Halkın Kurumlarına Yönelme!

Şeyhmus DİKEN

Diyarbakır, alışılmadık duruma / durumlara tanıklık ediyor yakın günlerde.

İnsanların gündelik hayatta ulaşım meselesini kolaylaştırmak, çözmek bilindiği üzere belediyelerin görev, yetki ve sorumluluk alanlarından. Bu baptan hareketle ulaşım meselesinde Silvan ilçesine toplu ve ucuz ulaşım düzenleme uygulamasını başlatır Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi. Belediyenin bu uygulamasını doğru bulmayan, çıkarlarına aykırı bulan Silvan’daki ulaşım kooperatifinin mensupları araçlarına doldurdukları eli sopalı, taşlı güruhla Büyükşehir Belediyesine bir saldırı gerçekleştirdiler. Belediyenin camları, kapıları indirildi. Yoldan geçen belediye araçları tahrip edildi. Saldırıya karşı duran belediye personeli darp edildi. Üstüne üstlük polis de darp edileni de, mağduru da saldırgan yerine koyarak gazla, suyla toma ile bir iyice hal etti!

Bilindiği üzere geçtiğimiz ay içinde de çocukları dağa giden birkaç ailenin temsilcileri belediye önünde çadır kurarak çocuklarını “geri istediklerini” dillendirmişlerdi.

Aslında bu tür eylemlilikler demokratik muhteva içinde kullanıldığında anlaşılır işlerdir. Örneğin çocuklarının dağa gitmesinin gerekçelerini, sorgulamasını, hatta geri döndürülmesini, gerektiğinde belediye başkanlarını da davet ederek siyasal partiler, insan hakları örgütlenmeleri gibi kurumlar üzerinden takip edip talep etmek, kamuoyunu doğru bilgilendirip harekete geçirmek mümkün! Peki, böylesine çabalar mümkünken, neden doğrudan Büyükşehir Belediyesi ve başkanları sorumluymuş gibi hedef gösterilir.

Kanımca asıl sorgulanması gereken budur.

Ulaşım meselesine gelince Diyarbakır’da yaşayanların bildikleri üzere ulaşım sektöründe çalışan kooperatiflerin büyük çoğunluğu çok pervasız! Kendilerini kurumlar üstü ve çetevari görüyorlar. Nesini saymalı ve nereden başlanmalı inanın ki ben şahsen bilmiyorum. Sihirli bir elin müdahale edip bu zorbalığa, kapkaça ve işgale bir son vermesi gerek. “Kapkaç” kavramını bilerek kullandım çünkü Türk Dil Kurumu dolmuşlar ilk çıktığında adını “kaptı kaçtı” olarak koymuştu.  

Daha birkaç gün önce Suriçi Dörtyol kavşağını en az dört araçla işgal eden sarı ticari taksicilerden biriyle kavga etmemek için kendimi zor tuttum. Taksici, kavşağı işgal etmesini yasal bir hak olarak savunuyordu. Yakındaki eczaneden ilaç almak için beş dakikalık araç parkına “burası bize aittir park edemezsin çek aracını” diye tehdit ediyordu. Şehrin her sokak başı ticari sarı taksicilerin durak yeri haline dönüşmüş / dönüştürülmüş. Ve işin garip tarafı bunu kendilerine verilmiş vazgeçilmez bir hak olarak görüyorlar.

Dolmuşçular kural dinlemiyor, halk otobüsleri yolcu kapmak için birbirleriyle yarışıyor. Okul servisleri belediyenin rayiç bedelini kesinlikle dinlemiyor. Defalarca tartıştım, biz okulla böyle anlaşmışız, rayicimiz budur diyorlar.

Yani anlayacağınız; Silvan ulaşım kooperatifinin “çetevari” yöntemle belediyeye saldırısı aslında bu sektördeki genel zorbalığın özgün bir dışavurumu. Büyük bir rant dönüyor ortada. İstedikleri gibi pişirip yiyorlar. Halktan yana, birkaç lira daha uygun rakama halkı bir yerlerden bir yerlere taşıyayım dediğinizde rantiyecilerin yöntemi zorbalık.

Ama tabi bu ve buna benzer muhtemelen önümüzdeki günlerde de başka kılıflar altında önümüze çıkması muhtemel eylemlilikler; örgütlü ve yönlendirilmiş rant odaklarının muhtemelen siyasal arka planları da olan işler.

Kürt siyasal muhalefetinin kurumlarını bu süreçte birileri itibarsızlaştırmak, güçten takatten düşürmek, başarısız göstermek istiyor. Bunun farkında olunmalı. Ve bu türden tezgâhlara gelinmemeli. Kamuoyu bütün kanallar kullanılarak bilgilendirilmeli. Rakamlarla, verilerle anlatılmalı.

Belediyelerin halkın belediyesi olduğu, yoksul Kürt emekçilerinin talepleri, beklentileri, çıkarları için politika geliştirmek durumunda olduğu gerçeği sürekli canlı tutulmalı, anlatılmalı, paylaşılmalı. Çünkü Kürt kimliğinin dışavurumu olan; mücadeleyle, seçimlerle kazanılmış kurumların hükmü; halkın iktidarının yarattığı güç, üçbeş tuzu kuru rantiyeciye terk edilmeyecek kadar büyük bir güçtür. Ben bunu bilir, bunu talep eder ve bunu beklerim.

Şeyhmus Diken

06.07.2014 Diyarbekir

 

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.