Dersim Kadın Platformu, 2020 yılında kaybettirilen Gülistan Doku için Tunceli Adliyesi önünde basın açıklaması düzenledi. Açıklamada "Vazgeçmiyoruz, Gülistan Doku nerede?" pankartı açıldı. Açıklamaya Gülistan Doku'nun ailesi, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Tunceli Milletvekili Ayten Kordu ve çok sayıda kadın katıldı.
Platform adına basın metnini okuyan Serpil Argın, uzun süredir Gülistan Doku'nun akıbetini sormaya devam ettiklerini ifade ederek, "Bu ülkenin mücadeleci kadınları olarak bu soruyla beraber aşındırmadığımız tek bir meydan kalmadı. İlk günden beridir söyledik; 'Gülistan her tarafı kameralarla izlenen bu küçücük şehirde kuş olup uçmuş olamaz.' Gelinen aşamada katilin Mustafa Türkay Sonel olduğunu, cinayet işlenirken ilin valisi olan Tuncay Sonel’in korumasını, emrindeki personellerini ve konumunu kullanarak cinayet delillerini kararttığını, bazı yerli isimlerin katillerle işbirliği içerisinde olduğunu ve el birliğiyle adeta suç örgütü gibi çalışarak genç bir kadının akıbetini karanlığa gömmeye çalıştıkları herkes tarafından bilinen bir gerçek. Üniversiteden, Emniyete bu suça iştirak eden, tüm ilişki ağlarının bir an önce ortaya çıkarılmasını talep ediyoruz" dedi.
'MÜCADELEMİZE DEVAM EDECEĞİZ'
Dersim’in kadınlar için güvensiz hale getirmeye çalışanlardan hesap sormaya devam edeceklerini ifade eden Serpil Argın, "Bölge illerinde ' güvenlik' ve 'terör' gibi yaklaşım biçimleriyle görev verilen korucuların soruşturmada adlarının geçmesi bizler için şaşırtıcı değil. 'Huzurlu kent' söylemlerinin kimlerin güvenliğini sağlamak için hayata geçirildiğini görüyoruz. Soruşturma sürecinin üzerinden 3 aya yakın bir zaman geçmesine rağmen Gülistan Doku nerede sorusu hala karanlıkta kalmaya devam ediyor. Gülistanın ailesi artık yas hakkının verilmesini istiyor, biz kadınlar da artık bu sorunun cevaplanmasını istiyoruz. Bizler cinayetin bile cezasız bırakılmaya çalışıldığı, güç kimdeyse adaletin onun sözüne göre şekillendiği bu düzeni kabul etmiyoruz. Rojin Kabaiş’in, Rabia Naz Vatan’ın, Nadira Kadirova’nın, Yeldana Karaman’ın katillerinin açığa çıkması için mücadelemize devam edeceğiz" şeklinde konuştu.
'ÖZEL SAVAŞ POLİTİKASIDIR'
Açıklamadan sonra söz alan Ayten Kordu da Dersim'de uzun zamandır özel savaş politikalarından bahsettiklerini söyledi. Devletin kurumları ve kişilerinin de olayın içinde olmasının Gülistan Doku'nun kaybettirilmesinin özel savaş politikası olduğunu gösterdiğini dile getiren Ayten Kordu, "Gülistan Doku ile açığa çıkan ama aslında Türkiye ve Kürdistan'ın her yerde kadınların katledildiği dosyaların nasıl kapatıldığı, kamu eliyle suçların nasıl yapıldığını gördük. Gülistan Doku davası, tüm kadınların davası olmakla birlikte Türkiye'de yargı mekanizmalarının, devlet yetkililerin kurumları nasıl kendisine göre dizayn ettiğini ve bu düzen içinde suçların nasıl örtbas edildiğinin açık halidir. Bu dosyanın gerçekliği çok daha derinleştirilmelidir. Dönemin emniyet müdürü, savcısı ve üniversite rektörü neden halen görevinde? Ailesinin ve bizim en öncelikli talebimiz Gülistan Doku'nun bedeni nerede? Bu halen açığa çıkmadı. Ailenin yas ve mezar hakkı halen tesis edilmedi. Gülistan Doku davası bizim 'erkek adalet değil gerçek adalet' mücadelesinin en somut halidir" şeklinde konuştu.
'YASIMIZI TUTMAK İSTİYORUZ'
Ardından konuşan Gülistan Doku'nun annesi Bedriye Doku ise olaydaki sorumluların hesap vermesini istedi. Son olarak söz alan abla Aygül Doku da kardeşinin bedeninin bulunmasını ve yaslarını tutmak istediklerini söyledi. Aygül Doku, "Gerçekten çok yıprandık. Bu kentin bütün sokaklarını ezberledik. Sadece kızımızı almadılar, bizim insanlığa olan inancımızı da aldılar" dedi. Aygül Doku, dosyadan bilgiler vererek olaydaki tüm sorumluların gereken cezayı almalarını istedi.