TİGRİS HABER - Gündemdeki kayyum atamaları, ana muhalefet partisindeki kurultay tartışmaları ve iktidarın sessizliği ekseninde yürütülen programda Kışanak; Kürt sorununun çözümüne, İmralı'nın pozisyonuna ve Türkiye’nin demokratikleşme sancılarına dair son derece kapsamlı ve derinlikli analizlerde bulundu. Çözüm arayışlarının her aşamada yeni krizlerle gölgelendiğini vurgulayan Kışanak, toplumsal barış için sivil toplumun kurucu bir irade göstermesi gerektiğini ifade etti.
Gülten Kışanak: Kürt meselesini konuşurken bir anda yeni sorunlar çıkıyor
— Tigris Haber (@TigrisHaber) June 13, 2026
"Yoksul ya da öksüz hırsızlığa çıkarken ay akşamdan doğarmış" sözünü hatırlatan Kışanak, Türkiye ne zaman Kürt meselesini rasyonel bir zeminde konuşmaya başlasa, sağdan soldan pıtrak gibi yeni sorunların… pic.twitter.com/1Bimc5LEgp
Sivil toplumdan tarihi hamle
İstanbul Bakırköy'deki Cem Karaca Kültür Merkezi'nde düzenlenecek olan "Cumhuriyetin Demokratik Dönüşümü" konferansının sıradan bir günlük siyaset tartışması olmadığını belirten Gülten Kışanak, bu organizasyonun geniş tabanlı bir sivil inisiyatif olarak doğduğunu söyledi. Eski AİHM yargıcı Rıza Türmen ile birlikte konferansın açılış konuşmalarını üstleneceklerini ifade eden Kışanak; Ahmet Türk, Ali Bayramoğlu, Doğu Ergil, Şebnem Korur Fincancı ve Levent Köker gibi toplumun çok farklı siyasi yelpazelerinden ve sosyolojilerinden gelen aydın, akademisyen, hukukçu ve siyasetçinin bu çatı altında buluşacağını aktardı.
Demokratik muhalefetin sadece krizlere itibar ve itiraz etmekle kalmaması, aynı zamanda geleceğe dair somut bir vizyon ortaya koyması gerektiğini dile getiren Kışanak, proaktif bir tutumun şart olduğunu vurguladı. Toplumda değişime dair umudun giderek tükendiği bir dönemden geçildiğini hatırlatan Kışanak, bu konferansla birlikte demokrasinin asıl öznelerinin sorumluluk alarak ufkunda umut barındıran yeni bir toplumsal mutabakat zemini örmeyi hedeflediklerini sözlerine ekledi.
Kürt sorunu ve sabote edilen gündemler
İç siyasette yaşanan antidemokratik uygulamalar ve kayyum gündemi nedeniyle çözüm arayışlarının donduğu ya da rafa kalktığı yönündeki yaygın yoruma katılmadığını belirten Gülten Kışanak, bu tür krizlerin aslında çözümsüzlüğün yarattığı yapısal sorunları daha görünür kıldığını savundu. Türkiye tarihindeki en başat demokrasi krizlerinin merkezinde Kürt meselesinin çözülememiş olmasının yattığını ifade eden deneyimli siyasetçi, geçmişteki annesinin bir sözüne atıfta bulunarak çarpıcı bir tespitte bulundu. Annesinin "Yoksul ya da öksüz hırsızlığa çıkarken ay akşamdan doğarmış" sözünü hatırlatan Kışanak, Türkiye ne zaman Kürt meselesini rasyonel bir zeminde konuşmaya başlasa, sağdan soldan pıtrak gibi yeni sorunların fırladığını ve asıl odağın her seferinde dağıtıldığını dile getirdi.
Yaşanan çatışmaların, travmaların ve ekonomik maliyetlerin tüm vatandaşların hayatını doğrudan etkilediğini söyleyen Kışanak, antidemokratik uygulamaların sıradanlaşmasının toplumsal yapıyı zehirlediğini belirtti. Kışanak, bu kısırdöngüden çıkabilmek için meselenin güncel siyasi manevraların ötesinde, entegre ve yapısal reformlarla ele alınmasının zorunlu olduğunu ifade etti.
“Muhatabımız somut kurumlardır”
Siyasette sıkça dile getirilen ve son dönemde bazı muhalefet liderleri tarafından da referans verilen "derin devlet" veya "devlet aklı" gibi kavramlara sert eleştiriler getiren Gülten Kışanak, bu tür tanımlamalara itibar edilmemesi gerektiğini savundu. Bu tür soyut kavramların bazen antidemokratik adımların önüne set çekmek, bazen de provokatif eylemleri gizlemek için bir kılıf olarak kullanıldığını belirten Kışanak, net bir duruş sergiledi.
Devlet denilen mekanizmanın somut kurumlardan oluştuğunu hatırlatan Kışanak, muhatabın anayasal sınırlar içindeki yasama, yürütme, yargı ve bürokrasi olduğunu vurguladı. Anayasal rejimlerin ve toplumsal sözleşmelerin asıl amacının gücü elinde bulunduranları sınırlamak ve vatandaşı korumak olduğunu söyleyen Kışanak, güç zehirlenmesinin önüne ancak denge denetleme mekanizmalarıyla geçilebileceğini kaydetti. Çözüm sürecinin muhatabının soyut bir "devlet aklı" değil, doğrudan mevcut iktidar ve parlamento olduğunu belirterek, tüm taleplerin ve itirazların bu somut kurumlara yöneltilmesi gerektiğini ifade etti.
İmralı’nın stratejik dönüşümü ve barış koordinatörlüğü ihtiyacı
Çözüm arayışlarında geçmişteki deneyimler ile mevcut durumu kıyaslayan Gülten Kışanak, İmralı'dan yükselen iradenin tarihi bir kırılma noktası olduğunu savundu. Barış süreçlerinin doğasında karşılıklı güvensizliklerin olmasının normal olduğunu ancak bu kez çok daha stratejik bir dönüşümün yaşandığını belirten Kışanak, Sayın Öcalan'ın en başta silahları tamamen devreden çıkarma konusunda tek taraflı bir irade beyan ettiğini hatırlattı. Bu durumun önceki süreçlere kıyasla işi on adım ileriye taşıyan ve kolaylaştıran bir zemin sunduğunu vurguladı.
Öcalan'ın şu anda fiili olarak bir barış koordinatörlüğü yürüttüğünü, hem devlet yetkililerinin hem de siyasi heyetlerin kendisiyle görüştüğünü dile getiren Kışanak, mevcut statünün bu kurucu role denk düşmediğini söyledi. Bir insanın hücre koşullarında tutularak bu denli büyük ve yapısal bir süreçte anahtar rol oynamasının rasyonel olmadığını belirten Kışanak, Öcalan'ın pozisyonunun rahatlatılması, kamuoyuyla ve basın mensuplarıyla doğrudan iletişim kurabilmesinin sağlanması gerektiğini ifade etti. Kışanak, bu iletişimin bir imtiyaz değil, toplumsal barışın inşası için acil bir ihtiyaç olduğunu savundu.
TBMM tatile girmeden önce çerçeve yasa çıkarılmalı
Sürecin kalıcı ve yasal bir güvenceye kavuşabilmesi için parlamentonun derhal harekete geçmesi çağrısında bulunan Gülten Kışanak, iktidar kanadından gelen "sürece bağlıyız" açıklamalarını demokratik kamuoyu olarak bir taahhüt kabul ettiklerini söyledi. Meclis bünyesinde kurulan komisyonun raporunun çıkmış olmasını önemli bir aşama olarak gören Kışanak, artık somut adımların atılma vaktinin geldiğini belirtti.
Çatışma çözümlerinin iki taraflı dönen bir bisiklet pedalına benzediğini, tek taraflı basarak yol alınamayacağını kaydeden deneyimli siyasetçi, Meclis temmuz ayında tatile girmeden önce bütünlüklü bir çerçeve yasanın hayata geçirilmesi gerektiğini vurguladı. Yasal güvenceler oluşturulmadığı sürece sürecin sürekli patinaj yapacağını ve sabote edilmeye açık kalacağını ifade eden Kışanak, tüm siyasi partileri ve sivil toplum bileşenlerini bu tarihi sorumluluğa ortak olmaya davet etti.