TİGRİS HABER - DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, partisinin 5’inci Olağan Kongresi’nde yaptığı konuşmada, kongrenin bir eşik ve büyük dönüşüme hazırlık olduğunu belirterek, “İtirazlar olabilir, provokasyonlar olabilir, güvensizlikler çıkabilir. Bazen devlet ağır davranabilir. Ama biz barışın gemisini limana vardıracağız” dedi.
DEM Parti 5'inci Olağan Büyük Kongresi'nde DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları açıklamalarda bulundu. pic.twitter.com/XIwv5StPn5
— Tigris Haber (@TigrisHaber) September 6, 2026
Üç yıl önce gerçekleştirilen kongreden bu yana dünyada önemli değişimler yaşandığını belirten Hatimoğulları, dünyada ve Ortadoğu’da artan silahlanma ve savaş koşullarına dikkat çekti. Küresel ölçekte büyük göç dalgalarının yaşandığını ifade eden Hatimoğulları, küresel sermayenin krizinin bedelinin açlık ve yoksullukla halklara ödetildiğini söyledi.
‘KÜRT MESELESİNİN ÇÖZÜMÜ BİR ZORUNLULUKTUR’
Sistemin çoklu krizleri yönetebilmek için baskı rejimlerini artırdığını belirten Hatimoğulları, Türkiye’nin son derece hareketli bir coğrafyanın merkezinde bulunduğunu ifade etti.
Hatimoğulları, şöyle konuştu:
“Bir tarafında Doğu Akdeniz’deki sıcak gelişmeler, diğer tarafında Karadeniz’deki top ve mermi sesleri... Balkanlardaki gerilimlerin, Asya’daki kavgaların sesi Türkiye’nin kalbinden duyuluyor. Böyle zamanlarda bir toplumun en büyük gücü barıştır.”
Dünyadaki gelişmelerin yalnızca emperyalizm cephesinden değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Hatimoğulları, halkların ve toplumların mücadele dinamiklerinin büyüme ihtimalinin de görülmesi gerektiğini söyledi.
Türkiye’nin yüz yıllık Kürt meselesini demokratik yollarla çözmesinin bir tercih değil, zorunluluk olduğunu vurgulayan Hatimoğulları, “Önümüzdeki yüzyılda nasıl bir ülkede yaşayacağımızı belirleyecek tarihsel bir sınavdır” dedi.
‘KONGRE ÜÇ YILIN MUHASEBESİ’
Kongrenin aynı zamanda geride kalan üç yılın muhasebesi olduğunu ifade eden Hatimoğulları, siyasetin dili, haber alma biçimleri ve örgütlenme yöntemlerinin değiştiğini söyledi.
Hatimoğulları, “Biz de değişiyoruz ve değişmeye, dönüşmeye devam etmek zorundayız. Üç yıl boyunca bazen toplumun önünde, bazen gerisinde yürüdük. Bazen halkımız bizi uyardı. Bazen bir yolu tarif etmeye çalışırken o yolun başka türlü yürünebileceğini toplumdan öğrendik” diye konuştu.
‘HER ACININ KENDİ ADI, KENDİ HİKÂYESİ VAR’
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin 1 Ekim’de DEM Parti sıralarına giderek tokalaşmasının ardından yeni bir sürecin başladığını belirten Hatimoğulları, devamında PKK’nin feshi, silah yakma töreni, Meclis’te komisyon kurulması ve çerçeve yasanın çıkarılması gibi gelişmelerin yaşandığını ifade etti.
Özgürlük mücadelesinde yaşamını yitirenlerin kimliklerinin açıklanması ve taziyelerin kurulmasına da değinen Hatimoğulları, başta Kürt halkı olmak üzere tüm halklara başsağlığı diledi.
Hatimoğulları, “Bu topraklarda Kürt meselesi farklı dönemlerde farklı isimlerle konuşuldu. Bazen inkâr edildi, reddedildi, bazen yok sayıldı. Bazen güvenlik başlığına sıkıştırıldı. Bazen konuşmanın kendisi suç sayıldı. Bazen çözüm ihtimali belirdi, ardından kapılar hemen kapandı” dedi.
1990’lı yılların hafızasının toplumda hâlâ canlı olduğunu belirten Hatimoğulları, boşaltılan köylerin, faili meçhullerin, cezaevlerinin ve çatışmalarda yaşamını yitirenlerin acılarının toplumsal hafızada yer aldığını söyledi.
“Çatışmalarda evladını kaybetmiş asker ailelerinin acısı da bu ülkenin hafızasında” diyen Hatimoğulları, “Acılar yarıştırılmaz. Her acının kendi adı, kendi hikâyesi var” ifadelerini kullandı.
‘BARIŞACAĞIZ, BAŞARACAĞIZ’
Barışın ortak acıların sona ermesini amaçladığını ifade eden Hatimoğulları, DEM Parti’nin sürece ilişkin tutumunun açık olduğunu belirtti.
“Bizler barışacağız, bizler başaracağız” diyen Hatimoğulları, barışın yalnızca silahların susmasından ibaret olmadığını vurguladı.
Hatimoğulları, barışın; bir çocuğun hayalleri, bir işçinin emeğinin karşılığını alması, emeklinin insanca geçinebilmesi, gençlerin umutlarının karşılık bulması ve kadınların şiddetten uzak, özgür ve eşit yaşayabilmesi anlamına geldiğini söyledi.
Barışın aynı zamanda doğanın talan edilmemesi, seçme ve seçilme hakkının korunması, kayyım uygulamalarının sona ermesi, düşünce ve ifade özgürlüğünün sağlanması anlamına geldiğini belirten Hatimoğulları, bir Kürdün anadilini özgürce konuşabilmesinin de barışın temel unsurlarından biri olduğunu ifade etti.
‘KANUN BİR KAPI AÇABİLİR’
Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat çağrısıyla ortaya koyduğu iradenin tarihsel önem taşıdığını belirten Hatimoğulları, silahların bırakılması ve örgütün feshi konusunda üstlenilen sorumluluğun sürecin önünü açtığını söyledi.
Türkiye’de siyaset kurumunun, devletin ve Meclis’in bundan sonraki süreçte önemli sorumluluklar taşıdığını ifade eden Hatimoğulları, 10 Ağustos 2026’da kabul edilen Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun hakkında değerlendirmelerde bulundu.
Kanunu önemsediklerini ancak eksikliklerinin de bulunduğunu belirten Hatimoğulları, “Hiçbir kanun kendi başına toplumsal barış yaratamaz. Kanun bir kapı açabilir. O kapıdan nasıl geçileceğini siyaset, hukuk ve toplum belirler” dedi.
Önlerindeki en zor aşamanın barışı toplumsallaştırmak olduğunu belirten Hatimoğulları, barışın mahallelerden okullara, ailelerden Meclis’e ve belediyelere kadar hayatın her alanına girmesi gerektiğini söyledi.
BARIŞI KİM KURACAK?
“Barışı kim kuracak?” sorusunu gündeme getiren Hatimoğulları, barışın toplumsal mücadele ve farklı kesimlerin ortak çabasıyla inşa edileceğini söyledi.
Cumartesi Anneleri’nin hafıza mücadelesinin, Barış Anneleri’nin, evladını askerlik yaparken kaybeden ailelerin, kadın hareketinin, insan hakları savunucularının, gazetecilerin, hukukçuların, akademisyenlerin ve sanatçıların barışın inşasında önemli rol oynayacağını ifade etti.
Hatimoğulları, sosyalistler, devrimciler, yurtseverler, mütedeyyinler, sekülerler, sosyal demokratlar, Aleviler ile tüm halkların ve inanç topluluklarının ortak mücadelesinin önemine dikkat çekti.
‘BARIŞ DEMOKRASİYLE TAÇLANDIRILMALI’
Türkiye’nin çoğulculuğunun bir zayıflık değil, ülkenin zenginliği olduğunu belirten Hatimoğulları, toplumun güçlenmesinin yolunun demokratikleşmeden geçtiğini söyledi.
“İç barış demokrasiyle taçlanırsa kalıcı olur” diyen Hatimoğulları, Cumhuriyeti demokratikleştirmenin yalnızca Kürtlerin değil, tüm toplumun ortak mücadelesi olduğunu ifade etti.
Alevi yurttaşların eşit yurttaşlık taleplerinin yanında olmaya devam edeceklerini de belirten Hatimoğulları, “Alevi canlarımız partimizin kalbindedir, yüreğindedir” dedi.
SÜRECE ELEŞTİREL YAKLAŞANLARA ÇAĞRI
Sürece kaygılı ve eleştirel yaklaşan kesimlere de seslenen Hatimoğulları, yapıcı eleştiri ve önerilerin kendileri için önemli olduğunu söyledi.
“Bizim felsefemizde eleştiri-özeleştiri can suyudur, ilerleticidir” diyen Hatimoğulları, farklı kesimlere süreci birlikte yürütme çağrısında bulundu.
Silahların susmasının demokrasi mücadelesini büyütmek için önemli olanaklar yarattığını belirten Hatimoğulları, Türkiye’deki antidemokratik uygulamaların kendiliğinden ortadan kalkmayacağını ve ülkenin kendiliğinden demokratikleşmeyeceğini ifade etti.
‘BÜYÜK DÖNÜŞÜME HAZIRLANIYORUZ’
Kongrenin anlamının tam da bu noktada ortaya çıktığını belirten Hatimoğulları, kongreyi “bir hazırlık ve eşik kongresi” olarak tanımladı.
“Geride bıraktığımız dönemin deneyimlerini yanımıza alıp önümüzdeki büyük dönüşüme hazırlanıyoruz” diyen Hatimoğulları, kendilerini tekrar etmek için değil, yenileyebilmek için kongrede olduklarını söyledi.
Toplum değişirken aynı kalan bir parti olamayacaklarını ifade eden Hatimoğulları, Kürt meselesinin yeni bir evreye girdiği dönemde siyasetin eski araçlarla sürdürülemeyeceğini belirtti.
‘BARIŞ SÜREÇLERİ DÜZ YOLLAR DEĞİLDİR’
Önlerinde kolay bir dönemin bulunmadığını belirten Hatimoğulları, barış süreçlerinin zorlu, engebeli ve sabır gerektiren süreçler olduğunu söyledi.
“İtirazlar olabilir. Provokasyonlar olabilir. Güvensizlikler çıkabilir. Eski korkular yeniden hatırlanabilir. Bazen devlet ağır davranabilir. Bazen siyaset cesaretini kaybedebilir. Bazen toplum yorulabilir. Ama bizim görevimiz tam burada başlıyor” dedi.
Barışı günlük gelişmelere göre savunmayacaklarını vurgulayan Hatimoğulları, “Barış bizim için konjonktürel bir tercih değildir. Bu topraklarda birlikte yaşamanın en ciddi siyasal programıdır” ifadelerini kullandı.
‘BARIŞIN GEMİSİNİ LİMANA VARDIRACAĞIZ’
Yüz yıllık meselelerin bir günde çözülemeyeceğini ancak kaderlerinin bazen birkaç yıl içerisinde değişebileceğini belirten Hatimoğulları, Türkiye’nin böyle bir zaman diliminden geçtiğini söyledi.
Bu sürecin öfke kadar akıl, hafıza kadar yenilenme, cesaret kadar sabır ve kararlılık gerektirdiğini belirten Hatimoğulları, en önemli ihtiyacın ise birbirini duymak ve dinlemek olduğunu ifade etti.
Geçmişte yaşanan acıların inkâr edilmeyeceğini ve ödenen bedellerin unutulmayacağını söyleyen Hatimoğulları, şöyle konuştu:
“Yaşanan bütün acılarla yüzleşeceğiz. Ama çocuklarımızı o acıların içinde yaşamaya da mahkûm etmeyeceğiz. Şu bilinsin ki barışın gemisini o limana vardıracağız. Bizler o gemiyi limana mutlaka ama mutlaka ulaştıracağız.”