Halkın iradesi ve sandık

NACİ SAPAN
Halkın iradesini arkasına alarak güçlenenler, güç kazananlar, bu gücü başka bir iradenin yok edilmesi yönünde araç olarak kullanmamalı diye düşünüyorum. Aileden başlayan, bulunduğumuz yaşam alanlarında muhtarlıktan tutun, köy, mezra, ilçe, il bazındaki bütün yönetim aşamalarında adalet söz konusu değilse, elde edilen güç, bir gün mutlaka gerçek sahiplerine geri dönecektir.
Önemli olan yönetenlerin, yöneticilerin; kendisini yücelten, halkın gözünde, gönlünde var eden gücün kim/kimler olduğunu bütün zaman dilimlerinde bilmesi, hafızasında hep diri tutmasıdır.
Özellikle, demokratik yönetim biçimleri, anlayışları, halk iradesini belli şahısların, bireylerin emrine, kontrolüne vermez. Halk iradesinin yöneldiği mecra kısmen ya da tamamen ideolojik olsa da, sonuçta toplumsaldır ve toplumsal faydaya hitap eder.
O nedenle; bireysel algılamamak ya da toplumsal faydaya hitap etmesi gereken iradeyi bireysel faydaya indirgememek gerekir.
Belki de, liderlerin en büyük yanılgısı bu ayırım ile ilgilidir.
Güç zehirlenmesi dedikleri bireysel hırs ve egoların tavan yapması da, bahşedilen toplumsal iradeyi bireysel algılama hatasından kaynaklıdır.
Kim bilir?
Bunu en iyi halk bilir.
Doğru yolda kullanılması için sunduğu iradenin şahsi hırslar uğruna feda edilmeye başlandığını gördükten sonra demokratik yollarla bunu tekrar geri alan güçtür halk.
Halk, son seçimde iradesini dengede tuttu.
Seçimin parti olarak galibi de mağlubu da yok, ancak bireysel başarılardan söz etmek gerekiyor.
Diyarbakır için bireysel başarı manasında özet bir analiz yapmak istiyorum;
*AK Parti: Listedeki adayların katkısını değerli bulmakla birlikte, sürükleyici ve katalizör gücün Galip Ensarioğlu olduğunu söylemek ve hakkını teslim etmek gerekir. Teşkilattan, eski partililerden, vekillerden destek görmemesine rağmen, örgütçü bir siyasetçi olduğunu bir kez daha kanıtladı. 3 vekili ve oyları kendi içinde konsolide etmeyi sağladı. Galip Ensarioğlu olmasa 3 vekil şansı olmazdı.
*CHP: Sezgin Tanrıkulu, kendi gücünü tescil ederken, partisine de güç kattı. Seçilme ihtimali yok deniliyordu, ancak, Diyarbakırlı duruşu, parlamento tecrübesinden yansıyanlar, seçmen kitlesinde karşılık buldu. ‘İstanbul’dan emeksiz, rahat seçiliyor’ imajını ortadan kaldırdı, doğduğu büyüdüğü kentin de kabulüyle, siyaset güzergâhında yeni bir yol açtı. Diyarbakır onun hakkını teslim etti, bundan sonra Diyarbakır’ın hakkını teslim etme görevi onda.
*Diyarbakırlı, bilinen, tanınan aday göstermediği gerekçesiyle eleştirilen YSP’de hem Milletvekili sayısı ve oy oranında beklenmedik düşüş, kentin en önemli gündemi oldu. Aday listesi konusundaki tartışma hiç eksilmedi. Halkın iradesinin sandık yansımasını en net burada gördük. YSP seçmeni Cumhurbaşkanlığı sandığına yansıttığını Milletvekili sandığına yansıtmadı.
Üç şey çok net;
*Vekil adaylarının profili ve kent aidiyeti
*Parti teşkilatlarının performansı
*Halkın iradesi
Bu üçü bir arada olmayınca mutlaka bir şeyler eksik kalıyor.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.