindedir. Bu nedenle mahkumlar bazen, bu havalandırma kapılarının kilitlerini bir şekilde kendileri açmaktadırlar. Bu konuda daha önce rapor verdik. Ancak fazla maliyet olacağından dolayı bir değişiklik yapılmadı. Mesela aynı şekilde daha önce Denizli D Tipi Cezaevinden de firar olmuştu. Yani havalandırma kapılarını mahkumlar kendileri de açmış olabilir.”
385 KAMERA VAR
Diyarbakır D Tipi Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu’ndan görev yapan E.A isimli kadın memur da şu savunmayı yaptı:
“Kamera odasında görevliydik. Ancak sayımız yeterli değildi. Yaklaşık 385 tane kamera vardır. Ancak biz sadece 3 kişiyiz. Bazen birimiz de görevlendirmede yapılmaktadır. Yani zaman zaman iki kişi de kalabilmekteyiz. Kamera görüntüleri de net değildir. Olaydan sonra yapılan incelemelerde firar anına ilişkin herhangi bir görüntü tespit edilmemiştir. Biz olmayan görüntüyü nasıl söyleyebilirdik. Zaten böyle bir görüntü görseydik kesinlikle bildirirdik. Firar eden şahıslarla kesinlikle bir bağlantım kesinlikle yoktur. Zaten erkek koğuşlarına bizler girememekteyiz. Firarı da evde iken telefondan öğrendim.”
Mehmet ÇAKAN/ÖZEL