Gazeteciliğin düşüş halleri!

NACİ SAPAN
Tabldot sayfalı bir gazete gördüm bir arkadaşımın masasında.
İlk defa tanışıyorum, böyle bir gazeteyle, sayfalarıyla.
Diyarbakır’ın 50 yıllık gazetecisi olarak ilk kez rastladığım gazetenin sayfalarını karıştırıyorum.
Biz de alışkanlıktır, hem sayfalarda neler var neler yok diye bakarız, hem de künyesini merak ederiz.
Kimdirler, kimlerdendirler?
Yerli mi, Milli mi?
Geçici mi, kalıcı mı?
Fırsatçı mı, gidici mi?
Kayyumlu zamanların ithali mi?
Sorular uzar gider de ben kısa kesiyorum, Aydın havasına dönüştürüyorum, başlığın altında dikkatimi çeken cümleyi aktarıyorum;
‘Bölgenin en iyi gazetesi’.
Adında Diyarbakır var, kendileri bölgenin en iyi gazetesi.
İyi gazete nasıl oluyor?
İyilerin yanında, kötülerin karşısında mı?
Kayyumlarla, ithal bürokratlarla, belediyedeki usulsüz ihalelerle ilgili bir sorgu, sual yapmış mı?
Sordum, genelde bilen yok, ancak bilenlerde böyle bir sorgulamayı yapmadıklarını söylüyor.
*
Diyarbakır’ın birkaç firmasının reklamını da gördüm gazetede.
Zaten bu kentin kendine ait olana değil de dışarıdan vur-kaç taktiği yapanlara olan ilgisini gördükçe gerçekten üzülüyorum.
Gazetenin künyesi tanıdık gelmedi.
Bu arkadaşlar kim, bilmiyorum, ancak her dönem farklı, farklı kesimlerden farklı ‘gazeteci’ örnekleri kente gelip, özel, kişisel ilişkileriyle ballı-börekli haberler yapıp, reklamlarını, paracıklarını toplayıp çekip gittiler.
Çoğu zaman Valilerin de bunlara ön ayak olduklarını gördük.
Kendi kentindeki gazeteciyi ‘terörist’ ilan edip, dışarıdan her dediklerini yazıp çizenleri getiren, bunların yazdıklarıyla ‘mutlu’ olan valilere de tanıklık ettik.
‘Geçici, ucuz mutluluk’.
Kente, ülkeye, millete faydası olan haberlerle değil, döneme endeksli haberlerle mutlu oldular.
Popülizm bütün alanlarda mevcut, TV ekranlarında her gün yeni bir rezalete tanıklık ediyoruz. Kendilerini kelli-felli gazeteci olarak yutturanların düştükleri hallere bakar mısınız?
Kaderde ‘kaset’lere kurban olmak da varmış!
Para-makam-mevki-çok ama çok elit bir yaşam, gazetecinin yaşam biçimi mi?
Öyle ise; onlar gazeteci değil, iş insanı.
*
Konuya nereden başladık, nereye geldik.
Meslek ele ayağa düşürülünce, bu tür zamanlarda bizimde dengemiz doğal olarak değişiyor.
Ankara-İstanbul, Türkiye genelinde gazetecilik ele ayağa düşürülmüş, Diyarbakır’da da olmuş çok mu?
Bizim de uğraştığımız şeye bakın!

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.