Garabet

Yılmaz Köprücü
Anayasa Mahkemesi, cezaevinde bulunan TİP Milletvekili hakkında "hak ihlali kararı "verdi.
Bizim zamanımızda bir başka mahkeme veya üst mahkemelerden biri tahliye kararı verdiğinde, verilen kısa karar uyarınca derhal, gecikmeksizin yargılamayı yapan mahkemeye yazı yazılır, yazı önceleri telgraf ile benim görevde olduğum zaman diliminde de fax ile gönderilirdi, tutuklu, hükmen tutuklu veya hükümlünün anında tahliyesi sağlanırdı. Bir saat içinde işlemler tamamlanırdı. Cezaevindeki tahliye işlemleri yapılır, geceye de kalsa, kararın verildiği gün tahliye sağlanırdı. Aksi davranışlar hürriyeti tahdit (özgürlüğü kısıtlama) suçlaması ile soruşturma ve dava açılması sonucunu doğururdu.
Burada, AYM'nin verdiği kararın tahliye kararı olmadığı bahane edilse de; hak ihlali kararı öyle anlamlı ve geniştir ki, tahliyeyi de kapsayan bir derinliği bulunmaktadır.
Hak ihlali kararı ilk derece mahkemesine ulaştığı an, mahkemenin derhal tahliye kararı vermesi ve işlemlere başlaması gerekmektedir.
Yargıtay'ın bozma ilamlarında rastlandığı gibi ilk derece mahkemesinin, AYM'nin verdiği hak ihlali kararına direnme hakkı bulunmamaktadır.
Hukukun çiğnendiği günümüzde ise, Adalet Bakanı :"Anayasa Mahkemesinin gerekçeli kararını görmemiz gerekir" demektedir.
Böyle bir konuşma yanlıştır, kabul edilemez, hatta suçtur, çünkü siyasi bir konumda bulunan bir kişi bu şekilde mahkeme işlerine müdahale edemez, etmemesi gerekir.
Çünkü Anayasa'nın emredici hükmü "Hiç bir kimse, makam, kurum mahkemelere emir/talimat veremez demektedir.
Can Atalay'ın hemen bu gün serbest bırakılması gerekmektedir.
Aksine davranış; zaten işlemez hale getirilmiş hukuku bir diş daha laçkalaştırmak demektir.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.